REFİK ERDURAN

Evrensel çelenk

Sorarsam "Dün Noel'di, farkında mısınız" diye, kızar mısınız? "Bana ne elin Hristiyan'ının özel gününden" der misiniz?
Hiç kızmayın. Çünkü o günün Hristiyanlık ile bağlantısı çok yüzeysel.
Nedir Noel? İsa'nın doğum günü diye bilinmesi gülünçtür. Gerçekte İsa diye bir insanın yaşamış olduğu kesinlikle belli değil ki doğum günü bilinsin.
Konunun gerçeği çok daha gerilere dayanır. Tarih öncesi çağlarda Kuzey Avrupa'nın barbar kabileleri kış gündönümünü (gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başlamasını) Güneş Canlanması diye şenliklerle kutlarlardı. Hayli azgınca ve müstehcen durumlar yaşanırdı o günlerde.
Roma İmparatorluğu döneminde o şenlikler Saturnalia diye adlandırılan Satürn Bayramı'na dönüştü. (Tarım tanrısı Satürn tohumlama ve üreme bereketinin sponsoru sayılırdı). Eski Romalıları bilirsiniz; bir şeyi yaptı mı yapar, çoğu kez ölçüyü kaçırırlardı. O şenlik sırasında ipi kopuk eğlencenin zıvanadan çıkması, türlü taşkınlığın da mubah sayılması gelenek oldu.
Batı Roma yıkıldı, ağırlık Doğu Roma'ya (Konstantinopolis, nam-ı diğer İstanbul'a) geçti. Konstantin'in tercihiyle imparatorluk Hristiyanlaştı. Resmî dini biçimlendirenler putperestleri bir an önce doğru yola sokmak, onun için de Hristiyanlığı çekici göstermek çabasındaydılar.
İsa'ya "Dünyanın Işığı" diyorlardı. Satürn Bayramı da ışık kaynağı güneşin canlanmasının kutlanışıydı. Peygamberlerinin doğum gününü kış gündönümü sıralarına yakıştırdılar. Noel öyle yerleşti dünyanın takvimine.

***

Ancak işin içine daha başlangıçta bir garabet karıştı. Din kapsamındaki (hele Hristiyanlık gibi asık yüzlü, iç karartıcı bir inanç çerçevesindeki) kutlamalar huşu ile yapılıyordu. Özel gün tarihini papazlara ödünç veren Saturnalia ise bir azgınlık festivaliydi. Onu edebe sokup hizaya getirirken çok zorlandılar.
Sonunda katedral içlerinin uhrevi loşluğunda gerekli kasvet sağlandı ama meydanlarda, köylerde, kırlarda Noel hep keyifle, şölenlerle, şarkılarla, danslarla, güldüren gösterilerle kutlandı. Günümüzde de gözetildiği her yerde neşe vesilesi sayılıp fiziksel ve ruhsal ışıklandırmaya yol açıyor.
Söz konusu günlerde ortalığın yeşilliklerle süslenmesinin kaynağı da Kuzey Avrupa barbarlarının çobanpüskülü gibi rengini bütün yıl koruyan bitkilere tapmalarıydı. Efsaneye göre çarmıha götürülürken İsa'nın başına geçirilen dikenli taç da çobanpüskülündenmiş. O bitkinin tohum taneleri beyazmış ama dikenler batınca İsa'nın kanıyla kıpkırmızı kesilmişler.
Noel günlerinde kapılara asılması âdet olan küçük çelenkler de o dikenli tacın simgeleri aslında. Bizim memlekette kimi Müslüman kapılarında o çelenklerden gördükçe gülüyorum. Öyle evlerde özene bezene süslenen "yılbaşı ağaçları" da gerçekte Noel ağaçlarıdır tabii. Ziyanı yok: hepsi Türkleştirilmiş evrensel çocuk eğlenceleri.
***

Ya Noel Baba? Onun Dördüncü Yüzyıl'da Güney Anadolu'da yaşamış, tombul, sakallı, iyilikseverliği ve kahkahalarıyla ünlü piskopos aziz Nikola'dan üretilmiş bir mutluluk simgesi olduğunu bilmeyen var mı?
Dikkatle bakılır ve kalıplara sıkışmadan düşünülürse, Nasrettin Hoca'mızın ruhsal hısmıdır.
İlginç bir nokta: neşe ile demokrasi arasında bağlantı var. Roma'nın Satürn Bayramı günlerinde köleler efendileriyle eşit sayılırlardı. (Bizim 23 Nisan'larda çocukları önemli koltuklara oturtmamız gibi bir şey). Orta Çağ İngiltere'sinde de lordların uşakları arasından biri Noel Egemeni ilan edilir, o gün her dediği yapılır, öylece komikliklere gülünürdü.
Nasrettin Hoca da özde bir halkçılık kahramanıdır.
Diyeceğim, Hristiyan özel günü diye ne Noel'e bozulmalıyız, ne yılbaşına, ne başka bir geleneğe. Yobazların çatık kaşlarına bakmayın. Kasvet inancı olmayan bizim dinimizde neşeye yer vardır. (Peygamberimiz çarmıha gerilmedi. Kızları manastırlara tıkmadık. İnsanları yakmayı ibadet saymadık).
Ama bembeyaz dostlara not: Müslüman özel günlerine ve geleneklerine burun kıvırmak da aydın olmanın şartı değildir. Kızmaktan çok gülümsemeye yatkın davranabilmek yeter.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.