Güzel haber şöyle: Kadınlarımızı ve medeniyetimizin âlimlerini hakir görenler ortalara serilip rezil rüsva oldular. Öte yandan kadınlık durumu üstüne Batı dizilerine baktığımızda da materyalist fikriyatın belden aşağıya hapsolduğunu görüyoruz. Bu da var...
Bir İspanyol dizisi izliyorum. Bizim kendilerini dizi yapımcısı sananlara kapak olacak bir kalitede. Her şey dört dörtlük peki ya ideoloji? İnsan-insan ilişkileri 'mutlak cinsellik' seviyesinde.
Vis a Vis dizisi bir kadınlar hapishanesini ele alıyor. Sarışın bir kız haksız yere düşmüş onu anlatıyor. Filmin kötü kadını akrep besleyen zalim bir psikopat, tabii ki Mısırlı Müslüman Arap! Sisi'den kaçmış. Gizli mesajlar havalarda...
Ama esas mesele şu, kadınlar hapishanesi adeta lezbiyen üretim merkezi. Filmin aklı, merkeze gay ilişkileri normalleştirmeyi koymuş. Kadınlar arası dostluğu, arkadaşlığı eşcinsellik üstünden okuma gayreti had safhada.
Yani İspanya filan yok, her yer Amerika! 'Özgür' dünyanın sanatı, bel altı filozoflarında...
***
İspanya deyince benim aklıma Kurtubalı Lübna gelir. 10. yüzyıl Endülüs.
Saray kütüphanesinin başında bulunuyordu, bazı ilimlerde ileri derecede birikim sahibiydi. Geometri ve cebir problemlerinin çözümünde mahirdi.
Bu hanımefendinin özelliklerinden bazıları şairliği, yazarlığı ve matematik alanındaki dehası.
Marifetleriyle saray kütüphanesinin başına geçmiş ve 500 binden fazla kitap bulundurulmasını sağlayarak dönemin en büyük kütüphanelerinden biri olmasını sağlamış. Kahire, Bağdat ve Şam'a seyahatler düzenleyip kütüphane için eserler toplamış. Lübna, Öklid ve Arşimet gibi önemli isimlerin kitaplarına şerhler de yazmış.
Sokaklarda yürürken çocuklara matematik anlattığı ve çocukların, saraya kadar Lübna'yı takip ettiği söyleniyor.
Bazı tarihçiler bu kadar yeteneğe tek bir kişinin sahip olmasına inanamıyor ve Lübna karakterinin iki ya da üç bilim kadınının birleşimi olduğunu düşünüyormuş!
***
Dünyanın ilk üniversitesini kuran ise Fatıma El Fihri. Fas'taki El Karaviyyun Üniversitesi'nin kurucusu.
Dünyanın başlıca okullarından, El Ezher'den, Harvard'dan, Oxford'dan çok önce kurulan bu üniversite, sayısız Müslüman ve gayrimüslim âlimin ilim yuvası.
Bu büyük başarının mimarı bir kadın. İslam'ın kadına değer vermediğini, Müslüman kadınlarının hiç bir başarıda imzasının bulunmadığını savunarak kadını aşağılayan zihniyete cevap niteliğinde bir misal.
Fatıma Hanım, 800 yılında Abbasi Halifeliği döneminde dünyaya gelmiş. İslam ilimlerini ve bilimi, özellikle mimarlığı çok sevmiş.
Öyle ki bu ilimlerin elde edilmesi için bir merkeze ihtiyaç olduğunu fark etmiş ve babasından, kocasından kendisine kalan mirası kullanarak 859 senesinde El Karaviyyun Cami ve medresesini inşa ettirmiş.
Bu üniversiteden birçok sima mezun olmuş. İbn-i Haldun, İbn Rüşd, İbn Arabi, El İdrisi gibi ilim dünyasının tanınmış zatları oradan geçmişler. Kâh eğitim alarak, kâh hocalık yaparak izlerini bırakmışlar.
Karaviyyun Üniversitesi sadece Müslümanlar için değil, Yahudi ve Hristiyan gençler için de mühim olmuş. Yahudi felsefeci İbn-i Meymun, Avrupalı gezgin Leo Africanus, hatta Papa II. Silvester gibi ünlü isimler de gençlik dönemlerinde bu üniversitede eğitim görmüşler. "O" sıfır rakamı bu üniversitede eğitim alan Hristiyan gençler tarafından Avrupa'ya götürülmüş ve öğretilmiş.
***
13. yüzyılda yaşamış olan başka bir Müslüman kadın Fatıma da İspanya'nın Valencia şehrinden Çin'e kadar süren bir ilim yolculuğu yapmış. Yolculuğu esnasında ziyaret ettiği şehirleri (Kahire, Şam, Bağdat, İsfahan, Rey, Nişabur, Tus, Buhara, Semerkant, Kaşgar) gösteren haritanın varlığı, onun bu ilim yolculuğunu belgelemiş...
***
Hz. Muhammed bir hadisinde: "İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman'a farzdır" diyor.
İslam medeniyet tarihinin bu muhteşem kadınlarına baktığımızda aklımıza takılan soru ise şu:
Acep bir kadın âlim, beyni yer değiştirmiş kaç erkek yapmakta?
Matematik mühim. Onu diyorum...
BİZE ULAŞIN