ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

3G ve demokrasi

Her gün SABAH Yazıişleri'nin ilk gündem toplantısını saat 10.30'da yaparız. O toplantıda haberler sayfalara dağıtılır.
Daha sonra saat 14.00'te tüm servis şefleriyle bir araya gelip, gelişmeleri, yeni haberleri bir daha değerlendirir, gerekiyorsa sayfalarda değişiklik yaparız.
Saat 15.00'te yaptığımız üçüncü toplantının tek gündem maddesi olur: Birinci sayfayı hazırlamak.
Ve nihayet saat 18.30'da tüm sayfaların gözden geçirilmesi ve ikinci baskının hazırlanması için bir daha toplanırız.
Dün de bu çalışma programını aynen uyguladık. Ama bir farkla: Yazıişleri toplantısına katılanların yarısı yine İstanbul'daki yerlerine otururken, biz dahil öbür yarısı da İzmir'de, Swissotel Grand Efes'in bahçesinde, palmiye ağaçlarının altında kurulan bir çadırda buluştuk. Turkcell'in konuğu olarak. İstanbul'daki toplantıya o çadırdan 3G teknolojinin sağladığı hızla görüntülü mobil telefonla bağlandık. Ve hepimiz aynı mekândaymış gibi hep birlikte haberleri değerlendirdik. Sonra 14.00, 15.30 ve 18.30 toplantıları da rutin akışında gerçekleşti. Arada Ankara Büromuz ile sık sık görüntülü bağlantı kurup başkentteki gelişmeleri izledik.
Sonuç olarak yarımız İstanbul'da, öbür yarımız İzmir'de ama hep birlikte sayfaları hazırladık, sevgili Yavuz Donat'ın Halis Ağa söyleşisinin sağladığı keyifli bir çalışmayla birinci sayfamızı yaptık. Akşam da ikinci kalıp için gerekli değişiklikleri birlikte tamamladık. Hep görüntülü mobil telefon aracılığıyla.
Yadırgadık mı, zorlandık mı? Hayır. Çünkü SABAH Yazıişleri olarak biz zaten aylardır bu imkânı kullanıyoruz. Yukarda saydığımız tüm toplantılara Ankara Büromuz görüntülü video sistemiyle katılıyor, gazetenin hazırlanmasına bilfiil katkıda bulunuyor. Bizim için tek ama önemli yenilik, 3G teknolojisi sayesinde internete çok daha hızlı bağlanma, böylece toplantılar sırasında ek bilgilere daha hızlı ulaşma imkânına kavuşmamız oldu.

Açık toplum bilgiye dayanır
Yenilikleri seven ve çabuk uyum sağlayan bir ekip olarak, 3G teknolojisinin getireceği imkânlardan en çok SABAH'ın yararlanacağına inanıyoruz.
Ah, bu arada Hıncal Uluç'a -cevap değil- bir bilgi. "Ne 3G'si; ben bu gazeteyi yönetsem, dizüstü, yani laptop kullanmayı yasaklarım. Bu lanet olası alet yüzünden, gazete, yani ofis, yani bir gazeteyi çıkaranların bir arada oldukları bina unutuldu. Adamın yanında el kadar laptop... Evinden yazıyor, kafeden yazıyor, gidiyor plajdan yazıyor. Gazete havası koklanmaz, meslektaşlarla buluşulmaz oluyor" diyor.
İnanacak mı bilmiyoruz ama 3G teknolojisi bu kopuk ilişkileri yeniden bağlayacak. İster ofiste olsun, ister evinde, ister kafede; herkes gazete çatısı altında bir araya gelecek. Fiziken değilse bile, sesiyle, görüntüsüyle.
İnanmayacaksınız ama birkaç yıl sonra artık 3G teknolojisiyle mi olur, yoksa 4G ile mi ama toplantılara hologramınızı ışınlayabileceksiniz. Sizin gibi konuşan, düşünen, yazan, yiyen-içen gölgenizi ya da tıpkınızı. Bunun ilk adımı atıldı: Dünyanın en hızlı mobil genişbant teknolojisi olan LTE testlerinde saniyede 170 megabit hızına ulaşıldı, bu sayede koku nakledilmeye başlandı.
Hıncal Uluç konuyu "Home ofis" açısından değerlendiriyor ama mobil iletişim teknolojisini asıl toplumsal ve siyasal getirileriyle irdelemek gerekiyor. Bu teknolojiler, özellikle de 3G üç temele dayanıyor: Hız, mobilite ve bilgi.
Hız, yani mümkün olan en kısa sürede bilgiye erişmek.
Mobilite, yani bilgiye ulaşmak için bir aracın (Cep telefonu) yeterli olması, başka aygıtlar (Priz, anten gibi) gerekmemesi.
Bilgi, yani hız ve mobilite sayesinde daha geniş kitlelerin daha çok bilgiye erişebilmesi. Ayrıca bilginin daha hızlı ve daha çok üretilebilmesi.
Daha geniş kitlelerin daha çok bilgiye ulaşabilmeleri ve daha çok bilginin daha hızlı üretilebilmesi, toplumların açıklık düzeyini yükseltir. Bu da demokrasiyi pekiştirir. Dahası, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçilmesini sağlar.
Biz o nedenle 3G teknolojisini ve getirdiği imkânları çok önemsiyoruz. Biraz sabredin; bu teknolojinin yaşamınızı ve alışkanlıklarınızı nasıl değiştirdiğini yakında göreceksiniz.
BİZE ULAŞIN