ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Değişim...

Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı olan Elysee'nin danışmanları ve halkla ilişkiler uzmanları bir "Şirinlik kampanyası" başlattılar. Sadece Fransız değil, Avrupa, hatta dünya kamuoyunu etkilemeyi amaçlayan kampanyanın konusu: "Cumhurbaşkanımız Nicolas Sarkozy çok değişti..."
Olumlu anlamda değiştiğini kastediyorlar tabii. Ve anekdotlarla süslenmiş bir dizi somut örnek sıralıyorlar.
Eskiden, yani cumhurbaşkanı seçildiği günlerde (Mayıs 2007) Johnny Hallyday (Not: Rock şarkıcısı. Fransızlar'ın İbrahim Tatlıses'i diyebiliriz) dinlerdi, şimdi Bob Dylan'ı (Not: Amerikalı rock, folk, country, blues şarkıcısı ve bestecisi) tercih ediyor.
Yine eskiden "Rocky" filmlerine bayılırdı. Şimdi "Venedik'te Ölüm"ü izliyor. (Not: İtalyan yönetmen Luchino Visconti'nin 1971'de gösterime giren efsane filmi.) Ayrıca Woddy Allen'ın ve Ernst Lubitsch'in filmlerinin DVD'lerini adeta yutuyor. (Not: Ernst Lubitsch, Alman kökenli Amerikalı yapımcı ve yönetmen. 1947'de kalp krizine yenik düştüğünde ardında bir dizi başeser bıraktı: Savaşla dalga geçen "Olmak veya Olmamak" gibi, "Aşk Geçittöreni", "Monte Carlo", "Şen Dul", "Mavi Sakalın 8'inci Karısı", "Tehlikeli Oyunlar", "Melek", "Seninle Bir Saat" gibi. Woddy Allen'ı anlatmaya gerek var mı?)
Fransa "Kültür" deyince, akan suların durduğu ülke. O nedenle Sarkozy'nin şirinlik kampanyasında edebiyata özel bir yer ve önem veriliyor. Ve deniyor ki: Eskiden "Bestseller" olan ama edebi değeri bulunmayan romanları severdi. Şimdi Jean-Paul Sartre, Guy de Maupassant, Emile Zola, Stefan Zweig okuyor. (Not: Sarkozy'nin yeni keşfettiği bu yazarlar Türk okurlarınca en az yarım yüzyıldır bilindiği ve çeşitli gazetelerin kültürel promosyonlarının değişmez veya vazgeçilmez ürünleri arasında yer aldığı için, tanıtmaya gerek görmüyoruz.)

Carla'dan bir ricamız var
Daha nice örnekler sayıldıktan sonra, sanki bir devlet sırrı ifşa ediliyormuş gibi kulaklara eğilip fısıldanıyor: "Biliyor musunuz; Sarkozy'deki bu müthiş değişimin ardında Carla Bruni var..."
Carla Bruni? Sarkozy'nin besteci ve şarkıcı ve de sanatçı dostu olan yeni eşi. (Not: Marie-Dominique Culioli ve Cecilia Ciganer- Albeniz'den sonra üçüncü hayat arkadaşı.)
Böylece Sarkozy "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" sözünü doğrulamış oluyor. Carla Bruni'ye önce tebriklerimizi sunalım. Ardından bir beklentimizi iletelim:
Sarkozy'nin Jean-Paul Sartre, Emile Zola ve Stefan Zweig külliyatlarını yutmasından sonra, "Kültürel iştahı" sönmeden yeni mönüleri önüne koymasında büyük fayda var. Hem Fransızlar'ın, hem de -niye saklayalımbizim menfaatimiz için.
Örneğin, Claude Farrere'in yapıtlarını okumasını sağlamalı. "Medeniler", "Son Tanrı", "Son Tanrıça", "İdam Mahkûmları", "Akdeniz'de", "Onbirinci Saat" iyi bir seçim olabilir ama listeye "Türkler'in Manevi Gücü" ile "Ankaralı Dört Hanım" ı mutlaka eklemeli. (Not: Farrere yakından tanıdığı Atatürk'ü şöyle anlatmıştı: "O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, O'na çok uzaklardan bakmak gerekir.")
Farrere'den sonra Pierre Loti gelmeli. Özellikle "Aziyade". 1879'da yayınlandığında Batı kamuoyundaki Türk imajını temelden değiştiren bu roman Sarkozy'deki değişimin de ölçüsü olabilir.
Sarkozy, "Değişim süreci"ni kusursuz tamamlaması için yeni Kültür Bakanı Frederic Mitterrand'ın tavsiyelerine de kulak vermeli. O da Rene de Chateaubriand (Not: "Paris İstanbul Kudüs: Bir Seyyahın Günlüğü" ihmal edilecek gibi değil) ile Gerard de Nerval'i (Not: "Doğu'ya Yolculuk" tüm yaşamını etkiledi. İlerde sık sık cinnet geçirdiğinde, "Aklımın kalan parçalarını sadece Türkiye ayakta tutuyor" diyecekti) öneriyor.
"Sarkozy'nin listesi"ne bir ara biz de çağdaş Fransız tarihçi, siyasetçi ve yazarlarından birkaç isim eklemeyi düşündük. Marc Levy, Alexandre Adler, Michel Rocard gibi... Ama çabucak vazgeçtik. Ne olur ne olmaz... Ya "Başlarım değişimine" deyip "Eski"ye dönüverirse!
BİZE ULAŞIN