ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Ortadoğu'ya Kafkas modeli

Geçenlerde "Medeniyetler İttifakı"nın yanlış temeller üstünde inşa edilmekte olduğunu savunan bir yazı okuduk. Son derece ilginç bulduk. Özellikle verdiği örneği. Şöyle:
Bir insan hakları örgütünün temsilcisi olan Amerikalı bir kadın 1990'ların sonunda Afganistan'a gitmiş. Gördüklerinden dehşete kapılmış; çünkü kadınlar eşlerinin 4 metre gerisinde yürüyorlarmış.
Dönüşünde, "Afganistan'da kadın hakları ayaklar altında" diye yoğun bir kampanya başlatmış.
Aradan yıllar geçmiş, geçen ay yolu yine Afganistan'a düşmüş.
Bu kez kadınların eşlerinin 8 metre önünde yürüdüklerini görünce hem çok şaşırmış, hem de çok sevinmiş. "Yaşasın" demiş, "Kampanyamızın da etkisiyle Afgan kadınları onurlarına ve haklarına kavuştular..." Onun zafer çığlıklarını duyan rehberi uyarmak zorunda kalmış: "Mayın tehlikesi nedeniyle kadınlar önden yürütülüyor!"
Yazar bu anekdotu aktardıktan sonra şu uyarıyı yapıyordu: "Biz batılılar kendi değer sistemlerimize ve etik kodlarımıza göre uzak kültürleri yorumlamaya kalkışıyoruz. Bu da ortaya vahim sonuçlar çıkarıyor."
Haklı, batılılar farklı kültür, değer ve inanç sistemlerine sahip halkların ve devletlerin sorunlarına kendi kriterlerine göre müdahale ettikleri için bir türlü çözüm bulunamıyor. Daha doğrusu çözüm daha da güçleşiyor, hatta imkânsızlaşıyor.
60 yıldır çözülemeyen Filistin sorunu bu açmazın en somut ve hüzün verici örneğini oluşturuyor.
Oysa aynı veya yakın dilleri konuşan, kültürleri ve değerleri akraba olan bölge halkları ve devletleri kendi aralarında çözüm arasalar, kesinlikle Filistin sorunu çoktan aşılmış olacaktı.

Ortak sorunlar

Geçen hafta sonunda Cenevre'de düzenlenen bir forumda Ürdün Kralı Abdullah'ın amcası Prens Hasan tam da bu konuda son derece dikkate değer bir konuşma yaptı. Ona göre Ortadoğu'ya barış ve istikrar getirmenin yolu öncelikle tarihe saygıdan geçiyor. "Çeşitli inanç sistemleri üstündeki siyasal baskılardan kurtulmak zorundayız. Bu baskılar bizi birbirimizden daha da uzaklaştırmaktan başka bir sonuç vermiyor" diyen Prens Hasan barış zemininin ortak sorunlar temeline dayandırılmasını öneriyor. Bu sorunlara güncel ve somut örnekler veriyor:
"Örneğin iklim değişikliği hepimizi etkiliyor. Sanayi İsrail'de var, Ürdün'de yok. Ama İsrail sanayisinin yarattığı kirlilik, aynı zamanda bizim de sorunumuz oluyor. Oysa iklim değişikliğiyle ilgili uluslararası müzakerelerde Ortadoğu hemen hiç temsil edilmiyor. Bu alanda hepimiz bir araya gelip ortak mücadele verebiliriz."
Çözüm? Prens Hasan, Ortadoğu'nun ve Basra Körfezi'nin tüm ülkelerini kapsayacak bu işbirliğinin, oluşturulacak bir "Bölgesel ekonomik ve sosyal platform" ile gerçekleştirilebileceğini söylüyor, "Bu platformda mutlaka İsrail de yer almalı. Çünkü İsrail, Türkiye ve İran'la birlikte bölgenin üçüncü gücü" diye ekliyor.

İsrail' e el uzatmak
Biraz daha somuta indirgersek, Prens Hasan, Türkiye'nin Güney Osetya savaşından sonra önerdiği "Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu"nun benzerini Ortadoğu için istiyor.
Bir gelişme daha: Bahreyn Veliaht Prensi Şeyh Salman Bin Hamad El-Halife, Arap ülkeleri yöneticilerine "İsrail medyasına konuşun" çağrısı yaptı, "Böyle bir diyalog, Filistin-İsrail barışını kolaylaştırabilir" dedi. Ondan önce de Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Arap ülkelerinden İsrail'e jest yapmalarını istedi.
Yani, Arap dünyasında İsrail gerçeğini kabullenme süreci başladı. Bu da Prens Hasan'ın projesinin hem tutarlılığını, hem de gerçekleşme şansını artırıyor.
Bize göre Ankara da bu projeye rahatlıkla destek verebilir. Zira Türkiye hem bölgedeki tüm ülkelerle iyi ilişkileri, hem bölgenin tüm sorunlarındaki arabuluculuk girişimleri, hem de bölgenin tüm oluşumlarıyla (Körfez İşbirliği Konseyi'nden Arap Birliği'ne kadar) bağlantıları sayesinde zaten böyle bir platformun fiili koordinatörlüğünü yürütüyor.
BİZE ULAŞIN