ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Türkiye Yılı

Hatırlayacak mısınız; geçenlerde 2.600 yıl önce Foça'dan yola çıkıp Fransa'ya giden ve Marsilya'yı kuran Anadolulular'ın bu yolculukta kullandıkları geminin tıpkısının inşa edildiğini duyuran bir haber yayınlamıştık.
İşte o gemi Foça'dan yola çıktı, şu sıralar Akdeniz'de ilerliyor. 1 Temmuz'da Marsilya'ya ulaşacak ve o gün Fransa'da Türk Yılı start alacak. 2
010 Mart'ına kadar sürecek Türk Yılı için kapsamlı bir program hazırlandı. Mercan Dede'nin konserinden Louvre Müzesi'nde padişah kaftanları sergisine, Ramazan geceleri eğlencesinden sema gösterilerine kadar 400'ü aşkın etkinlik...
Ancak, Türkiye Yılı'nın başlaması yaklaştıkça Fransızlar'da telaş, hatta tedirginlik başladı. Ankara'nın 9 ay sürecek bu büyük organizasyonla eskisi kadar ilgilenmediği, hatta önemsemediği kuşkusuna kapıldılar.
Pek de yanlış değil. Çünkü Türkiye soğudu. Daha doğrusu soğutuldu. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin artık gizlemeye bile gerek görmediği Türkiye karşıtlığı nedeniyle. O kadar çok ayak oyunu yaptı ki, saymakla bitmez.

Türkiye "İllallah" dedi
Örneğin, Türkiye Yılı başlangıçta 12 aya yayılacak biçimde planlanmıştı. Yani 2009 Mart'ında başlayıp 2010 Mart'ına kadar sürecekti. Sarkozy'nin ve Fransız hükümetinin kararıyla başlangıç tarihi Mart'tan Temmuz'a ötelendi. Gerekçe: Haziran'daki Avrupa Parlamentosu seçimlerini etkilememesi için!
Türkiye seçimleri etkilemedi ama kampanya boyunca bol bol kullanıldı. Tabii iktidardaki "Halkçı Hareket Birliği" (UMP) tarafından. Yani Sarkozy'nin partisinin yöneticileri ve adayları tarafından. Fransız basınındaki haberlere bakılırsa, Türkiye'nin AB üyeliği seçmen tercihlerinde üçüncü etken oldu. Anlamı: UMP, Türkiye'nin olası üyeliğiyle korkutarak seçimden zaferle çıktı. Sosyalistler üyeliğimize şartlı da olsa destek verdikleri için, UMP kadroları kampanyada "Türkiye'nin AB yolculuğunu ancak biz durdurabiliriz" mesajları verdiler.
Tabii bu kararlarının sözde kalmadığını, hayata geçirdiklerini de örnekleriyle hatırlattılar. Sarkozy'nin girişimiyle üyelik müzakerelerinde 5 başlığın açılmasının engellenmesi gibi. Fransa, "Tam üyeliğe götürüyor" diyerek o başlıkları bloke etti.
Ve son olarak ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'nin AB'ye alınması gerektiği telkinlerini en sert ve en açık biçimde Sarkozy eleştirdi, "AB'nin işlerine karışma" demeye getirdi.
İşte tüm bunlar Türkiye'yi Fransa'dan uzaklaştırdı, kırdı. "Agence France Presse" bu kırgınlığın işaretlerini sıralayıp duruyor: Cumhurbaşkanı Gül'ün Türkiye Yılı etkinliklerine fon sağlamak için İstanbul'da düzenlenecek ve 200 şirketin temsilcilerinin katılması öngörülen yemeği iptal etmesi gibi. Başbakan Erdoğan'ın etkinliklere Türkiye'nin maddi destek sağlaması niyetinden vazgeçme noktasına gelmesi gibi. Haklılar.
Peki bu soğuma, kırgınlık Fransa'daki Türkiye Yılı'na tüm desteği çekmeye kadar varmalı mı? Bizce hayır. Malum; ısrarla Fransızlar'ın Türkiye karşıtlığının Türkiye'yi tanımamalarından kaynaklandığı iddia ediliyor. Hiç değilse bu iddiayı test etmek, doğruysa değişmesine zemin sağlamak için Türkiye Yılı çok iyi bir fırsat olabilir.
BİZE ULAŞIN