TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Koruculuk kalkmaz

Bilge köyü faciası sadece Türkiye'de değil, dünya kamuoyunda da dikkatlerin köy korucularına yönelmesine neden oldu.
Örneğin, İngiliz "The Independent" gazetesi, sosyologlar Mazhar Bağlı ve Rüstem Erkan ile analizci Gareth Jenkins'e dayandırdığı değerlendirmesinde, "Türkiye'de bölücü terörle mücadelenin silahların yanlış ellere teslim edilmesine yol açtığını" yazıyor ve ekliyor: "Bilge katliamı, ayrılıkçı bir mücadelenin geleneksel yapıların dengesini nasıl tehlikeli biçimde alt-üst ettiğinin işareti."
"Financial Times" ise bu trajedinin hükümetin PKK'lı teröristlerle mücadele için köylüleri silahlandırma politikasının tartışılmasına neden olacağı görüşünde.
Bu görüş "Neue Zürcher Zeitung", "Die Tageszeitung" ve "Süddeutsche Zeitung" gibi gazetelerin yorumlarında da ağır basıyor. Haksız sayılmazlar.

Başbuğ'un tespitleri

Biz de konunun sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. Ama gerçekçiyiz:
Bu koşullarda koruculuk lağvedilemez.
Birçok nedenden ötürü:
1- Köy koruculuğu bölge ekonomisini besleyen en önemli kaynaklar arasında yer alıyor.
Son verilere göre, geçici ve gönüllü köy korucularının sayısı neredeyse 70 bin kişiyi aşıyor. Bu, 70 bin aile demek. Eşleri ve çocukları da hesaba katarsak 500 bin kişi, belki de üstünde. Yani koruculuk en az yarım milyon insanın geçim kaynağı. İşsizliğin yüzde 50'nin epeyce üstünde olduğu bölgede, bu sistemin bir numaralı istihdam alanı olduğunu söylemek, herhalde abartılı bir tespit olmaz.
2 - Her ne kadar köy koruculuğu bünyesinde çok ciddi sorunlar ve sakıncalar barındırsa da (Çeteleşme, gasptan uyuşturucu kaçakçılığına, cinayetten kan davasına kadar yığınla olaya karışma gibi), bölücü terör devam ettikçe, sistemden vazgeçilmesi kolay değil. Çünkü bu çürümüş, suça karışmış unsurlara rağmen korucular, PKK ile mücadelede vazgeçilemeyecek rol oynuyor ve fedakârlıkta bulunuyorlar.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 14 Nisan'da Harp Akademileri'nde yaptığı yıllık değerlendirme konuşmasında, korucuların önemini şöyle ifade etti: "Geçici ve gönüllü köy korucuları, bölücü terör örgütüyle mücadelede çok önemli görev ve sorumluluk üstleniyor. Bugüne kadar bin 335 şehit verdiler. Geçici ve gönüllü köy korucularının devletin yanında bu mücadelede yer alması, sorunun bir etnik çatışma olmadığının ve bölücü terör örgütünün bölge halkının desteğini sağlayamadığının çok önemli bir göstergesi."
Başbuğ'un çizdiği bu tablonun anlamı son derece açık: Terör sürdükçe, koruculuk da devam edecek.
Gerçi köy koruculuğu, rahmetli Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde, 26 Mart 1985'te (PKK'nın ilk silahlı eylemleri olan 15 Ağustos 1984'teki Eruh ve Şemdinli baskınlarından 7 ay sonra) kuruldu ama tarihimizde çok daha eski uygulamaları da var. Örneğin, Sultan İkinci Abdülhamit'in "Hamidiye Alayları", köy koruculuğunun bir başka modeliydi.
Üstelik terörle boğuşan tüm ülkelerde benzer uygulamalar var. Peru'da, Kolombiya'da, Bolivya'da...

Irak ve Afganistan

Daha yakın coğrafyadan da örnekler verebiliriz. Irak'ta El Kaide'ye karşı mücadelede ancak ABD'nin 2007'de köy koruculuğu sistemini getirmesinden sonra sonuç alınmaya başlanabildi. Sünni aşiretlerden oluşturulan "Sahva" (Uyanış) ve "Irak'ın Çocukları" adlı maaşlı milis güçleri, düzenin göreceli olarak sağlanmasında vazgeçilmez unsur haline geldiler.
Irak modeli şimdi Afganistan'a da taşınıyor: Org. Başbuğ'un yukarda alıntı yaptığımız konuşmasında da belirttiği gibi, El Kaide ve Taliban'la mücadeleye halkın katkısını sağlamak için üç ay önce bazı bölgelerde milis gücü oluşturmaya başlandı. ABD, Taliban'ın iyice tırmanması beklenen saldırılarına karşı "Afgan sivil savunma gücü" adı verilen bu milislere bel bağlıyor.
Kısacası, koruculuktan en azından terör bitinceye kadar vazgeçmek mümkün değil.. Önemli olan, çürüyenleri, çeteleşenleri ve silahlarını amaç dışı kullananları hızla temizleyebilmek.
Bu da önce korucubaşılarını denetim altına almaktan geçiyor...
BİZE ULAŞIN