REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

Ayızedeliğin sonu

Kupür biriktirme âdetim yoktur ama dünkü SABAH'ın 20'nci sayfasını kestim; saklayacağım. Çünkü bir haberle bir yorum düşündürücü olduğu kadar gülümsetici bir çarpıcılıkla yan yana gelmiş.
Çobanlarımız yalnız oylarının değeri konusunda bir mankenle kapıştıkları zaman mı dikkatimizi çekmeli? Hayır! Artvinli vatandaşımız Erkan Yıldız hayvanlarını otlatırken kendisine saldıran bir ayıyla kapışmış. Kısa bir boğuşma olmuş sanmayın; 15 dakika sürmüş.
"Ayı beni sürekli tokatladı," diyor Erkan. "Bacağımın yumuşak yerlerinden tutup tutup kopardı. Elimi ağzına soktum. Sürekli bağırdım. Sonunda sesimden korkup kaçtı."
Haberi yazan arkadaşların bulduğu hoş deyimle ayızede delikanlının resmini de gördünüz.
Çoban denince seçkinlerimizin gözlerinin önüne gelen "ilkel kır insanı" tipine hiç benzemiyor. Tecavüz filmlerimizden birinde hemen rol verilebilecek kadar yakışıklı. Ağzı da iyi laf yapıyor:

"Ayının sahibi devletten şikâyetçiyim. Hayvanı vursaydım 16 bin lira cezanın yanında hapis de yatacaktım. Kanunlar ayıdan yana. Vurmadım, hastanede yatıyorum. Ayı kadar kıymetimiz yok. Bizim sahibimiz kim olacak?"

***
Av merakım sayesinde bilirim: çok yakın geçmişe kadar o sorunun doyurucu yanıtı yoktu ülkemizde. Bürokratik horlanışın, jandarma dayağının, ormancı haracının anıları tazeydi. Devlet tarafından sahiplenilmek şöyle dursun, köylü onu düşman gibi görüyordu.
Kırsal bölgelerde durum öyleydi de, kentlerde ve yurt genelinde yönetenlerle yönetilenlerin arası ballım güllüm müydü? Devlet sözcüğünün başına "derin" sıfatını koyarak düşünün. Geçmişimiz deşildikçe ortaya dökülen -yalnız kirli değil- kanlı çamaşırlara bakın.
Ayı cengi haberinin yanındaki sütunda Mahmut Övür onlardan örnekler sıralıyordu dün:
Devlet politikası olduğu şimdi açığa çıkan "faili meçhuller", Kemalist aydın cinayetleri, Özel Harp Dairesi'nin marifetleri, JİTEM'in dolapları, Turgut Özal ve Bülent Ecevit suikastları, Eşref Bitlis ve Bahtiyar Aydın gibi komutanların yok edilmesi, 6-7 Eylül olayları, Kanlı Pazar, 1 Mayıs 1977 katliamı... Saymakla bitmiyor... Ve daha neler aydınlanacak kim bilir?
Çok sağlıklı bir toplumsal ruh temizliği bu. Yavaşlatılmamalı, göz kırpmadan karanlığın üstüne gidilmeli.
Rusya'nın ulusal simgesi ayıdır. Bizim devletimize öyle bir şey yakıştırmam. Ama içine sinsice yerleşmiş kimi odaklar için o benzetme hafif kalıyor. Erkan Yıldız sesini yükselterek ve elini ağzına sokarak azgın ayıyı geriletebilmiş. Haklarımıza saldıran güçler karşısında o cesareti gösteremezsek her ezikliğe layık oluruz.
***
Halkoylamasından sonra kutuplaşmada başlayan hafifleme sürüyor. Çatık kaşlar azalırken tebessümler biraz biraz yaygınlaşmakta. Bu da sağlıklı bir gelişme.
Ama, tek yönlü olmaz.
Dinci diye yaftalananların şeriat getirmeye niyetlenmedikleri, isteseler bile getiremeyecekleri gitgide anlaşılıyor galiba. Vaktiyle o yönde sivri konuşmalar yaptığı düşünülen kişilerin değişmiş olduğuna inananlar çoğaldı.
Aynı güven artışı karşı yönde de yaşanmalı. Darbe hazırlıklarına karışma suçlamasıyla tutuklu bulundurulanların mahpusluğu acayip uzadı. Kimileri için şunu söyleyebiliriz:
Ellerinde vurucu güç yoktu. Suçlamalarda gerçek payı olsa bile, yaptıkları gevezelikten ileri gitmemişti. Yattıkları süre ile o ölçüdeki günahın kefaretini ödemiş bulunuyorlar. Başkalarının değiştiklerine inanılırken aynı olasılığın onlar hakkında hesaba katılmaması çifte standarttır.
Böyle düşünceler pek çok dostum gibi bana da acı veriyor; kendi özgürlüğüme uyku kaçırıcı ölçüde tedirginlik karışıyor. Biz niye bu cezayı çekelim? Bu konudaki kabahatimiz ne?
Sakın "Adaletin işine karışılmaz" demeyin. Lütfen dürüst olalım. Kamuoyu baskısıyla bal gibi karışılabildiğini biliyoruz hepimiz. Söz konusu anlamsız eziyetin sona erdirilmesi dünyadaki "ayılıktan insanlığa doğru" hayırlı gelişmelerin güzel bir müjdesi olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.