FERHAT ÜNLÜ FERHAT ÜNLÜ

Terörde son trend: Franchising

Bir ürünün imtiyaz hakkının ikinci bir tarafa belirli koşullarla verildiği uzun vadeli iş ilişkisi anlamına gelen franchising, deyiş yerindeyse terörde son trendleri anlatmak üzere kullanılan bir kavram olarak dolaşıma girdi. Bu kavrama Polis Akademisi tarafından hazırlanmış bir raporda rastladım. Raporun başlığı 'PKK'nın Bölgesel Terör Ağı Yapılanması' (terör franchising). Rapor, Doç. Dr. Bayram Ali Soner, Yrd. Doç. Dr. Ömer Aslan ve Arş Gör. Hakan Kıyıcı tarafından yazılmış.

Raporun en can alıcı noktalarından biri, şu anda Suriye'de PKK/PYD saflarında savaşan teröristlerin er ya da geç uluslararası bir terör ağının parçası olacakları ve ileride DEAŞ gibi Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa ülkeleri için de tehdit haline gelebileceği. Gerçi PKK, kuruluş kodları itibariyle alan hâkimiyetine (Medya alanları diyorlar. Bunu bizim medya sektörünü kast ederek değil, eski Med ülkesine atfen söylüyorlar) önem veren bir örgüt olduğu ve ayrıca ağababası konumundaki ABD ve Avrupa ülkeleriyle bozuşmak istemeyeceği için bu ülkelere namlu doğrultması düşük bir ihtimal. Ama örgütün ulus aşırı terör ağının bir parçası olarak küresel anlamda her zaman tehdit arz ettiği de bir vakıa.

Raporda El-Kaide'nin 'franchise'ları vasıtasıyla varlığını devam ettirme ve Suriye'deki savaşa yön verme çabası içinde olan tek ulus aşırı örgüt olmadığı belirtiliyor ve "ABD ve AB tarafından bir terör örgütü olarak listelenen PKK da Suriye devrim hareketleri sürecinde ortaya çıkan boşluğu kullanmış ve PYD, YPG, YPJ ve diğer kolları aracılığı ile bölgedeki varlığını tahkim etme çabası içine girmiştir" deniliyor.

PKK'NIN YABANCI TERÖRİST SAVAŞÇILARI

Raporda 'PKK dünya için tehdit haline gelecek' tezi şu gereklerle açıklanıyor:

"- Batılı terör uzmanları, El-Kaide'nin yandaşları ve bağlantılı yerel gruplar aracılığıyla Suriye'de kalıcı bir yer edinme çabası içinde olduğu uyarısını yapmaktadırlar.

- PKK, Öcalan'ın 1999 yılında yakalanmasından sonra istikrarlı ve tedrici bir dönüşüm süreci içerisinde girdi ve özellikle 2002 yılından bugüne dek geçen sürede yeni bir terör ağı yapılanmasına gitti. PKK böylece kendisini birçok örgütün üzerinde şemsiye yapı olarak konumlandırdı.

- PKK'nın etnik-ayrılıkçı bir terör örgütü olarak benzeri diğer örgütlerden farklı olarak terör ağı yapılanması stratejisini izleyebilmesini sağlayan temel faktör PKK'nın Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerde 2002 yılının çok öncesine giden aktif varlığıdır.

- Özellikle Suriye rejiminin PKK'ya olan desteği, zaman zaman azalsa da, süreklilik arz etmiştir. Esed ailesi PKK'ya Kuzey Suriye'de ve Suriye güvenlik güçlerinin kontrolünde eğitim imkânı tanımayı bir devlet politikası olarak benimsedi. PYD 2003 yılında PKK tarafından kurulduğunda Suriye toprakları örgüt için aşina olmadıkları bir yer değildi.

- PKK-PYD ilişkisi PKK'nın PYD'yi kurduğu andan ibaret değildir. PYD'nin silahlı kanadının oluşabilmesi PKK sayesinde oldu. YPG militanları PKK, PYD, YPG, YPJ ve PJAK arasında bir fark görmediklerini açıkça ifade etmektedirler. YPG ve PKK veya PKK ve PJAK gibi diğer kolları arasında kullanılan isimler dışında ciddi bir örgütsel ve operasyonel farklılık bulunmamaktadır.

- Zaman zaman aralarında PKK'ya sempati duyan isimler de dâhil olmak üzere çok sayıda Batılı gözlemci ve uzman dahi PKK'nın aksi yöndeki tüm söylemine rağmen değiştiğine ikna olmuş değildir. 'Rojava deneyimi' PKK'nın hem Leninci öncü parti geleneğini, hem de Stalinist lider kültünü tekrarlamaktan başka bir sonuç vermemiştir.

- PKK'nın Suriye kollarında savaşan Batılı ve Türk savaşçılar ve YPG ve YPJ'nin Batılı olmayan militanları PKK'nın parçası olduklarını, PKK'lı olduklarını ve PKK için savaştıklarını açıkça kabul etmişlerdir. Bu savaşçıların çoğunlukla Kürdistan İşçi Partisi (PKK) yerine YPG'ye katılmalarının nedeni, PKK'ya katılmaları halinde ABD yasalarını ihlal edecek olmalarıdır.

- Terör ağı yapılanma stratejisi, örgütün yetkilerini ve etki alanını tamamen kollarına devretmesi anlamına gelmemektedir. El-Kaide'nin Usame bin Ladin'in 2011 yılında öldürülmesinin ardından merkezi yapısının önemini kısmen korumaya devam etmesi gibi, PKK örneğinde de halen çok güçlü bir 'PKK merkezi' bulunmaktadır.

- PKK'nın Avrupa'daki aşırı-sol gruplarla tarihsel bağları ve bağlantıları olduğu düşünüldüğünde, anarşist veya Marksist olarak Avrupa'ya dönen yabancı savaşçıların Batı güvenliği ve uluslararası düzen açısından diğer yabancı savaşçılardan daha az tehlikeli olmayacağı görülmelidir.

- Şu an PKK/PYD saflarında savaşan, fakat silahlı eğitimleri, şiddet deneyimleri, suç bağlantıları ve radikal fikirleriyle Batı'ya er ya da geç dönecek olan birçok Marksist ve anarşist devrimci bulunmaktadır. Suriye'nin kuzeyi suça bulaşmış, silah eğitimi almış ve radikalleşmiş militanlar arasında çok farklı ulus aşırı bağlantıların ve tanışıklıkların oluşturulduğu bir yer haline geldi.

- PKK'nın bölgesel terör ağı yapılanmasına yönelik Batı desteği YPG'ye katılan Marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması vesilesiyle de yeni ulus aşırı suç ve terör bağlarının kurulmasına yol açmaktadır."

BÖLGEM��ZDEKİ TERÖR TEHDİDİ

Bu tezler raporun yönetici özeti bölümünde El-Kaide örgütü ile mukayeseli olarak açıklanıyor. Raporun bu bölümünün ana başlıkları şunlar:

"- Ortadoğu'da birlikte çalıştığı yerel örgütler vasıtasıyla güvenli ve kalıcı bir alan edinme peşinde olan tek örgüt El-Kaide değildir. ABD ve AB'nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK da son birkaç yıl içerisinde yalnızca PYD, PJAK, TAK gibi kendi yandaşı örgütlerle değil, aynı zamanda MLKP ve yine ABD'nin terör örgütleri listesinde bulunan DHKP-C gibi radikal sol örgütlerle de işbirliğine gitti.

- PKK'nın yeni stratejisi; Türkiye ve Ortadoğu'nun ötesine geçen ulus aşırı vizyonunda herhangi bir değişikliğe yol açmamakta, aksine Batılı anarko sosyalistlerin ve farklı çizgilerden sosyalistlerin de katılımıyla ulus aşırı hırslarını büyütmektedir."

PKK, bir gün kendisini besleyip büyüten emperyalizm için -tıpkı Usame bin Ladin'in El-Kaidesi gibi- tehdit haline gelir mi bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki, o da Türkiye'nin, 40 yıldır -neredeyse benim doğumumdan bu yana- mücadele ettiği terör örgütünün ülkemiz ve bölgemiz ülkeleri için ciddi bir tehdit olduğu.

BİZE ULAŞIN