ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

4 Ağustos gecesi

Yaz aylarında gazeteleri "Hafifletmek" için başvurulan en klasik reçetelerden biri eski defterleri karıştırmaktır. Yani tarihten yardım istemek.
"Yıldönümleri" bu konuda "Hızır gibi" imdada koşar.
Yarıdan fazlasını devirdiğimiz 2009, daha doğrusu 9'lu yıllar tam anlamıyla yıldönümü zengini.
Kimi Berlin Duvarı'nın yıkılıp Doğu blokunun ve Soğuk Savaş'ın tarihe karıştığı 1989'un 20'nci yıldönümüyle ilgili diziler hazırlıyor.
Kimi İran'da Humeyni devrinin olduğu 1979'a dönüyor.
Kimi Ay'a ilk insan ayağının bastığı 1969'u tercih ediyor.
Bizim favorimiz ise 1789 yılı. Özellikle de 4 Ağustos 1789 gecesi. Tekrar tekrar okumaya doyamadığımız o müthiş geceyi 220'nci yıldönümü dolayısıyla "Le Monde" bir kez daha okurlarına hatırlattı. Ondan ve belleğimizden alıntılarla aktaralım:
14 Temmuz 1789'da Bastille Kalesi'nin Paris halkı tarafından yakılıp yıkılmasıyla başlayan Fransız İhtilali, 20'nci günündeydi. Akşam saatlerinde Kurucu Meclis toplandı. Gündeminde pek önemli bir konu yoktu. Ama taşra illerinde köylülerin ve yoksulların kötü hasatın yol açtığı kıtlık nedeniyle soyluların ve toprak ağalarının şatolarına, malikanelerine, çiftliklerine saldırıp yağmaladıkları haberlerinin iyice artması Paris'te korku yaratıyordu.
Milletvekilleri o haberlerin etkisiyle parlamento salonuna girdiler. Bir milletvekili söz istedi: Noailles Vikontu Lous Marc Antoine. "Bir önerim var" dedi, "Herkes eşit olsun. Hem yasalar önünde, hem vergilendirmede. Ayrıca angaryayı yasadışı ilan edelim..."
Salonda heyecan rüzgarı esti. Bir başka soylu, Aiguillon Dükü Armand Desire de Vignerot du Plassis kürsüye fırladı ve "Tüm imtiyazları lağvedelim" diye haykırdı. İmtiyazlılar imtiyazlısı ve zenginler zengini birinden gelen bu çağrı herkesi coşturdu.
Sonra bir rahip milletvekili "Kilise'nin ayrıcalıklarına son verilmesi"ni istedi.
Bir başkası kraliyet ailesinin (16'ncı Louis henüz devrilip giyotine gönderilmemişti) ödeneklerinin iyice kırpılmasını teklif etti.
Bir diğeri bölgesel ayrıcalıkların yok edilmesini istedi. (Örneğin bazı iller vergi vermiyordu. Tıpkı Osmanlı'da bir dönem İstanbullular'ın askere alınmaması gibi.)
Bunu tamamlayıcı bir öneri izledi: "İllerin vergi ayrıcalıklarının kalkması yetmez, özerk, hatta neredeyse bağımsız yönetimlerine de son verilmeli."
Tarihçilerin "Toplu trans hali" dedikleri Fransa Kurucu Meclisi'nin 4 Ağustos 1789 gecesi birleşimi saat 02 sıralarında bitti.

Bildirgeler dizisi

O rüzgarla bir hafta sonra, 11 Ağustos 1789'da tüm imtiyazların ortadan kaldırılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hazırlandı. (Kral 16'ncı Louis epeyce direndikten sonra 5 Ekim'de onaylamak zorunda kaldı.)
Hemen ardından, 26 Ağustos 1789'da "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" yayınlandı. "İnsanlar özgür ve eşit doğarlar" diye başlıyordu; hatırladınız mı?
Onu 1793'teki "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" izledi. O da "Eşitlik insanın birinci doğal hakkıdır" diyordu; anımsıyor musunuz?
Daha sonra 1795'teki "İnsan ve Yurttaş Hakları ve Görevleri Bildirgesi", daha önce (28 Ekim 1791'de parlamentoda kabul edilen) "Kadın Hakları Bildirgesi..."
Fransız Devrimi'nin sağladığı insan hakları 150 yıl sonra tüm dünyada genelleşebildi. BM'nin 10 Aralık 1948'de yayınladığı "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi" ile.
5 Ağustos 2009'da özgür ve yasalar önünde eşit bireylersek, bunu bir ölçüde 4 Ağustos 1789 gecesine borçluyuz.
Sahi; herkes özgür ve yasalar önünde eşit mi? Gerçekten "İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir toplum" muyuz? Herkes eşit biçimde, eşit koşullarda mı vergilendiriliyor?
Türkiye için cevabı iktisatçılara, hukukçulara, toplumbilimcilere, hatta siyasilere bırakalım, bir iktisatçının, Thomas Piketty'nin "Le Monde"da yayınlanan yazısının başlığını aktarmakla yetinelim: "Bize yeni bir 4 Ağustos gecesi gerekiyor."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN