HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Değişirken hayatımız...

Tıme dergisi bir liste yayımladı. Ciddi sosyoloji siteleri dahi oradaki görüşleri harıl harıl tartışıyor. Bizim basınımız yüksek meselelerle uğraştığı, böyle konulara gönül indirmediği için onları aktarmak ve niçin önemli bulunduklarını birkaç sözcükle olsun belirtmek istedim. Time'ın listesine göre dünyanın bugünü ve yakın geleceği şu 10 düşünce etrafında biçimleniyor, biçimlenecek.
1.Yalnız yaşamak yeni norm: ABD'de 1950'lerde nüfusun sadece % 9'u yalnız yaşar ve bu hal hiç hoş karşılanmazken, bugün toplumun % 28'i yalnız. Dünyanın her yerinde yalnızların oranı çığ gibi artıyor. Bunun bir sonucu, modern insanın meziyetleri diye tasavvur edilen hallerin ortaya çıkması: bireysel özgürlük, kişisel kontrol, insanın kendi kendisini gerçeklemesi.
2. Başımız bulutlarda: Hafızamızı yitirmiyoruz da artık taleplerimizi karşılayamıyor. Belleklerimizin yükünü şimdi arama motorlarına ve akıllı telefonlara taşıtıyoruz. Columbia Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre üç sonuç doğuruyor bu hal: bir, internette bulabileceğimiz bilgiyi unutuyoruz; iki, ancak sanal ortamda bulacağımızı düşünmediğimiz şeyleri hafızamızda tutuyoruz; üç, bilginin kendisinden çok nerede bulabileceğimizi aklımıza yerleştiriyoruz. Ortaya 'muamelesel' (transactional) hafıza çıkıyor; bilgi bizde yok ama olduğunu ve nerede bulunduğunu hatırlamak üstüne kurulu.
3. Ayak izi değil, el izi: Bütün mesele karbon izi. Bir cips paketinin üretilmesi sırasında atmosfere 75 gm karbon salınıyor. Bunu evrensel ölçülerde düşününce karşılaşılan sonuç ürkütücü. Karbon yok ediyor dünyayı.
4. Dinsizlerin yükselişi: Daha doğrusu dinsizler dininin yükselişi. 1990'dan beri ABD'de 'Hiçbir dine mensup değilim,' diyenlerin oranı iki kat artarak %16'ya yükselmiş ama bu insanların 'dinsiz' veya dinle alakasız olduğu anlamına gelmiyor. Tersine, inançları var ama örgütlü ve sistematik bir dinle bütünleşmiyorlar. Hatta 'bağlantısız' (nones) insanların %40'ının basbayağı dindar olduğu saptanmış durumda ve doğru bir din bulma arayışını da sürdürüyorlar.
5. Sonsuz dayanıklı gıda: Fazla söze hacet yok, teknoloji ilerliyor ve daha ileri koruma teknikleri bulmazsak bu yıl 7 milyara erişecek insanlığı doyurmak olanaksız. Şimdilik en uzun dayanan gıda 10 yılda bozuluyor. Ama ayda ancak bir defa alışverişe gideceğimiz ve her şeyi buzluktan çıkarıp yiyeceğimiz günler yakındır.
6. Yüksek Statü Stresi: Yüksek makamlarda bulunmanın yarattığı stres bütün bedeninizi zehirliyor, ömrünüzü kısaltıyor, sizi ağır sonuçlara mahkum ediyor. İktidar daha da beter bu açıdan. İş yerinde öteki insanlar üstünde iktidar sahibiyseniz, bu, insanlar arası çatışmaların yarattığı sürtünmeye maruz kalacaksınız demektir. Bir de mikroizlenim- yönetimi belası var, ne giyeyim, ne yiyeyim, ne süreyim... Yanında, işimi, makamımı kaybedersem endişesi. Hele bir de bu makamlara ileri yaşınızda erişmişseniz.
7. Toplumsal alanda mahremiyet: Çok ayrıntısıyla yazıp anlatmak olanaksız ama mahremiyetin ne büyük bir yitimle karşı karşıya olduğu belli. Cep telefonları, elektronik izler, bilgisayarlar, GPS kayıtları ve daha yüzlerce şey, bizi sürekli olarak devletin, sistemin hatta yerine göre özel gözetimcilerin takibi altında tutuyor. Belki de bütün bu gelecek sorunsalları içinde en önemlisi bu.
8. Doğa bitti: Üzgünüz ama öyle, o kadar böyle ki, doğada artık aynı kalmasına, doğal halinde devam etmesine çalışacağımız bir yer de kalmadı. Bu, coğrafya bakımından geçerli olan durum. Bir de canlıların yaşadığı tehlike var; omurgalıların 5'te 1'inin soyu doğrudan tehdit altında. Buz altında olmayan doğanın % 34'ünü doğrudan etkiliyoruz, bitki aleminin % 90'ı insanın bu yıkıcı izini taşıyan ekosistem içinde kalıyor.
9. Yaşlanma mahalleri: 1945 sonrasında ABD'de bebek patlaması oldu, 68 milyon çocuk doğdu, şimdi yaşlanıyorlar. Üstelik ömürler uzuyor. Nasıl olacak? Yeni mahalleler, yeni rezidanslar, yeni şehirler hatta, inşa ediliyor, edilecek. Aynı çağın insanları bir arada olacaklar, ortak ilgiye sahip bulunanlar bir arada yaşayacak. Hastaneler, doktorlar, marketler bu anlayışa göre düzenlenecek. Sizi bilmem, ben asla böyle bir yerde olmayacağım.
10. Siyah ironi: Bizi doğrudan ilgilendirmiyor, ABD'deki siyahların durumu, koşulları, geleceği. Bunu da bizdeki 'azınlık' tartışmasına ve geleceğine bağlayabilirsiniz. Yani, dünyanın geleceği, azınlık ve öteki tartışmasında.

BİZE ULAŞIN