REFİK ERDURAN

Ezber bozumunun tadı

Çok doğru sözdür: Çocuklar ebeveynin ne dediğine değil, ne yaptığına bakar.
Topluma ilişkin gerçeklere ulaşmaya çalışırken yetişkinlerin de öyle davranması gerektiği ilkesinde birleşmiş görünürüz. "Bilgi edinmeden 'fikir sahibi' olunmamalı, neler söylendiğine değil de somut durumlara bakılmalı" deriz.
Ama kutuplaşma yoğunlaştıkça buna uymak zorlaşıyor. Aynı gün gelen kimi okur tepkilerini burada yan yana sergilesem gülersiniz. Aynı konuda biri hınzır muhalefete yeterince yüklenmediğimi söyleyip "CHP'li dostlarından mı korkuyorsun?" derken, bir başkası muhalefete haksızlık ettiğimi ileri sürüp "İktidardan mı yılıyorsun?" anlamında eleştirebiliyor.
Bırakın vatandaşları, her alanda "uzmanlarımız" da mezhep uyarınca ahkâm keserken taban tabana ters düşebiliyorlar.
Cumartesi günü Devlet Tiyatroları edebî kurulunun toplantısı vardı. Birçok oyun metnini değerlendirirken dramatürji bürosunun raporcuları tarafından açıklanan görüşler arasındaki uçurumlar güldürdü kurulu. Aynı eseri bir bilirkişi "Bu başyapıt mutlaka sahnelenmeli" övgüleriyle göklere çıkarırken, bir başkası "Üstünde durmaya değmez" diye batırabiliyordu.

***

Gece İstanbul'a dönerken uçakta yaşlıca, sakallı, "köylü tipli" bir yolcu düştü yanıma. Tipi için öyle dedim ama lacivert takım elbiseliydi.
Bir ara poşetten THY dergisini aldı, hızlı hızlı karıştırıp yerine koydu. Sonra yan gözle benim elimdekini dikizlemeye başladı. Bunu öyle açıkça yapıyordu ki, dönüp baktım. Gülümsedik birbirimize.
Bir fotoğrafın altyazısına parmağını uzatarak sordu: "Ne diyor?" Resme rahatça baksın, kendi okusun diye dergiyi uzattım. Gülümsemesi gülmeye dönüştü. Sokuldu, kulağıma hoş bir sır verir gibi alçak sesle ama utanma içermeyen bir rahatlıkla "Okumam kıttır da" dedi.
Şaka sandım. Değilmiş. Yol boyunca sohbet ettik. Anlattı. İlkokulu bitirmeden bir yere çırak vermişler. İlk fırsatta kendi işini kurmuş. Hep o kadar çalışmış ki okumasını ilerletmeye fırsat bulamamış. Ama şimdi oğlu üniversitede, kızı lisedeymiş.
Rastlantılar ilginç olabiliyor. Türkiye'nin o gerçeğini size duyurmaya karar vermiştim. Bu yazıya başlamadan önce her sabahki gibi gazeteleri hatmederken SABAH'ın haberini gördüm:
Elazığ'da havalimanı ve olimpik yüzme havuzu açılmış, uçak yolcusu sayısı 2003'teki 34 milyondan geçen yıl 117 milyona çıkmıştı. Alt başlıkta başbakanın hava yolculuğunun ülkemizde zengin imtiyazı olmaktan çıktığını söylediği bildiriliyordu.
Şimdi on saat öncesinde yanımdaki koltuğa düşen gerçeğin o açıklamayla örtüşmesine sevinmek iktidar dalkavukluğu mudur?
***

Meslektaşların bir bölümü alkış, bir bölümü de yuh rekoru kırma çabasından vazgeçse, basınımız önyargılı dramatürji raporlarına benzemekten kurtulacak.
Alkışlar da, yuhlar da hem daha etkili, hem daha ilginç olacak o zaman.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN