ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kürtler ne(ler) istiyor? (3)

Ne zaman "Et ve tırnak" muhabbeti yapılsa, aklımıza bu köşede birkaç kez söz ettiğimiz Doktor İsmet Turanlı gelir. Çünkü benzetmenin somut örneği o.
Ailesinin bir tarafı (Yanılmıyorsam annesi) Kürt, öbür tarafı Türk kökenli. Annesini küçük yaşta yitirdiği için "Türk çevreleri"nde büyüdü, o nedenle Kürtçe öğrenemedi. Ama kimliğinde Kürt unsuru her zaman baskın oldu.
Doktor bir email gönderdi. Başlığı, bizim üç gündür verdiğimiz başlığın aynısı: "Kürtler ne istiyor?" Şöyle yanıtlıyor:
"Kürtler bu vatanda Türkler kadar özgürlük istiyor. Kürtler, Irak Kürdistanı'ndaki kadar özgürlük istiyor. Kürtler, Kıbrıs'taki Türkler kadar özgürlük istiyor. Kürtler, Kosova'dakiler kadar özgürlük istiyor. Kürtler, Türkler kadar kendi dillerinde eğitim serbestisi istiyor. Kürtler tarih, edebiyat, müzik kitaplarında kendilerinden söz edilmesini, müfredata girmeyi istiyor. Kürtler yaşadıkları coğrafi bölgenin binlerce yıldan beri olduğu gibi, Kürdistan olarak anılmasının bölücülükle algılanmamasını istiyor. Saydığım bu isteklere Türkler peşinen 'Hayır' diyorsa, geriye Kürtler'in isteyebileceği ne kalır ki?"
Yine Kürt aydınlarıyla devam edelim. PKK karşıtlarının önde gelen isimlerinden Sedat Günçekti (Hatırlayacaksınız; 5-6 ay önce Öcalan'ın internet bile kullandığı iddiasıyla epey kendinden söz ettirdi), "Rızgari" sitesinde yayınlanan söyleşide "Açılım" ve "Çözüm" konularındaki görüşlerini şöyle dile getiriyor: "Kürt sorununun adil ve demokratik çözümü için İmralı'dan herhangi bir olumlu yol haritası önerilebileceğini düşünmüyorum. Zira Öcalan'ın mahkeme savunmaları ve verdiği demeçleri göz önüne aldığımda, sunacağı yol haritasında da Kürtler'in asgari ulusal demokratik taleplerinin yer almayacağını söyleyebilirim." Sonra da "Ulusal demokratik talebi"ni açıyor: "Ulus ve vatan toprağına dayalı olmayan her türlü çözüm önerileri hile ve oyalamaya dayalıdır!"
PKK karşıtı bir başka aydın-siyasi, Hak- Par'ın (Hak ve Özgürlükler Partisi) kurucusu İbrahim Güçlü'ye de kulak vermek gerekiyor. O da İmralı'nın hazırladığı yol haritasını, "Türk devleti yanlısı" olduğu için ciddiye almadığını söylüyor ve ekliyor: "Türk devleti Kürt sorununu çözmek niyetindeyse, Kürtler ile Türkler arasındaki eşitliği öncelikle teorik olarak benimsemesi gerekir. Bunu benimsedikten sonra çözüm konusunda tutarlı olmak, o zaman Türk modelini değil, evrensel, başka bir deyişle Kürtler'in ve Türkler'in ortak katılımı ve kabulü ile bir model yaratma yoluna gitmelidir."

İki örgütlü görüş ve öneri
İki görüş de Kürt sivil toplum örgütlerinden aktaralım. İlki Mesop'tan, yani "Mezopotamya Sosyalist Partisi"nden: "Anayasa'da Kürtler'in varlığını içeren değişiklik yapılmalı, anadilde eğitim hakkı yasal güvenceye alınmalı, şartsız bir genel af çıkarılmalı, silahlar karşılıklı susmalı, köy koruculuğu ile Jitem ve kontr-gerilla dağıtılmalı, Kürdistani parti ve örgütler üzerindeki siyasi baskılar ve yasaklar kaldırılmalı."
Diğeri de Cumhurbaşkanı Gül'e açık mektup yayınlayan "Komkar"dan, yani "Kürdistan Dernekleri Birliği"nden: "Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesinin bir biçimi olan federal sistem, Türkiye koşullarında en gerçekçi çözüm olacak. Ancak çözüm konusunda farklı görüş ve önerilerin olması da doğal ve demokrasinin gereği. Esas olan şiddet ortamını sona erdirmek, bu görüş ve önerilerin özgürce tartışılabildiği bir iklim yaratmak olmalı. Özgür tartışma ortamının yaratılabilmesi ve kimi önyargıların kırılabilmesi için de, kuşkusuz geçmişte yapılan yanlışların dile getirilip giderilmesi ve güven artırıcı yasal ve psikolojik önlemlerin alınması gerekiyor."
Çözüm önerisine değil ama önerilerin özgürce tartışılabilmesi için "Güven artırıcı önlemler" talebine katılıyoruz.
Yarın AK Parti'de görev almış, belediye başkanı seçilmiş bir Kürt siyasinin "Kürt raporu"ndan alıntılar aktarıp bu konuyu noktalamayı düşünüyoruz.
BİZE ULAŞIN