ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Junior ve şanssız arkadaşları

Ben hiç saat kurmam. Her sabah ama yaz-kış her sabah yanağıma kondurulan bir öpücükle uyanırım. Kuşluk vakti çiği kadar durudur o öpücük. Berrak bir derede yüzmek kadar mutluluk, neyden yükselen nağmeler kadar huzur verir. Bazen aşk oyununu uzatırım. Uyanmamış gibi yaparım. Uyandığımı bildiği halde, o da oyuna katılır, bir öpücük daha verir.
Kalkar, giyinirim. Sonra birlikte sabah yürüyüşüne çıkarız. Yol boyunca sohbet ederiz. Daha doğrusu, ben konuşurum, o dinler, bazen başını çevirip gözlerimin içine bakar.
Yürüyüş sonrası eve döneriz. Ben çayımı içerken o da havuç ve salatalıktan oluşan kahvaltısını yapar. Daha sonra da yine bir öpücükle beni uğurlar.
Akşam da kaçta döneceğimi bilir, gelişime yakın pencere önüne oturup yolu gözler. Kapıyı açtığımda ilk karşılayan o olur. Yine öpücükle.

Evin küçük oğlu
Onun adı Junior. Yani, evin küçük oğlu. Benim "İskoç Terrier" cinsi köpeğim.
1996 Mayıs'ında evimize avucumun içinde geldi, bugün kucaklara sığmıyor.
Geldiğinde bir aylıktı, şimdi 14 yaşında.
Bazen içime bir sıkıntı basar, daha doğrusu korku düşer; "Bir gün doğal yaşamının sonuna gelip aramızdan ayrılırsa, ne yaparım, nasıl dayanırım" diye.
Her gece tekrarladığım, "Tanrım bana eşimin ve çocuklarımın acısını gösterme, benim ömrümden al, onların ömürlerine ekle" duasının kapsamında o da vardır.
Junior'ımı, Küçük Oğlum'u, yan sayfadaki haber nedeniyle anlattım.
O haberde yüzlerce Junior'ın trajedisi anlatılıyor.
Kışın alınıp yazın atılan köpekler...
Hevesle alınıp, bıkınca sokağa bırakılan köpekler...
Çocuklara arkadaşlık etsin diye alınıp, çocuk biraz büyüyünce kapı dışarı edilen köpekler...
Küçükken alınıp, büyüyünce kovulan köpekler...
Acımasızlığın, insanın bırakın hayvana insana bile yardım etmediği bir bencilliğe teslim olmuş büyük kentte, kaderlerine terk edilen her cinsten yüzlerce, binlerce köpek... "

Sensiz yaşayamam"
Üstelik sokaklarda da barınamıyorlar. Belediyeler onları başlarından savmak için toplayıp ormanlık bölgelere gönderiyor. Polonezköy, Şile, Çatalca taraflarına... Bir avuç hayvanseverin bastırıp duvarlara, direklere yapıştırdığı "Beni ormana bırakma, sensiz yaşayamam" afişlerine omuz silkerek. O afişlerdeki köpeğin gözlerindeki hüznü, bir yolun kıyısında korku içinde bekleyişini görseniz, ağlarsınız.
Ey insanoğlu; köpek bıkınca atılacak bir heves değil, bir hayatı birlikte paylaşmaktır. Köpek beslemek bir canın sorumluluğunu sonuna kadar üstlenmektir. Köpek beslemek insanın insanlığının farkına varmasıdır. Ama aynı zamanda köpek beslemek, çıkarsız bir sevginin, tarifsiz ve sınırsız bir mutluluğun sırrına ulaşmaktır.
Lütfen; bakamayacaksanız, o sorumluluğu üstlenemeyeceksiniz, hayatı sonuna kadar paylaşamayacaksanız, almayın.
Junior'ımdan, Küçük Oğlum'dan iki aydır ayrıyım. Eşimle birlikte tatilde. Bugün dönüyor.
İşten çıkınca daha bir telaşla ve sabırsızlıkla eve koşacağım. Ve pencere kenarına oturup onun dönüşünü bekleyeceğim. Gelince de boynuna sarılıp gözlerinden öpeceğim, öpeceğim, öpeceğim...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN