FERHAT ÜNLÜ FERHAT ÜNLÜ

Tarihin Afrin’de tekerrürü

Çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyeti, Hatay'ı, gerektiğinde askeri güç kullanımı tehdidini de içeren yoğun bir diplomatik mücadele süreci sonucunda topraklarına katmayı başarmıştı. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat koordine ettiği bu süreç Fransa'nın Hatay'ı kontrol altına aldığı 1918 yılından 1939 yılına kadar sürdü.

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü yapmış Prof. Dr. Yusuf Sarınay'ın, yardımcı doçentliği döneminde yazdığı 'Atatürk'ün Hatay Politikası' başlıklı makale bu konuda önemli bilgiler içeriyor. Hatay, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İskenderun Sancağı olarak Fransa'nın Ortadoğu'daki nüfuz bölgesine dâhil edilmişti. Kent, sabırlı bir diplomatik operasyon neticesinde İkinci Dünya Savaşı öncesinin uluslararası siyasal konjonktürü ustaca değerlendirilerek geri alındı. Atatürk, Hatay politikasını iki aşamalı bir stratejiyle sonuca ulaştırmıştı. Önce Hatay'a bağımsızlık kazandırılması, ardından şehrin Türk topraklarına ilhakı…

Atatürk, Hatay'la Mondros Mütarekesi'nden itibaren yakından ilgilenmesine rağmen denge politikalarından ötürü uzun bir süre sorunun çözümünü sağlayamamıştı. Atatürk'ün, "İskenderun Sancağı ve havalisinin de tahliyesi üzerinde büyük gayret sarf ettikse de şimdilik bir şey yapamadık. Ancak orası için hususi bir idare tatbik edeceklerini taahhüt altına alabildik, inşallah ileride sizleri de kurtaracağız. Şimdi memleketinize giderek çalışırsınız" demişti.

Fransa, Hatay konusunda Türkiye'nin verdiği notaya cevap vermeden önce Atatürk, 1 Kasım 1936'da TBMM'nin açılışında yaptığı konuşmada

"Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük bir mesele, hakiki sahibi öz Türk olan İskenderun; Antakya ve havalisinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve katiyetle durmaya mecburuz.

Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda tek ve büyük mesele budur" açıklamasını da yapmıştı. (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri. Nimet Arslan.)

Fransa, Atatürk'ün ölümünden tam iki yıl önce, 10 Kasım 1936'da verdiği cevabi notada, İskenderun Sancağı'na bağımsızlık vermenin Suriye'yi parçalamak demek olacağını ve mandater devlet olarak buna yetkisi bulunmadığını bildirdi. (Cumhuriyet. 22/11/1936. Montreux ve Savaş Öncesi Yılları.)

Atatürk ise Türkiye'nin gerekirse Hatay için bir askeri harekâtı göze alacağını bildiren bir açıklama yaptı:

"Bir askeri harekâtın başlangıcı gibi yorumlanabilecek şekilde tertip ettiğim bu seyahati, Hatay'daki Türk çoğunluğunun haklarını korumak konusunda ne derece hassas ve azimli olduğumuzu göstermek için yaptım."

Atatürk, Türkiye'nin Fransa ile bir savaşı istemediğini, fakat mecbur olduğu zaman icap ederse bütün dünyaya karşı koyabileceğini, Hatay meselesinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti'nin haysiyet ve izzet-i nefsini müdafaa etmek zoru ile hareketlerin en ileri derecesine gitmek mecburiyet ve kararında olduğunu bildirmiş ve "Eğer bu mecburiyet bizi Fransa ile savaş haline koyarsa buna şimdiden sadece teessüf ederiz" demişti.

Fransa ise Hitler'in yükselişi ile Avrupa'da gerginleşen durum karşısında Türkiye'yi karşısına almaktan çekiniyordu. Ancak İskenderun Limanı'nı da kaybetmek istemediği için sorunu Milletler Cemiyeti'ne götürerek Türkiye ile uzlaşma yollarını aradı.

Tarih, şimdi Afrin'de tekerrür ediyor. Türkiye, 2012'de PYD'nin denetimine geçen Afrin'le ilgili olarak bir süredir askeri ve istihbari hazırlık yapıyor. Ancak Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesi, 7 Şubat krizi ile başlayıp Gezi Eylemleri, 17-25 Aralık, Ağustos 2015 hendek kalkışmaları ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimi ile hep engellendi. Türkiye en büyük saldırı olan 15 Temmuz'dan net bir zaferle çıktıktan sonra 'kafasını kaldırabildi' ve savunmadan taarruza geçti. Fırat Kalkanı ile Türkiye, Suriye tarafındaki 2 bin kilometrekarelik bir bölgeyi DEAŞ'lı teröristlerden temizledi. Ayrıca Afrin ve Kobani arasında bir tampon bölge oluşturdu ve PYD'nin Suriye'de Türkiye sınırı boyunca uzanan bir koridor oluşturmasını engelledi. Bunun yanı sıra Ekim 2017'de başlayan İdlib operasyonu ile de Afrin güneyden kuşatılmış oldu.

O DÖNEMİN FRANSASI'NI ABD VE RUSYA TEMSİL EDİYOR

Hatay'ın anavatana katıldığı dönemin Fransa'sını bugünün ABD'si ve Rusya'sı temsil ediyor. Hatay konusunda tek muhatabımız Fransa idi. Afrin konusunda iki muhatabımız bulunuyor. Pek çok yönden 'Hatay sürecini andıran Afrin süreci ile önemli bir nüans var ama: Türkiye Afrin'i PYD/PKK unsurlarından temizledikten sonra oraları asıl sahiplerine bırakarak geri çekilecek.

Afrin, bir süredir Türkiye'nin ulusal güvenlik gündeminin ilk sırasında. ABD'nin Ortadoğu bölgesinden de sorumlu olan Merkez Komutanlığı bünyesinde görev yapan Albay Ryan Dillon'un, "Koalisyon, yeni Suriye Sınır Güvenlik Gücü'nün kurulup eğitilmesi amacıyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte çalışmaktadır" şeklinde bir açıklama yapması Türkiye'nin bu konudaki baskısını artırdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok sert bir açıklama ile ABD'yi uyardı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan Afrin operasyonunun ayrıntılarını konuşmak üzere Moskova'ya gitti.

Türkiye, Afrin konusunda Rusya ile bir süredir diplomatik müzakere yürütüyor. Rusya pek çok konuda ikna edildi ve Türkiye'nin tezlerini kabul etti. İki ülke, tıpkı İdlib gibi Afrin'in de geleceğini birlikte belirleyecek. ABD bu konuda devre dışı.

Afrin operasyonu başladıktan sonra ABD ne yapabilir sorusuna gelirsek… PKK'yı Türkiye'ye karşı daha fazla kullanabilir ve Türkiye'nin Afrin'e birlikte girmeyi planladığı Özgür Suriye Ordusu unsurlarını etkilemeye çalışabilir. Ancak ÖSO'nün Fırat Kalkanı'nı ilk zamanlar sabote etmeye çalışan ABD'ye artık hiç güvenmediği çok açık. Eğit-donat projesi de zaten rafta. CIA'in bu projesinin raf ömrü bile doldu. Pentagon ABD'nin Suriye politikasının ana aktörü.

Suriye rejiminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat'ın "Eğer Türk savaş uçakları bir saldırıya girişirse Suriye hava savunması herhangi bir Türk uçağı hedefini yok etmeye hazırdır" sözleri de bir tehditten çok "Bizi muhatap alın, böyle bir şey yapacaksanız bizimle işbirliği içinde yapın" talebini içeriyor aslında. Türkiye de Suriye rejiminin patronu Rusya ile konuyu görüşüyor.

Rusya, Afrin'e karşılık İdlib'de daha avantajlı bir konuma geçmek istiyor.

Bunu da Türkiye ile anlaşmadan yapması mümkün değil.

KENT SAVAŞI OLACAK

Afrin operasyonu birkaç açıdan önemli: Her şeyden önce Fırat Kalkanı ile başlayan güvenli bölgenin Batı'ya doğru uzanarak tahkim edilmesi açısından…

Afrin ile Amanos'lardaki PKK varlığını kesmek açısından… (PKK, Afrin üzerinden Amanoslar'ı yıllardır koridor olarak kullanıyor. Afrin ile Amanos'lardaki PKK varlığı arasında doğrudan bağ var.) Ve Türkiye'nin Kuzey Suriye'de bir PKK/PYD devletine izin vermeyeceğini tüm dünyaya göstermesi açısından…

Türkiye, Afrin'e operasyon sürecini, dünya kamuoyuna duyurarak göstere göstere yürüttü. Bu, bilinçli bir tercihti. Süreç üç ayaklı bir strateji ile yürütüldü: Askeri ayak, diplomasi ayağı ve psikolojik harekât boyutu. Erdoğan'ın 27 Ekim 2016'da yaptığı "Kilis'ten Kırıkhan'a doğru uzanan bölgeden ülkemize yönelik tehditleri bertaraf etmek için gerekirse orayı da terör örgütlerinden temizlemeyi gündemimize alıyoruz" sözleri ve 29 Nisan 2017'deki "Bir gece ansızın gelebiliriz" söylemi üç boyutlu stratejinin bir parçasıydı.

Afrin operasyonunda ne olur sorusunun yanıtını birkaç cümleyle vermeye çalışarak yazıyı noktalayalım: Afrin operasyonu bir meskûn mahal muharebesi olacak. PKK/PYD, Afrin'de Sur, Cizre ve Nusaybin'de ne yaptıysa onu yapmaya çalışacak. Bombalı tuzaklar kuracak, sivilleri öne sürerek şehir savaşını uzatmaya çalışacak. Ama yenilginin mukadder olduğunu onlar da biliyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, tüm planlarını meskûn mahal çatışmasına göre revize etti çünkü. Afrin'de hava operasyonunun ardından kara harekâtı başlayacak. İHA'larla hedefler işaretlenmiş durumda. Hava operasyonunun Rusya ve Suriye ile koordineli olarak yürütülmesi gündemde. PYD'nin Afrin'deki silahları da biliniyor. ABD TIR'larıyla gelen silahların hatırı sayılır bir bölümünün Afrin'deki PYD unsurlarına aktarıldığı da…

ABD'nin, Afrin yüzünden Türkiye ile askeri olarak karşı karşıya gelmek istemediği de görülüyor. Yani Afrin yüzünden bir tür 'Metal Fırtına' beklemek de düpedüz komplo olur. Bununla birlikte ABD, ülkemizle PKK üzerinden vekâlet savaşı yürütmeye çalışacaktır.

Millet, devletinin arkasında olduğu müddetçe Türkiye'nin sırtını yerine getirmek imkânsız. Afrin konusunda da millet, devletinin arkasında. Bu yüzden tarihin, Afrin'de tıpkı Hatay'da olduğu Türkiye'nin lehine tecelli etmesi işten bile değil.
BİZE ULAŞIN