METİN SEVER

Bu coğrafyada her tür kimlik çok yaralı

Modern insanın birden fazla kimliği var. Erkek-kadın, Türk-Kürt, çevreci, entelektüel, anne, baba. Lakin bu coğrafyada her tür kimlik çok yaralı. Kimliklere yönelik her eleştiri sorun oluyor. Türkler 'tahrik' oluyor, Kürtler alınıyor. Dizideki hemşire, kapıcı tipine itiraz edenleri bile gördük. Gülüp geçemiyoruz. Tambura teli gibiyiz. Sanki kimlik değil, jöle. Hemen dağılıyor! 'Ergen toplum' dedikleri bu olsa gerek. Araya zaman girdi ama yazmadan edemeyeceğim. Kısa süre önce yazdığım 'GS'li, FB'li ve BJK'li kadınlar arasındaki beş fark' yazısı yüzünden Fenerbahçeli kadınlardan epeyce zılgıt yedim. Oysa o gözlemler, Galatasaraylı bir kadına aitti. Bu kadar ciddiye alınacağını düşünemediğim için bu ayrıntıyı not düşmemiştim. Dediğim gibi gülüp geçilemedi. Bu durumda itiraz hakkına saygı gösterip, Fenerbahçeli Sezin Irmak'ın yazdıklarını barış çubuğu olarak sizlerle paylaşmak istedim: "Fenerbahçeli kadınları 'bir elinde cımbız bir elin de ayna' kalıbında bilmeyin diye yazıyorum. Gözlemi yapan hanımefendi bütün Galatasaraylıları Mekteb-i Sultanili sanıyor. Ayrıca taraftarlar ekonomik, sosyal, çevre koşulları gibi birçok özelliğe göre ayrılır. Kale arkasında maç izleyenle, daha pahalı tribünde izleyen arasında bile fark vardır. Türkiye'de herkes Kadıköylü ya da cemiyet üyesi değil. Gülüp geçilebilecek olay demişsiniz, konu 'futbol', sizce gülünüp geçilir mi bu ülkede?" Umarım gülüp geçmeyi becerdiğim günlerde gelir! Hiçbir kimliği yok sayamazsınız, saymamalısınız. Yazıda Trabzonsporlu kadınları unutunca haklı olarak onlardan da "Uşaaağım ne oluyor?" tadında eleştiriler geldi. Gökçe Bahadır Darı, bu sitemden sonra Trabzonsporlu kadınları şöyle tanımlıyor:
- Trabzonsporlu ev hanımı maç saatini üç gün evvelden bilir, o akşamki yemeği maçın bitiş düdüğüne denk getirir.
- Yaş ortalaması diğer takımların taraftarları gibi 20-25 değil, beşle 80 arasıdır.
- Tek tip değildirler. Çapa sallamaktan elleri nasır tutmuşu, fındık dalında yırtılmışı da vardır, ojeyle süslenmişi de. Okuma yazma bilmeyeni de vardır, kitap yazanı da.
- Ekmek fırınında gördükleri teknik direktöre taktik verirler.
- Trabzonspor çocuğu gibidir, ona haksızlık yapıldığında onlardan hırçınını bulamazsınız.

FENERBAHÇE NASIL KURTULUR?
Alex gitti ama bu dava bitmez. Kim haklıydı? Ben de hariçten gazel okuyayım:
- Alex Fenerbahçeliler için efsane midir? Onu onurlandırmak, doğru düzgün yollamak gerekiyor muydu? Evet.
- Peki gitmesi gerekiyor muydu? Yine evet. Çünkü zamanı gelince tüm efsaneler kenara çekilmeyi bilmeli. Daha büyük bir efsane için eski efsanesini aşabilmeli. Hikayesini aşamayan insan da, efsanesini aşamayan takımlar da patinaj yapar.
- Gelen galibiyetlere rağmen Aykut'la olur mu? Bence olmaz. Yıldırım'ın gölgesinde 'Kocaman' olunamaz.
- Aziz Yıldırım'la olur mu? En olmayacak şey bu. Fenerbahçe'nin yeni bir 'cumhuriyete' ihtiyacı var. 'Demokratik cumhuriyete.'

EHLİKEYF GALATASARAYLI'NIN NOTLARI
Ali Sami Yen'e sık sık giderdim, Arena Stadı ile ise ehlikeyf bir taraftar olmam hasebiyle müşerref olamamıştık. Sonunda Ülker'in davetlisi olarak geçenlerde oynanan Braga maçına gittim. İşte gözlemlerim:
- Arena Stadı ne kadar modern ve insani ise stada gidiş o kadar ilkel ve gayri insani. Otomobille de metroyla da ayrı bir çile.
- Hollandalı kültürel tarihçi Johan Huizinga, yeryüzünde insana ait her şeyin başlangıcının oyun olduğunu ileri sürer. Sanırım doğru, ama erkekler için daha doğru. Bir araya gelir gelmez çocuklaşıp, haylazlaşıyorlar. Üzerlerine bir 'hırtlık' geliyor.
- İnsanların 'kitle' haline geldikçe saldırganlaşmaya yatkın olduğunu bilirim, sanırım futbol da bu alanlardan birisi. Yoksa metronun sağının solunun yumruklanmasını nasıl açıklayabiliriz
- Taraftarlık, yan yana gelindiğinde 'toplu ayine' katılmak demek. Kendini bir gruba ait hissetmek. Sloganlara şarkılara katılmak. Bir vecd hali. Ve anladım ki, benim kitleyle sevinme, slogan atma halim 80'lerde kalmış. Yapamıyorum. Şener Şen'in Züğürt Ağa filmindeki domates satarken düştüğü duruma düşüyorum!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN