REFİK ERDURAN

Bir orman cengi

Çoğu kez gülerek söylenen, ama korkunç bir gerçeği dile getiren bir sözümüz var: "Alışmış kudurmuştan beterdir."
Kuduranın ne zararı olacak? Ölür gider zavallı. Alıştığını bulamayan bağımlı ise sayısız insana -kendi dahil- ölüm saçabilir.
Ablam kalp hastası ve sigara tiryakisiydi. O yüzden apar topar ameliyat olması gerekti. Binlerce kilometre uzaktan hastane odasına zor yetiştim. Annemiz de gelmişti.
Doktorlar ameliyattan sonra "Hastanızın bundan sonra bir tek sigara içmesi düpedüz intihar olur" dediler. Annem kızının boynuna sarılıp "Dört çocuğun var, onları düşün" diye yalvardı. Ben de oradan ayrılmadan önce bir daha tütüne el sürmeme sözü aldım ablamdan.
Ertesi gün annem telefonda ağlayarak haber verdi: hastamızın yastığının altında sigara paketi bulunmuş. Ve ablamı çok geçmeden kaybettik.
Heykeltıraş Rodelle Karpman tanıdığım en yetenekli, en akıllı, en de "adab-ı muaşeret" meraklısı insanlardandı. Hekim olan eşinin icat ettiği tıbbi malzemeyi patentleyip pazarlayarak Los Angeles'de hastane satın almıştı. Çevresinde kaynaşan doktor dostlar çok uğraşmış, onu her gün iki paket sigara içmekten vazgeçirememişlerdi.
Bir gemi yolculuğunda uğradığımız Marmaris'te aradığı marka sigarayı bulamamıştık. O sokak sokak dolaşarak yabancı turistlerden istemeye koyulunca yanından kaçmıştım.
Geçen yıl hem akciğer, hem karaciğer kanseri olduğunu öğrendikten iki hafta sonra öldü.
Üçüncü eşim ve ömür boyu dostum Tülay sigara içmez. Ama gençliğinde birkaç yıl Basın-İlan Kurumu'nun bir odasında ünlü bir yazarla karşılıklı masalarda çalışırken onun sürekli ve yoğun dumanını solumuş. Bugün tehlikede olan ciğerlerinden çok çekiyor.
Sigaraya hem ilkesel hem kişisel nedenlerle düşmanım. Türkiye'de başlayacak yasağa seviniyor, ancak tütün denen meretin insanları kudurmuşa döndürme gücünü biliyor ve yasağın ne kadar başarıyla uygulanacağını çok merak ediyorum.
***

İngiltere'nin Wilton Park toplantılarından birinde iş dünyasının etik değerleri tartışılırken "Sigara satmak ölüm pazarlamak değil midir?" gibi bir laf etmiştim de, katılımcılardan biri haç çıkararak kulağıma fısıldamıştı:
"Tütün tekin değildir. Yasaklanırsa neler olacağını kestiremeyiz."
Şaka ediyor sanmıştım ama ciddiydi.
Kapalı yerlerde tütün dumanı yasağı kimi Batı ülkelerinde yürürlüğe girince gerçekten de tuhaf şeyler olmaya başladı.
Wilton Park'ın ülkesinde Roofie adlı bir vakıf var. Amacı içkiye ilaç katarak işlenen cinsel suçları incelemek ve önlemek. Son açıklamasına göre, kapalı yerlerde sigara içmek yasaklanınca o tür suçlarda büyük artış görülmüş.
Nedeni: kadınlar kızlar sigara içmek için teraslara çıkarken içkilerini kapalı yerlerdeki masaların üstünde bırakıyor, peşlerindeki hergeleler de durumdan görev çıkararak kadehlere ilaç koyuyorlarmış.
Amerika'daki büyük alkol yasağı yıllarında gözü kara müşterilere gizlice içki veren yerlere "speakeasy" denirdi. Şimdi gizlice sigara içtiren yerler yaygınlaşıyor. Adları "smokeasy".
Avrupa'nın kimi kentlerinde yasağı protesto etmek için binlerce café sahibi yürüyüş yaptı. O yoldan sonuç alamayınca başka çözüm buldular: cezaları ödüyor, bedelini ekliyorlar fiyatlara. Keyifle duman savuran müşterilerden çıt çıkmıyor.
Kanada cezaevlerinde yasakla birlikte sigara karaborsası oluştu. Kimilerinde gardiyanlar "Sağlığımız bozuluyor" diye ayaklandılar. Çünkü sigarasız kalan hükümlüler elektrik kablosu gibi şeylerden yonttukları parçacıkları ufalayıp tütün yerine içiyor, onun dumanı da herkesin ciğerlerini zehirliyormuş.
İngiltere'de Hava Mareşali Sir Christopher Foxley Norris'in sigara endüstrisi desteğiyle 30 yıl önce kurduğu FOREST adlı bir örgüt var. Orman anlamına gelen adının ilk harfleri şuradan: "Freedom Organisation for the Right to Enjoy Smoking Tobacco". ("Tütün Tüttürerek Sefa Sürme Hakkı için Özgürlük Örgütü".)
Militanları ellerinde şöyle pankartlarla mitingler yapıyor: "Smokers are voters too". ("Sigara içenler de oy verir".) "Enough is enough". ("Tadında bırakın".) "Nanny state? No thanks". ("Dadı devlet mi? Kalsın".)
Bakalım bizde neler göreceğiz?
BİZE ULAŞIN