REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

Karganın kurbanları

Türkiye' de çok garip şeyler oluyor. Bir milletvekili hanımın "Açılım bitti" diye sırıtması ve dağa çıkmaktan dem vurması gibi acayiplikleri kastetmiyorum. (Ona "Buyur çık, domuzlara komşu ol" demekten başka söylenecek söz yok.) Fiziksel bakımdan da tuhaf şeyler oluyor.
Anadolu Ajansı'nın haberi:
Lapseki'nin Kocabaşlar köyünde Ayşe adında bir vatandaşımız eşek sırtından odun indirirken hayvanın saldırısına uğradı, boynundan ısırılarak öldü.
Eşekler normalde insana saldırmaz. Kudurmuş herhalde.
İnşallah kamuoyumuza feleğin bir uyarı fişeği değildir bu olay. Üstünde titrememiz gereken Açılım manyakça ısırılmakta da...
Yaraların ölümcül olmasını önlemek zorundayız.

***

İyiye gidilirken birden her şeyin altüst olmasına şaşan arkadaşlar "Sanki görünmez bir el düğmeye bastı" diyorlar.
Görünmeyen ama kimlere ait olduğu bilinen bir değil, birçok el var tabii işin gerisinde. İçte huzur sağlarsa Türkiye'nin bölgede büsbütün "kontrolden çıkacağını" biliyorlar. Onların düğmeye bastırmak için kullandığı elin sahibi ise ayan beyan görünürde:
Adasında, odasında. Ve kendi derdinde.
Şaşılacak şey, kalitesi. Bencil, korkak, dengesiz, akılsız, başarısız bir megaloman.
Bu eli yüzü kanlı ruh hastasının hezeyan üretkenliği onun kurmayı geçinenlere de bulaşmış. Biri delikteki rezili Cumhurbaşkanı ile Başbakan'la, ana muhalefet lideriyle aynı kefeye koyup "Onun yattığı yerde yatsalar hoşlanırlar mı?" sorusunu sorabiliyor. Bir başkası sine-i millete dönmekten söz ediyor.
Bu milletin sinesi tımarhane mi, çöplük mü?
***

Aslında milyonlarca insanın canavar ruhlu bir soytarının dümen suyuna girmesine fazla şaşmamak gerektiği söylenebilir. Pek uzak olmayan geçmişte Alman halkının çoğunluğu da Hitler'in peşine takılmadı mı?
Ama o sırada o halk bütünüyle ezik ve perişandı. Kaybedecek bir şeyi de yoktu. Günümüzde Kürt asıllı vatandaşlarımızın pek çoğu Batı bölgelerimizde ve iyi durumda; bir bölümü de toplumun egemenleri arasında. Güneydoğudakiler geçmişte büyük haksızlıklara uğratılmış olsa da şimdi kendilerine dostluk eli uzatılıp gelişim olanakları sunulmak isteniyor. İşletilirse Açılım o sonucu verecek.
Bu kavşağa varılmışken, kapıları açanların suratına çarpıp bıçak çekmek hangi akla hizmettir? İmralı'dakinin aklına mı? O akıl akıl olsa, sahibi orada mı bulunurdu bugün?
Düşünülüyor mu, inadım inat diyerek bela arama yoluna gidilirse ne olur? Yazmaya elim varmıyor ama gerçekçilik adına belirteyim bütün çiğliğiyle.
Bir ülkede iç çatışma çıkar da kentlere yayılırsa, oralardaki azınlıkların kavgası dağlardaki isyancıların dövüşüne benzemez. Fiziksel anlamda, düpedüz azınlıkta kalır, kısa sürede kıstırılır ve ağır bedel öderler. Ömründe öyle durumlara düşmemiş tuzu kuru kişilerin rahat salonlarda cart curt etmesi başkadır, sokaklarda belayla burun buruna gelmek başka.
Uzak olasılıklara ilişkin vesvese ya da şom ağızlılık değil bunu söylemek. Karışıklık çıkan yerlerde eli satırlı adamlar belirmeye başladı maalesef.
***

Gerekli tavsiye ve "temenni" besbelli. Kışkırtmalar hangi dayanma sınırını zorlayıcı çizgilere varırsa varsın, Hazret- i Eyüp sabrı gösterilmeli, oyunlara gelinmemeli, canilerin düzeyine inilmemeli. Ama tutmazsa o dilek?
Bugünlerde önder rolüne soyunarak konuşan politikacıların çocuk yaşta insanları tehlikeye atmaktan özenle kaçınmaları, sorumluluklarının bilincinde olmaları şart.
Olmazlarsa? "Varsa yoksa şanlı önderimiz, gerisi önemsiz" diye düşünürlerse?
Yabancıların acı bir sözü vardır. Kendilerini terk edip başkasına giden eşlerine "Birbirinize layıksınız" derler. Söz konusu kişiler önderlerinin peşinden giderlerse onlara öyle deriz.
Sonunda "Kılavuzu karga olanın" diye başlayan yerli atasözünü hatırlarlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.