CEM SANCAR CEM SANCAR

Kelle koltukta bir ülke

Siz tarihi nerden öğrendiniz bilmiyorum ama ben anneannemden öğrendim. Sözlü tarih denen şeyin âlâsı, 94 yaşına kadar keskin bir zekâ olarak yaşayan bir tarihti anneannem.
"Sokaklar zeytinyağı, boya aktı. İnsaf bilmez izbandutlar komşulara saldırdı, mallarını çaldı, cam çerçeve kırdı, kaldırımlar kumaşla kaplandı. İyi insanlar korktu, kaçtı!"
6, 7 Eylül 1955'i sesini ürküntüyle kısarak böyle anlatırdı. Sonra beni kucağına alır "Aman evladım, ne yaparsan yap siyasete girme. Siyaset kelle koltuktadır bu memlekette!"
Neyse biz Özel Harp Dairesi'nin tohumu Seferberlik Tetkik Kurulu'nun, Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldı yalanıyla başlayan derin operasyona gelelim.
O dönem Türkiye'de en çok satan gazete olan Hürriyet manşetten İstanbul'daki Rum azınlığın, Kıbrıs Rumlarının ENOSİS çetelerine para gönderdiğini yazıyordu.
6 Eylül günü, Mithat Perin'in sahibi, Gökşin Sipahioğlu'nun yazı işleri müdürü olduğu İstanbul Ekspres gazetesi "Atamızın evi bombalandı" manşetiyle ikinci baskısını yaptı. Gazete, tirajı 20 bin olduğu halde, 6 Eylül'de 290 bin basılmıştı!
İlk saldırı saat 19:00 sıralarında Şişli'deki Haylayf Pastanesi'ne yapıldı. Büyüyen kalabalık adresleri önceden belirlenmiş noktalara hareket etti. Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğlu'na geçerek gayrimüslimlerin yaşadığı birçok semtte önce Rumların, ardından da Ermeni, Yahudi ve hatta yanlışlıkla bazı Türklerin dükkânlarına saldırarak yağmaya başladı. Bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Organize çapulcuların kent içindeki ulaşımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur gibi araçlar yardımıyla sağlandı.
7 Eylül sabahına kadar süren saldırılarda aralarında kilise ve havraların da bulunduğu 5 binden fazla mekân tahrip edildi, milyonlarca dolarlık mal yağmalandı. 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.
Yağmacıların arasında "çağdaş" görünümlü insanlar vardı.



Türk futbolunun medarı iftiharı Lefter, 6-7 Eylül olaylarında Büyükada'da yaşadığı zulmü şöyle anlatmıştı: "15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. Daha sonra çocuklarım çok sordu, baba bunu kim yaptı diye? Onlara söyleyemedim!"
Yıllar sonra emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu'na verdiği bir röportajda, 6-7 Eylül'de yaşananları, "Mükemmel bir özel harp harekâtıydı, amacına da ulaştı" diye anlatacaktı.
Peki, kimdi bu Yirmibeşoğlu?
Özal'a ateş edildiği sırada MGK genel sekreteri idi! Görev süresi bir yıl uzatılsa Kara Kuvvetleri Komutanı olacak, oradan Genelkurmay Başkanlığı'na kadar tırmanabilecekti.
12 Eylül'de Kara Kuvvetleri lojistik başkanıydı. 1982-83 arasında Milli Savunma Bakanlığı'nda müsteşar yardımcısı, 83'te Ankara sıkıyönetim komutanı, 84-86 arası Genelkurmay Harekât Dairesi başkanı, 1988-90 arası MGK genel sekreteri...
Selanik'teki bombalama olayını gerçekleştiren Oktay Engin bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Engin, 1992'de Nevşehir Valiliği'ne kadar yükseldi.
Ne tesadüf değil mi? Bir yerlerden tanıdık geliyor mu bunlar size! Bugünün Mustafa Kemal heykellerine saldırıldı, müfredatlardan kaldırıldı, Atatürk resimleri oraya kondu, buraya konmadı tantanasına? Hep aynı taktikler...
Tüm darbeler 6, 7 Eylül'e dibinden bağlanır fikrimce. Hepsi kuyruklarından birbirine bağlıdır bunların. 6-7 Eylül de, 1960, 71, 80, 28 Şubat, 15 Temmuz da.
1950'de Demokrat Parti seçimi kazanmış, tek parti diktatörlüğü sözde bitmişti ama olay şöyleydi: Devleti Gladyo yönetiyor, seçim sadece bir süs oluyordu. Seçilmişler 'Derin Despotların' salonunda bir tiyatro oynuyordu. Bahşedilen sahneden taşanın ise kellesi gidiyordu. Ülke kendine 'Kemalist' diyen gizli odaklar tarafından yönetiliyor, kimse buna çıt çıkaramıyordu.
Kelle koltukta bir ülkeydi bu. Taa ki yıllar sonra Ak Parti gelene, Erdoğan ayağa kalkana, dindar-dinsiz her kılığa giren ve hep orada olan Gladyo halkın sillesini yiyene kadar...
BİZE ULAŞIN