Bugün dünyadaki en "önemli" olay nedir? Dökülen kanlardaki, çöken ekonomilerdeki, yaklaşan felaket olasılıklarındaki tırmanışlardan biri mi?
Hayır efendim, Olimpiyat oyunları denilen küresel çaplı boy ölçüşme fırtınasının başlaması. Gezegendeki insan nüfusunun büyük bölümü haftalar boyunca gözünü Londra'daki 10490 atletli, 204 ülkeli kas sergisinden ayıramadan kolektif heyecan krizleri yaşayacak televizyon camının karşısında.
Buna oyun adı verilmesini anlamıyorum.
Ulusları bayram sevincine ya da yasa boğabilen, kaç kere düpedüz savaşa yol açabilmiş olan futbola top oyunu derler ya. İnsanlığın dört yılda bir kendine yaşattığı Olimpiyat hengâmesi de oyun moyun değil, en büyük çaplı uluslararası idrar yarışıdır.
Acayip bir huyum var; başımın derde gireceğini bilsem de dilimi tutamıyorum.
Şimdi "spor" seyri tutkunlarını kızdırma pahasına söyleyeceğim:
İnsanın kendini bütün canlılardan ayıran özellikler konusunda hemcinsleriyle boy ölçüşmesi anlamlı olabiliyor da, başka yaratıkların çok daha iyi yaptığı işlerde yarışa kalkması yüzünden heyecanlanamıyorum.
Kendi boyutlarına oranla pire on kat daha yüksek atlıyor, karınca yüz kat daha ağır kaldırıyor. Katır en ünlü atletten daha hızlı koşuyor, palamut daha hızlı yüzüyor.
Bolt nasıl koşmuş, Phelps nasıl yüzmüş diye uykularım mı kaçsın?
Biliyorum, "Türümüzün kendi sınırlarını zorlaması" denilecek. Ancak söz konusu sınırlar zekâmızla değil, kaslarımızla ilgili. Çok mu önemli?
***

Evet, Olimpiyat patırtısının asıl anlamı ulus egolarının tokuşması.
Çocuktum ama 1936 "oyunları" öncesinde Hitler'in yarattığı müthiş gerginliği büyüklerin konuşmalarından sezmiştim.
Nazi canavar kendi ırkının üstünlüğünü Berlin statlarında ispatlayacağını ilan etmiş, süper atletlerini o iddiayla ve yıllarca süren antrenman cehennemleriyle ona göre hazırlamıştı. Bütün dünya nefesini tutmuş, sonucu bekliyordu.
Şeref tribününde oturan diktatörün ve 110 bin seyircinin gözlerinin önünde Jesse Owens adlı bir zenci ırkçılık kibrini yıkıverdi:
Önce 100 metrede birinci gelirken Olimpiyat rekorunu égaler etti, sonra 200 metrede dünya rekorunu kırdı, daha sonra 400 metre bayrak yarışında altın kazandırırken takımına bir dünya rekoru daha kırdırdı.
Yetmedi. Uzun atlamadaki Olimpiyat rekoru da ancak 24 yıl sonra aşılabildi.
Üstelik kişisel ölçüde kalmadı ırkçıları madara eden zenci zaferleri. Kara derili sporcular atletizmdeki madalyaları silip süpürdüler. Hitler locasından kaçtı; bir daha da yarışma seyretmedi.
***

Sonraki Olimpiyatlarda da komplolar, boykotlar, cinayetler gırla gitti. (Münih'te 1972'de 11 İsrailli atlet, 5 Filistinli gerilla, 1 Alman polis öldürüldü). Bütün olaylar inatlaşma sonuçlarıydı.
Bu seferki "oyunları" ulusal onur konusu yapmadan, ego eziyetleri çekmeden izleyelim mi?

BİZE ULAŞIN