ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Demokratik standartlar

Cumhurbaşkanı Gül, geçen Mayıs'ta Suriye ziyaretinin son durağı olan Halep'te gezisini izleyen ve aralarında bizim de olduğumuz bir grup gazeteciyle sohbetinde, Kürt sorunuyla ilgili olarak şöyle konuşmuştu:
"Dünyayla uğraşırken, iç meselelerimizi de çözme kabiliyetine sahip olmalıyız.
Güneydoğu meselesi deyin, Kürt meselesi, terör deyin, ne derseniz deyin, çözüme gitmek durumundayız. Demokratik standartlar yükseldikçe çözüm de kolaylaşacak."
Aradan yaklaşık iki ay geçti, Cumhurbaşkanı Gül dün Kayseri'de aşağıyukarı aynı cümleleri tekrarladı:
"Türkiye kendi sıkıntılarını kendisi çözecek. Türkiye'nin demokratik standartları toplu şekilde yükseltilince, problemler de otomatik olarak zaten çözülecek."

Mesajın arka planı

Gül'ün Kürt sorunuyla ilgili olarak iki ay arayla yaptığı iki açıklamada da yaptığı "Türkiye iç meselelerini çözme kabiliyetine sahip olmalı", "Türkiye kendi sıkıntılarını çözme iradesini göstermeli" uyarılarının arka planı üstünde önemle durmak gerekiyor. Bu uyarılar bizce şu mesajları içeriyor:
- Kürt sorununun çözümü daha fazla ertelenemez. Bu sorunu ya biz çözeceğiz ya da dış baskılarla, müdahalelerle karşılaşacağız.
- Dış baskılar, müdahaleler nasıl olur? Bazı güçler sorunu uluslararası platformlara taşıyabilir. Taşımaya başladılar da. Avrupa Parlamentosu çatısı altında birkaç yıldır Kürt konferansları düzenlenmesi bunun somut bir örneği. Ayrıca Başkan Obama yönetiminin de Kürt sorununa özel bir önem verdiğini gösteren işaretler giderek artıyor.

Reform paketleri

Peki kendi irademizle nasıl çözeceğiz? Gül cevabını veriyor: Demokratik standartları yükselterek.
Demokratik standartlar ancak reformlarla yükseltilebilir. Siyasal, sosyal ve ekonomik reformlarla.
Örneğin Siyasi Partiler Kanunu'nun değişmesiyle. Seçim Kanunu'nun değişmesi ve yenilenmesiyle. Böylece baraj düşürülebilir ve seçim yarışı daha demokratik hale gelir. Böylece Kürtçe seçim propagandası yapılmasının önündeki yasaklar kaldırılabilir ve Türkçe bilmeyen yurttaşlarımızın demokratik iradelerini daha isabetli kullanmalarının önü açılabilir.
Hazırlanacak sosyal ve ekonomik reform paketleri de elbette standartların yükseltilmesine katkıda bulunabilir.

En zorlu konular
Ama ne yapılırsa yapılsın, sonunda dönüp dolaşıp iş "Kimlik", "Anadilde eğitim veya öğretim", "Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması" sorunlarına gelecek.
Neden? Çünkü "Kürt kimliğinin", "Anadili öğrenme hakkının" ve "Kendilerini yönetmekte daha fazla söz sahibi olmalarının" güvenceye alınması isteniyor. Yasal güvenceye.
Bu da kaçınılmaz olarak Anayasa değişikliğini gerektirecek. Belki Anayasa değişikliği bile yetersiz kalacak ve yeni, yepyeni bir Anayasa talebi doğacak.
Zira istenen "Yasal güvenceler" ancak Anayasa ile sağlanabilir.
Peki buna hazır mıyız? Veya ne kadar hazırız? Daha doğrusu ne kadarımız hazır?
Açılım yolculuğunun bir-iki durak ötesinde bizi bu zorlu sorular bekliyor...
BİZE ULAŞIN