HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Alexander Volodin’in konseri

Klasik müziğin olmadığı bir kent düşünülemez. Kentin estetik gücü klasik müzik konserleriyle doğrudan ilişkilidir. İyi ki, İstanbul Resistalleri var

14 Ocak 2017
İstanbul Resitalleri düzenliyor bu dinletileri. Kamil Şükun'un İstanbul'a büyük bir armağanı. Şükun'u geç tanıdım. Oysa Yahşi Baraz'ın çok yakın arkadaşıymış. Daha yakından ve zamanında görüşmeyi çok isterdim. Tanıyınca ne kadar çelebi, zarif, nazik bir insan olduğunu görmüştüm. Sonra ansızın aramızdan çekildi. O zamanlar kendisini bilmezdim ama çıkardığı Vizon (sonra Vizyon) dergisini hem de nasıl izlerdim. Her şeye rağmen çorak, dünyayı yeni yeni öğrenmeye çalışan Türkiye'de büyük ve zarif bir soluktu.
Demektir ki, Kamil Şükun yaptığını iyi yapan, uygar, boşluğu gören ve hayatı estetikle yaşamak isteyen biriymiş.
Bunu İstanbul Resitalleri'nden anlamak da mümkün. Kim derdi ki, bugün bile bir klasik müzik çölü olan İstanbul'da her ay dünyanın en iyi solistlerinden biri gelip bir konser verecek.
Yıllardır izliyorum o konserleri. Gidemediğim zaman bir suçluluk duyuyorum adeta. Üstelik kendisini geliştiriyor İR. Şimdi konserden önce açıklamalarda bulunuyor. (Bence program notlarında da o genel ve ansiklopedik bilgileri kaldırıp parçayı biraz daha açıklayan bölümleri genişletseler çok iyi olacak.) Gene de bu büyük, zengin, zenginleştiren girişim etkinliğin büyütebilir. Muhakkak ki telif sorunları vardır. Ama İR'nin konserlerin yayınlandığı, tekrar edildiği, parayla dinlenebildiği bir sitesinin olması gerekir örneğin. CD'lerinin çıkması gerekir. Kısacası zaten İstanbul'un büyük bir kazancı olan, artık İstanbul'un ayrılmaz bir parçasına dönüşmüş bu etkinlik hayatımızda da daha etkili bir şekilde yer almalı.
Klasik müzik dinlemek zordur. Güçlü bir estetik ve eğitim temeli ister. Ama klasik müziğin olmadığı bir kent düşünülemez. Kentin estetik gücü klasik müzik konserleriyle doğrudan ilişkilidir. İyi ki, İR var. İstanbul'da bu sıfır düzeyine yakın ilişkiyi belli bir boyuta yükseltiyor.
Bence bir görev bu konserlere gitmek.
Volodin'in geldiği Rus ekolünü çok iyi özümsediği ortada. Müthiş parlak, tınısı zengin, berrak, tok hatta sert bir piyanist. Çok güzel bir program çaldı. Ama seyirci onu hak ettiği bir ilgiyle dinlemedi. Nedir o öksürmeler, tutan o öksürük krizleri. Öksürük atakları olan insan konsere gider mi? Ayıp değil mi onca insan? Nitekim, çok yakından izledim, her öksürükte piyanist ayrıca irkiliyordu. Nihayet yüz kişi falan birden öksürünce büsbütün sinirlendi ve Schuman'ın son bölümü gereğinden çok çok sert bir şekilde çaldı.
Gene de çoktandır bu kadar zevkli bir müzik dinlememiştim. Erimişse de, karlar içinde bir kentte izlediğim o konser bir İstanbul rüyası gibi kaldı bende...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN