ADNAN BOYNUKARA ADNAN BOYNUKARA

İlerleme Raporu ve 'mürebbiye'

AB, 2012 İlerleme Raporu'nun Türkiye gerçeklerini yansıttığı söylenemez. Rapor, somut gerçekleri ifade etmenin neden olacağı siyasal sonucu karşılamaktan ürken bir tutum içinde yazılmıştır

Muhalefet etme yeteneği konusunda sorunu olan kimi kesimlerin beklediği gün geldi ve AB, 2012 İlerleme Raporunu yayınladı! Övgü ile yergi arasında gidip gelen bir dil çerçevesinde yazılmış olan raporun, Türkiye gerçeklerini yansıttığı söylenemez. Daha da ötesi, somut gerçekleri ifade etmenin neden olacağı siyasal sonucu karşılamaktan ürken bir tutum içinde yazıldığı açık.
AB'ye tam üyeliğin ilk adımı, tarama süreci ve Tarama Sonu Raporunun ilgili devletle paylaşılmasıdır. Bu, AB kriterleri ve öncelikleri kapsamında yapılması gerekenleri içeren bir yol haritasıdır. AB'nin Türkiye'ye ilişkin tutumunun sorunlu olduğunun göstergesi, Tarama Sonu Raporunun paylaşılmamış olmasıdır. 2006'da tamamlanan taramanın üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen AB, Tarama Sonu Raporunu Türkiye ile paylaşmadı. Ortaya çıkan durumu aşmak ve Türkiye'yi tümden kaybetmemek adına bulduğu yol ise "Pozitif Gündem". Bu, AB için yeni bir süreç olabilir, ancak Türkiye'nin, bugüne kadar yaptıkları, zaten Pozitif Gündemin içeriğini oluşturan konular.

Olumlu ve olumsuz tespitler

Türkiye'nin kat ettiği kimi adımların, İlerleme Raporu'nda, dile getirilmiş olması olumlu bir tutum. Yeni anayasa çalışmaları, darbe girişimi nedeniyle açılan davalar, Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru, insan hakları eylem planı, Yargıtay ve Danıştay kanunlarındaki değişiklik, üçüncü yargı paketi ile sağlanan gelişmeler, arabuluculuk yasası, özel yetkili mahkemelerle ilgili değişiklikler, yolsuzlukla mücadele kapsamında GRECO tavsiyelerinin karşılanması, AİHM kararlarına uyulması, uzun yargılamaya ilişkin şikâyetleri ortadan kaldırmak için komisyon kurulması, insan hakları daire başkanlığının kurulması ve cezaevleri alanında yaşanan olumlu gelişmelerin dile getirilmesi olumlu bir tutum.
İlerleme raporunda dile getirilen olumsuzlukların büyük bir kısmının ise somut bilgiden öte, duyumlara dayalı olarak hazırlandığı açık. Tutukluluk süreleri, KCK yargılamaları, MİT kanunundaki değişiklik ve devam eden kimi davalara ilişkin eleştiriler (Deniz Feneri, İzmir Büyükşehir vs). AB tarafından sorun alanı olarak ortaya konulan başlıklar, Türkiye'deki siyasi atmosferden etkilenerek yapılmış eleştirilerdir.

Raporun açıklanırkenki tutum

Raporun geneline nüfuz etmiş 'AB'nin ezberciliği' açık olsa da, rapordaki eleştirilere ilişkin cevapların bilinmesi, basın toplantısında daha olumlu bir tutum takınılmasını sağladığı açık. İlerlemeden Sorumlu Komiser Füle; "Türkiye çok çalıştı ve yeni yaklaşım kavramına paralel olarak 23. Fasılla ilgili çok önemli gelişmelere imza attı. Özellikle 3. Yargı Reformu Paketi çok önemli. 4. Yargı Reformu Paketi'nin de kapsamlı bir şekilde tüm önemli sorunlara çözüm getirmesini umuyor ve bu çalışmalara tam destek veriyoruz." Karma Parlamento Eş Başkanı Flautre'in; "iki yıldır AB tarafından hiçbir fasıl açılmamışken, yani AB tarafında bir 'ilerleme' olmamışken, Türkiye hakkında ilerleme raporu düzenlemek ve eksiklikler yüzünden Türkiye'yi eleştirmek adil bir yaklaşım değildir" ifadesi, gerçeği ortaya koyan anlamlı bir değerlendirmedir.

AB'nin görmediği/ görmek istemediği gerçek

Türkiye; demokratikleşme, insan hakları ve özgürlükler alanındaki adımların tümünü, kendi özgür iradesiyle atmış bir ülkedir. Ki bundan daha da önemlisi, tüm bu adımları terörün varlığını koruduğu ve sürdürdüğü bir atmosferde atmaktadır. Terörün olmadığı bir ülkede; demokrasi, özgürlük ve insan haklarından bahsetmek kolay! AB'nin yaptığı da, kolay olan üzerinden Türkiye'yi değerlendirmek. Londra ve Madrid metrolarına yönelik saldırılardan sonra; gözaltı süresi, kişisel veriler ve yargılama yöntemleri konusunda AB ülkelerinin takındığı tutumların, Türkiye'den beklenen ve istenenlerle örtüşmediği açık. İşte AB'nin görmediği veya görmezden geldiği konu, Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürlükler alanında sergilediği kararlılığı, terör saldırılarına rağmen sürdürme konusundaki tutumudur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN