ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Birkaç tespit ve bir uyarı

Bir yanlışı düzelterek başlayalım: Adını ister "Kürt sorunu", ister "Demokratikleşme paketi" koyun, "Açılım"ın değil, "Diyalog" un başındayız.
Çünkü "Açılım" çoktan başladı. TRT Şeş ile, Kürtçe siyaset yasağının "de facto" kalkmasıyla, Kürtçe her türlü yayının serbest bırakılmasıyla. Hatta Öcalan'ın açıklamalarını yayınlamanın da görmezden gelinmesiyle, yani soruşturma konusu yapılmamasıyla...
Dediğimiz gibi, şimdi sorunun köklü ve kalıcı çözümü için "Diyalog" sürecine giriliyor. Ama bu yolda henüz ilk adımlar bile atılmadan, bazı hayati noktalarda ön mutabakat oluşmaya başladı.
Bunların başında çözümün adresinin Meclis olması geliyor. Yani tüm kararlar Türkiye Cumhuriyeti halkının iradesinin temsil edildiği Meclis tarafından, Türkiye Cumhuriyeti halkı adına alınacak.
İkincisi; devletin üniter yapısıyla bağdaşmayan hiçbir talep söz konusu olamayacak. Eyalet veya özerk yönetim birimleri kurulması anlamına gelecek formüller de gündeme getirilmeyecek.
Üçüncüsü; Kürt kimliğinin anayasal tanınması veya anayasal güvenceye alınması da istenmeyecek. (Not: DTP Genel Başkanı Ahmet Türk dün Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte açık açık söyledi: "Dünyanın hiçbir anayasasında etnisiteye dayalı bir maddenin, o toplumda barışmayı sağlamayacağına inanıyoruz.
Kürt kelimesinin Anayasa'ya geçirilmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü, Kürt'ü geçirdiğiniz zaman Çerkez'i, Laz'ı görmezlikten gelmiş oluruz.")
Bunlar güzel gelişmeler...

Hassasiyetlere saygı

Ancak özellikle Kürt siyasetçilerin bazı konularda daha özenli, dikkatli ve hassas olmaları şart. Başbakan Erdoğan'ın her fırsatta yaptığı bir uyarıyı dün bir kez daha tekrarlaması boşuna değil:
"DTP'ye sesleniyorum; zaman zaman aralarından bazı temsilcilerin tahrik edici, kışkırtıcı, süreci bulandıran açıklamalardan, tavırlardan lütfen kaçınmalarını rica ediyorum."
Adını koyalım; bu tahriklerin başında PKK'nın "Niteliğini" değiştirme çabaları geliyor. Daha açıkçası, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "Bölücü terör örgütü" olarak mücadele ettiği, ABD'den AB'ye kadar tüm Batı'nın "Terör örgütü" kabul edip kara listelerine koyduğu PKK, bazı Kürt siyasetçilerince "Özgürlük savaşçısı", hatta "Kurtuluş örgütü" gibi takdim etme söylemi geliştirmeleri, en azından ateşle oynamaktan farksız. Zira halkın desteği olmadan ne "Diyalog" geliştirilebilir, ne de "Çözüm" aranabilir. Halkın desteği ise ancak duyarlılıklara saygı göstererek sağlanabilir.
DTP'lilerden daha sağduyulu davranışın ilk örneğini bugün sergilemelerini bekliyoruz. Bugün, malum, PKK'nın ilk silahlı saldırıları olan 15 Ağustos 1984'teki Eruh ve Şemdinli baskınlarının 25'inci yılı. Türkiye'nin 25 yılına, 50 bine yakın evladının hayatına ve yüz milyarlarca dolar maddi kayba neden olan bu kanlı dönemi tetikleyen saldırılara asla farklı yorumlar getirmeye kalkışılmamalı. Yazık olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN