Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Ataların izleri

Siz Kahire'de gecenin bir vaktinde kaleme aldığımız bu yazıyı okurken, biz Stockholm yolunda olacağız. Ve yanımızda, belleğimizde Mısır'dan epey anı götüreceğiz. En ilginçlerini anlatalım.
Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği rezidansında verilen yemekte Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gençlik yıllarında izini sürdüğü bir olayı nakletti:
Yıl 1932. Atatürk, Cumhuriyet'in 9'uncu yıldönümü dolayısıyla Ankara Palas'ta yabancı diplomatların da davet edildiği bir yemek veriyor. Mısır Büyükelçisi Hamza Bey yemeğe fesli geliyor.
Yemekte bulunan İngiltere Büyükelçisi Sir George Clerk'in Londra'ya gönderdiği o geceyle ilgili rapora göre, Atatürk, Hamza Bey'in yanından geçerken, "Kralınıza iletin; ben, Mustafa Kemal, size bu akşam fesinizi çıkarmanız talimatını verdim" diyor ve bir görevliyi çağırıyor. Görevli konukların şaşkın bakışları arasında fesi bir tepsiye koyup salonu baştanbaşa kat ediyor ve bir kapıdan çıkıp gidiyor, Mısır Büyükelçisi de Ankara Palas'ı terk ediyor.
Sir Clerk raporunda Atatürk'ün o gece son derece bilinçli hareket ettiğini kaydediyor. Fransa Büyükelçisi Kont de Chambrun ise "Atatürk bu davranışıyla Türkiye'nin artık Batı dünyasının bir parçası olduğunu göstermek istedi" diyor ve ekliyor: "Atatürk, arada bir sezdirmeden fese alaycı bir göz atıyordu. Zavallı meslektaşım bunun farkına varamadı..."

Nasır'a meydan okuyan elçi

Davutoğlu, Hamza Bey'in başından fesi alıp salondan çıkaran görevlinin Muhiddin Arif Mardin olduğunu belirtti ve iç çekti: "Şerif Mardin'le bir gün sohbet ederken, Kahire'de yaşayan babasının anılarını kayda geçirmek istediğimi söyledim. Çok olumlu karşıladı. Ama tam niyetlendiğimde, Muhiddin Arif Bey'in vefat ettiğini öğrendim..."
Bir de dipnot düştü: "Mısır'a çok sık geldim ve karşılaştığım herkese bu olayı anlattım. Hiçbiri bilmiyordu. O dönemle ilgili hiçbir belgede fes krizinden söz edilmiyordu."
Kahire Büyükelçimiz Şafak Göktürk atıldı, "O dönemde Mısır aristokrasisini oluşturanların hepsinin bir tarafı Türk'tü. Onlar olayı buraya aksettirmemeye özen gösterdiler. Sıradan halkın ise dünyadan haberi yoktu." Sonra "Bu rezidansa sinmiş bir başka anı var" diye devam etti. Onu da aktaralım:
Yıl 1954. Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Fuat Hulusi Tugay, Albay Cemal Abdulnasır liderliğindeki Genç Subaylar'ın Kral Faruk'u devirmelerini, aradan 2 yıl geçmesine rağmen içine sindiremiyor. Çünkü eşi, Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın kızı ressam Emine Tugay'ın Mısır hanedanı üyeleriyle çok sıkı dostluğu var. Tugay işte o 1954 yılında Kahire Operası'ndaki bir galada Nasır'la karşılaşınca öfkesini bastıramıyor ve Mısır'ın astığı astık kestiği kestik liderinin uzattığı eli sıkmayı reddediyor, dahası işaret parmağını ona doğru sallayıp "Hiç de centilmen değilsiniz" diyerek adeta azarlıyor. Mısır hükümeti hemen o gece Fuat Hulusi Tugay'ı "İstenmeyen kişi" ilan ediyor ve ülkeyi terk etmesi için sadece 24 saat süre tanıyor. Büyükelçi ve eşi özel eşyalarını bile alamadan Kahire'den ayrılıyor.
Anılar bittikten sonra Davutoğlu, "Kahire'nin Ramazan geceleri pek meşhurdur. Gelin bu gece onları izleyelim" dedi. Özür dileyerek ayrıldım. Çünkü vejetaryenliğim nedeniyle yine aç kalmıştım. Oteldeki İtalyan restoranına kapağı attım.
Bir süre sonra yan masadaki iki bey selam vererek sordu: "Türk müsünüz?" Nasıl anladıklarını merak ettim. Telefon görüşmelerimdeki bazı sözcüklerden çıkardıklarını söylediler. Türkçe'yi nasıl kavradıklarını merak ettim. Biri, "Benim adım Kemal" dedi, üstüne basa basa ekledi: "Mustafa Kemal'in Kemal'i. 2 yıl önce 3 ay İstanbul'da yaşadım, sonra Marmaris'te bir otelde çalıştım. Ah Marmaris..." (Sohbet boyunca "Ah Marmaris"i sık sık iç çekerek tekrarladı.)
Diğerine adını sordum. "Bob" dedi. Biraz duraklayıp devam etti. "ABD'de bu adı aldım. Ama asıl ismim Abdülvahab." Yine durdu, bir süre kararsız kaldı. Sonunda açıkladı: "Dedemin babası Türk. Evimizde Türkçe konuşulurdu. Türk terbiyesiyle büyüdüm."
Atalarımız Mısır'da o kadar çok ayak izi, o kadar miras ve kan bağı bırakmışlar ki, büyülenmemek
imkânsız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA