ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kazanın dibindekiler

Egeliler'in çok iyi bildikleri bir fıkrayla başlayalım...
Zebani bir konuğuna cehennemi gezdiriyormuş. Fokur fokur kaynayan her kazanın başında bir görevlinin durması, konuğun dikkatini çekmiş. Sormuş: "Bunlar ne iş yapıyorlar?" Zebani yanıtlamış: "Başını çıkaranı tekrar dibe itiyorlar." Bir kazanın başında görevli yokmuş. Konuk onun da nedenini merak etmiş. Zebani gülmüş: "O kazanın başına görevli dikmeye gerek görmedik.. Çünkü orada İzmirliler var. Biri başını çıkarmaya kalktığında zaten diğerleri hemen aşağıya çekiyorlar..."
Gerçekten de İzmir'de başarıya pek tahammül edilmez, başarılarıyla sivrilenlere destek verilmez.
Tam tersine onlara "Kentin huzurunu bozan" gözüyle bakılır. "Huzur" dedikleri şey, aslında genel tembellik ortamı.
Bu tembellik öylesine kentin dokusuna ve kentlilerin genlerine sindi ki, işadamları ellerinde ne var ne yoksa satıp rantiye oldular. Yazın Çeşme'nin, kışın Miami'nin tadını çıkarıyorlar.

Fil mezarlığı gibi

Son zamanlarda İzmir'in emekliler cennetine, yani "Fil mezarlığı"na (Malum; filler ölümlerine yakın ormanın en kuytu yerine çekilirler) dönüşmesinden rahatsız olan hemşehrilerimizin kıpırdanmaya başlamalarından umutlanmıştık. Yanılmışız.
İzmirliler'den bu yanılgımız için hem özür diliyor, hem de fıkralara konu olmuş "Ünlerini" bir kez daha cümle âleme hatırlattıkları için kutluyoruz!
Kutluyoruz; çünkü kenti gerçekten ihya edecek olan ve "Manhattan" adı verilen müthiş projeyi yargı aracılığıyla durdurmayı başardılar.
Rahmetli Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina tarafından hazırlanan ve halefi Aziz Kocaoğlu'nun da sahiplendiği proje, Alsancak Limanı'ndan Turan'a kadar uzanan 500 hektarlık alanda New York'un Manhattan bölgesinin benzerinin yaratılmasını öngörüyordu. Körfez boyunca uzanan o alan kim bilir kaç yıldır tam bir mezbelelik: Kaderine terk edilmiş eski tütün depoları, gecekondular, çöplükten farksız boş araziler...
Doğrusu proje İzmir'e bir canlılık getirmiş, heyecan meltemleri estirmişti. Haklı olarak. Zira İzmir'e bir İzmir daha eklenecekti. Başkan Kocaoğlu ve kentin diğer yöneticileri, en az 10 milyar dolarlık yatırım geleceğini söylüyorlardı. Ve bu tahminler hiç de abartılı değildi: Türkiye'nin önde gelen müteahhitlik gruplarının, bankaların, gayrimenkul ortaklıklarının yanı sıra yurtdışından da birçok iri yatırımcı proje hazırlamaya başlamışlardı. Oteller, iş merkezleri, rezidanslar, alışveriş merkezleri... Düşünebiliyor musunuz; sahil boyunca en az 500 gökdelen.

Çivi bile çakılmasın!
Ama bir şey unutulmuştu: İzmir'e çivi bile çakılmasını önlemek için tetikte bekleyenler. Başını çıkarmaya kalkacakları anında dibe çeken gönüllü kazan görevlileri.
İsim vermeyeceğiz. Çoğu hukukçu 12 kişi proje, daha doğrusu bölgeye özel hazırlanan imar planları için "Yürütmenin durdurulması" talebiyle İzmir 3'üncü Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdular. Mahkeme de bilirkişilerin raporları ışığında başvuruyu kabul etti. Gerekçe: Bölgenin olası bir depremde yüksek risk taşıması!
Bu mantıkla Los Angeles ve San Francisco'daki tüm gökdelenleri alaşağı etmek gerekir. Aynı şekilde Tokyo'daki, Osaka'daki başdöndürücü yükseklikteki binaları da. Çünkü gerek Kaliforniya, gerekse Japonya, İzmir'den bin kat daha riskli deprem bölgeleri.
Bu mantıkla inşaat teknolojisindeki olağanüstü gelişmeleri de inkâr etmek gerekir. Çünkü zeminin her gün sallandığı bölgelerde bile artık 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı gökdelenler inşa ediliyor.
Yani deprem riski aslında bahane. Asıl niyet, "İzmir olduğu gibi kalsın." Küçük, sönük, sürekli gerileyen, Türkiye klasmanında her yıl biraz daha alt sıralara itilen bir yer...
Manhattan projesini durdurtan ekibin ilk "Başarısı" değil bu: Daha önce kentin bir başka iddialı girişimi olan "Dünya Ticaret Merkezi" inşaatını da açtıkları davalarla kilitlemeyi başardılar! Yarım kalan o proje şimdi İzmir'in göbeğinde çürük diş gibi sırıtıyor. Kimse de rahatsız olmuyor.!
Cehennem kazanının işgüzarlarını bir kez daha can-ı gönülden kutlarız. Kasaba irisi boyutlarına inmiş İzmir'i kimseye yar etmiyorlar; helal olsun...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN