REFİK ERDURAN

Şapka çıkarırken

Siz yetişemediniz. Eskiden kovboy filmleri vardı. Çoluk çocuk sinemaları doldurur, kötü adamı keyifle yuhalayıp kahramanı bağıra çağıra alkışlardık.
İkisini ayırt etmek çok kolaydı. Namussuzun şapkası kapkara, cici adamınki sütten çıkmış gibi ak olurdu.
Yazık ki büyüdük. Ve gördük ki gerçek dünyada aklarla karalar pek az, çoğu şey gri. Yuh çekmeden, alkış tutmadan önce aklın özenle kullanılması şart.
Hele bizimki gibi kavram kargaşalarında debelenen toplumlarda her gün, ama her gün öyle çabalar göstermek gerekiyor.
***

Küçücük bir örnek:
Kapitalist tabir edilen para canavarlarının mal satmak için yapmayacakları şey yok ya? Yabancı madrabazlar çocukların merak sardıkları abuk sabuk hayal ürünlerinden yararlanarak acayip sürüm sağlıyorlar.
Küçük oğlum bütün hüneri düz duvara tırmanmak olan Örümcek Adam diye bir böcek azmanının hayranları arasına katıldı katılalı ben bizim evde nereye dönsem o herifle burun buruna geliyorum. Duvar resimlerinde, yastıklarda, bardaklarda, balonlarda, okul çantalarında, dosyalarda, defterlerde, kalemlerde o serserinin çirkin suratı var.
Küçük kızlarımızın kafaya alınmasında kullanılan Barbie Bebek çirkin değil ama, daha ince bir sakıncaya yol açmakta. Öyle sarışın, öyle sarışın ki, o özelliğin özentisini sindiriyor minicik yüreklere. Ülkemizin her köşesinde göze çarpan bir kompleks belirtisinde bunun payı olduğunu düşünüyorum: kazık "kuaför" fiyatlarını göze alabilecek durumda olan kadınlarımızın pek çoğu saçlarını yapay tonlarda sarıya boyatıyor.
Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan okul araç gereçlerinde yabancı görüntülerin yerini yerlilerin almasını yüreklendirmek için girişim başlattı.
İyi yaptı. Yabancı maymunluğumuzu frenleyen, Türk kişiliğinin silikleşmesini yavaşlatan her davranışı desteklemek gerekir. Buraya kadarını alkışlayalım.
***

Gelgelelim sayın Eğitim Müdürü Barbie Bebek karşıtlığını açıklarken bir de gerekçe dile getirdi: "müstehcenliğe yakın" görüntü imiş.
Haydaaa!
İbrahim Bey kardeşim, Barbie Bebek birtakım zevatta cinsel heyecana yol açıyorsa, hepsini ürolog ve nörolog içeren tam teşekküllü hastane heyetine sevk etmek gerekir tez elden.
Ölçek büyüterek düşünelim:
Çarşı pazarda dolaşan başörtülü kadınlarımıza kızlarımıza benim hiç itirazım yok. Onları yabancı bayraklı tişört giymeyi marifet sayan beyinsiz ve onursuzlardan çok daha yakın buluyorum kendime.
Ama başları açık diye gününde birinde birileri karıma kızıma "müstehcenliğe yakın" derse...
Bozuşuruz.
***

Mustafa Kemal gibi, Nâzım Hikmet gibi, Aziz Nesin gibi Türkan Saylan da bana "İyi ki bu ulustanım" dedirten insanlardan. Bir nimet.
En değerli özelliği -insanlık dışı hoyratlıklarla karşılaştığı zamanlarda bile- insancıl davranabilmesi.
Kimseyi büsbütün "öteki" durumuna düşürmeden, dışlanmış çocukları, hastaları, bütün mağdurları kucaklayabilmesi.
Aklımızı ona layık bir özenle kullanarak değerlendirelim bu nimeti. Kovboy filmi seyreder gibi değil.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Yazarın Önceki Yazıları
BİZE ULAŞIN