REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

Sapıklık yağmurumuz

Olayın haberini okudunuz, herhalde güldünüz; ama ayrıntılarının anlamını düşündünüz mü?
Kayseri'de kızıyla birlikte tarihî hamamda yıkanmakta olan bir kadının üstüne erkek düştü.
Adamcağız damda baca temizliği yapıyormuş.
Anlaşılan uzun saplı süpürge kullanmakla yetinmemiş, işin hakkını vermek için bacanın içine girince kaymış. Beton zemine çakılınca ağır yaralandığından, hastanede.
İlginç olan, hamamdakilerin tepkisi.
Yaralıyla ilgilenmemişler.
Kazazede hanım
"Hamamda erkek var!" diye haykırıyor. Bütün öteki kadınlar da "Sapık var!" feryatlarıyla kaçışıyorlar. Karakola giderek baca temizlikçisinden şikâyetçi olan kazazede, gazetecilere de şöyle diyor:
"Herkesin üstüne yağmur yağar; benim başıma adam düştü. Onun temizlikçi olduğunu da düşünmüyorum.
Baca normal kıyafetle temizlenmez.
Erkekleri zaten çok sevmezdim; şimdi nefret eder oldum."
Yani hanım 1) adamın sapık olduğu görüşünde ısrarlı, 2) bütün erkekleri onunla aynı sepete koyuyor.
Şimdi düşünelim. Evet, dikizcilik tabir edilen bir sapıklık türü vardır. Ama o keyfin müptelası hamam damına mı çıkar? Baca içinden kadınlar nasıl gözetlenir, ne görülür? Daha önemlisi:
Kayseri'de hem manyak, hem şapşal bir dikizcinin öyle bir denemeye giriştiğini varsaysak bile, bundan biz bütün erkekler niçin sorumlu tutuluyoruz?
Olayın kanıtladığı gerçekler başka:
1. Fesatlık, kötüye yorma, aşırı kuşkuculuk gibi özellikler toplum dokumuza öylesine sindi ki, bir görüntü üstünde hiç düşünmeden karşımızdakine ilişkin en olumsuz sonuca inanıvermeye yatkınız.
2. O inançtan genelleme yapıp bütün bir kesimden nefret etmemiz de kolaylaştı. Yersiz ve anlamsız gerginlikleri gidermemiz onun için uzun sürüyor.

***

Şu İsviçre'deki sekiz banka hesabı hikâyesine bakın.
Başbakanın siyaset, ekonomi, ulusal güvenlik, dış politika, eğitim, kültür, adalet gibi alanlarda yanlışları, ihmalleri, ayıpları bulunabilir. Onları yakalar, deşer, hesabını sorarsınız. Bunu yapmak toplum hizmeti olur.
Peşine düşülecek konu ararken özen gösterilecek ilk kıstas iddiaların ipe sapa gelmesidir.
Banka hesaplarına ilişkin soruşturmada önemli nokta ise onların yeri ya da sayısı değil, içerdiği birikimlerin kaynağıdır.
Yolsuzlukla servet edinen biri parayı İsviçre'de değil de Türkiye'de, sekiz değil de tek bankaya istiflese sorun olmayacak mı?
Maalesef dokumuzda yer etmiş bir başka yatkınlık çekiştirme keyfi. Olumsuz söylenti dinlemek ve yaymaktan hoşlananlarımız az değil. Bunları yabancılara aktarmayı marifet sayanlarımızın varlığı daha da çirkin bir gerçek.
Öyle bir fısıltı Edelman adlı fitne fücurun kriptosuyla yabancı başkente, oradan da yürütülerek internet çarşısına düşünce üstüne atlayıp yerli hırgür piyasamızda mıncıklamaya koyulduk.
Eleştiri ve tartışma konusu olacak gerçek sorunlarımız ilgi beklerken saçma sapan polemiklerle uğraşmak şu ara göze alabileceğimiz bir zaman kaybı mıdır?
***

Magazin sayfalarına layık konulara merakımızı yenemiyorsak, bari öyle alanlarda işe yarar biçimde kullanalım enerjimizi.
Ana muhalefet partimiz kritik bir kurultaya hazırlanıyor. Başa güreşecek kişilerden biri sabık genel başkan.
O neden ve nasıl sabık oldu?
Cıs sayılıp rafa kaldırılabilecek bir soru değil. Namussuzluğun dik âlâsı bir tertip vardı işin içinde. Özene bezene, sistemli çalışmalarla "başarılı" kılınan tezgâhın düzenleyicileri hâlâ "meçhul". Pis bilmeceyi çözmeye çalışan ya da çalışmaya niyetlenen kimse de görülmüyor ortalıkta.
Kurultay bu etik alaca karanlıkta mı yapılacak? Hamlet'in babasını kimin öldürdüğü anlaşılmadan oyunun sürdürülmesi gibi bir durum...
Kayserili hanımın başına düşen adam sapık değil bence.
Ama toplumun tepesine zihinsel sapıklık yağıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.