ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kürtler ne(ler) istiyor? (2)

DTP'nin ve Öcalan'ın Kürt sorununun çözümü çerçevesinde taleplerini ve beklentilerini dün irdeledik. Bugün Kürt aydınlarının görüşlerini gözden geçirelim.
Kürt kamuoyunda belli bir ağırlığa sahip Kemal Burkay kurucusu olduğu PSK'nın (Kurdistan Sosyalist Partisi) internet sitesi "Denge Kurdistan"da yer alan yazısında "Çatışma ortamının son bulması, PKK'nın silah bırakmasının sağlanması, siyasetin yolunun açılması bile -eğer gerçekleştirilebilirse- son derece önemli" diye özetlediği görüşlerini dün "Cihan Haber Ajansı"na verdiği mülakatta biraz açtı: "Biz çözüm olarak federasyon istiyoruz. Ayrıca Kürtçe eğitim dili olarak da kabul edilebilir. Fakat bunların bugünden yarına olmayacağını biliyoruz. Şu an Türkiye'de çatışma ortamının bitmesini, bu yolda adımlar atılmasını bile çok önemli buluyoruz. Önce silahlar susmalı, çatışma ortamı sona ermeli, PKK'nın silahlı adamları düze inmeli ve siyasetin yolu açılmalı. Yoksa federasyona ne Türk, ne de Kürt tarafı daha hazır değil. Bu mesele önce barışçı bir ortamda tartışılmalı."

Kuzey Irak ilhamı

PSK'da Burkay'ın görevini üstlenen Mesut Tek'e de kulak verelim: "Kürtler'in kollektif haklarını kullanmaları için, ayrı ve bağımsız devlet kurma anlamında, ayrılmaları bir zorunluluk mu? Eşitlik temelinde kurulacak bir federatif yapıda Kürtler kollektif haklara sahip olamazlar mı? Parlamento, hükümet, bayrak, marş, güvenlik kuvvetleri ve ulusal kurumlara sahip olarak, her iki lehçesi ile anadilimizi eğitim ve idari işlerde özgürce kullanarak, bugüne kadar bu hakları kullanan Türkler'le bir arada yaşamamız mümkün değil mi? Niye olmasın? Bence olur, hem de bal gibi..."
"Kürt entelijansiyası"nın önemli figürlerinden Yaşar Kaya ise, "Kurdistan Post" sitesinde yayınlanan yazısında "Kürtler ne istiyor" sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Öncelikle sorun bütün boyutları ile tartışılmalı. Kürtler'in bir bölümü 'Demokratik Özerklik'ten bahsediyor. (Not: Öcalan, DTP ve PKK'nın geliştirdikleri model) Demokratiği anladık, özerklik ne? Bizim okuduğumuz kitaplarda böyle bir siyasi kategoriye rastlanmıyor. Dikkati çeken bir konu da her Kürt parti veya örgütünün dillendirdiği Bask modeli, İrlanda modeli, İtalya modeli, Belçika modeli oluyor da Güney Kürdistan modelini ağızlarına bile almıyorlar. Biraz da güneye baksalar miyop olmaktan kurtulacaklar."

Ayrılmayı tartışanlar

Günay Aslan da "Ayrılma" konusunun özgürce tartışılmasını isteyenlerden. "Aktüel Bakış" sitesinde şöyle diyor: "Türkiye ya değişecek, ya da uçurumdan aşağı düşecek. Tercih elbette devleti yönetenlerin. Ancak daha değişmeden, gerçek manada demokratikleşmeden Kürtler'e 'Ayrılmak isterseniz sizi mahvederiz' demek doğru değil. Bu, ahlaken ve siyaseten meşru da değil." Sonra da ekliyor: "Siz önce bir değişin ve demokratikleşin; arkası gelecek. Gerçek manada demokratikleşme halinde ise Türkler ile Kürtler, şimdiye kadar dillendirilmiş bütün modellerin dışında, hayal bile edilemeyecek özgün bir çözüm bulabilecekler."
Sait Aydoğmuş da kulak verilmesi gereken Kürt aydınlarından. Ondan da bir alıntı yapalım: "Kişi olarak ben, bir ulusal sorunun çözümü sürecinde, birlikte kalıp kalmamanın keyfilik yerine belli koşullarda ulusal, uluslararası, bölgesel birçok etmene bağlı olduğunu bilsem de; hayalimde ve rüyamda hep ayrılmayı gördüm, göreceğim. Her Kürt'ün de özünde böyle rüyalar gördüğüne, göreceğine inancım tam."
Konuya devam edeceğiz. Ama aktardığımız görüşlerden de anlaşılacağı gibi, Kürt aydınlarının önemli bir bölümü talep çıtasını çok yükseğe koyuyor
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN