ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bir dizi çağrışım

Konuklar uğurlandı. Protestocuların bir bölümüne göz yumuldu ya da hoşgörüyle davranıldı, ölçüyü kaçıranlar ise sorguya çekildi. "Nihai bildiri" adı altında küresel düzenin yakın geleceğine ilişkin kaygıları ve umutları dile getiren kararlar alındı. Ve IMF-Dünya Bankası'nın İstanbul'daki ortak genel kurul toplantısı ekonomi tarihindeki sayfasına şimdiden yerleşti.
Tabii son konukların uğurlanmasıyla birlikte, Türk kamuoyu da konuya ilgisini noktaladı. Ama biz o sayfayı daha uzun süre açık tutacağız. Bu yazı da o kararlılığımızın ilk örneğini oluşturuyor.
IMF-Dünya Bankası ortak genel kurulunda söz alanların ezici çoğunluğu, bir zamanlar rahmetli Bülent Ecevit'in sloganlaştırdığı "Ne ezilen ne ezen, insanca, hakça bir düzen" özlemlerini dile getirdiler. Haklılar.
"Soğuk Savaş" döneminde "Üçüncü Dünyacı" olarak algılanılmasının kapılarını ardına kadar açan o slogan veya özlem, aslında bize hem coğrafi, hem de tarihi olarak pek de uzak olmayan bir diyarda gerçeğin et ve kemiğine büründü. Üstelik sadece ekonomik değil, siyasal düzen olarak da. (Not: Zaten siyasal temellerini atmadan ekonomik inşasına geçemezsiniz.)

"Üçüncü Yol" mümkün mü?
O diyarda bir lider "Ne kapitalizm, ne komünizm" diye bayrak açarak ülkesini yepyeni bir ekonomik sistem deneyinin laboratuvarına dönüştürdü.
O diyarda o lider deneyin başarıya ulaşması için vazgeçilemez koşul olan siyasal altyapıyı da hazırladı. Artık çoktan unutulmuş bir sihirli formülle: "Biz 6 cumhuriyet, 5 ulus, 4 dil, 3 din, 2 alfabe ve 1 partiyiz." (Not: Demokrasi çağında son öğeye elbette katılmayabilirsiniz.)
O formülün uygulandığı diyar Yugoslavya'ydı. Formülün sahibi ise 29 yıl önce hayata veda eden Mareşal Josip Broz Tito.
Ama büyük güçler bu modele "Kötü emsal" gözüyle bakıyorlardı. Özellikle de "Bölünmez vatan" dediği toprakların bir bölümünde komünist bir düzenin hüküm sürmesini hiçbir zaman kabullenemeyen Federal Alman Cumhuriyeti. Öyle ya; bir gün birleşme söz konusu olursa "Kapitalist" Batı Almanya ile "Sosyalist" veya "Komünist" Doğu Almanya, "Üçüncü Yol"da, Tito'nun" formülünde uzlaşabilirlerdi.
Tito'nun cenazesi kaldırılır kaldırılmaz, Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetlerde hareketlenme başladı. Slovenya'da, Hırvatistan'da... Bunlar Yugoslavya Federasyonu'nu oluşturan cumhuriyetlerin en zenginleriydi. Başkaldırı için milis güçleri veya ordular kurdular. O orduların finansmanını Federal Almanya'nın sağladığı yıllar sonra ortaya çıktı. Uzatmayalım; kimi kısa, kimi uzun süren ama hepsinde kanın gövdeyi götürdüğü savaşlar sonunda Yugoslavya önce parçalandı, sonra da yok oldu.

Nereden aklımıza düştü?
Tüm bunları iki gelişme çağrıştırdı.
İlki, o sihirli, o büyülü Yugoslavya'nın son mirasının da artık tarihe emanet edilmesi: İnternette "Yu"lu alan adı önceki gün resmen ve fiilen sona erdi. Bundan böyle her cumhuriyet kendi alan adını kullanacak. Eski Yugoslavya'nın özlemcileri -ki çığ gibi büyüyorise internet ortamında oluşturulan veya kurulan "Titoslavya" (Titoslavja) sanal devletiyle teselli bulacaklar.
Çağrışımın ikinci nedeni ise Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un bir demeci.
Şöyle dedi: "Ayrılma izne tabi bir iş değildir, Bir devletten bir yöre ayrılacaksa, ayrılır. Ama ayrılmak için ödeyeceği bedeli iyi hesap etmesi lazım. Ayrılmayı bir referandum, bir plebisit, hatta bir genel seçimle de çözmek mümkün değil. İç savaş mı çıkaracaklar?"
Bugüne kadar hiçbir siyasi parti lideri "Sorun"u, "Sorunumuz"u bu kadar gözükaralıkla ortaya koymadı. Gözükaralıkla ama aynı zamanda siyaseten müthiş bir cesaretle.
Cindoruk'un gönderme yaptığı DTP'lilere naçizane bir tavsiyemiz var: Bask modelini, IRA modelini, Belçika, İsviçre, Çekoslovakya formüllerini "Çözüm" olarak seslendiriyorsunuz. Ama ayrılan halkların hiçbirine mutluluk getirmeyen Yugoslavya modelini ve onun trajik ve de kanlı sonunu unutmamalısınız.
Daha da önemlisi, asla ama asla Yugoslavya senaryosunun Türkiye'de de sahnelenebileceği hayallerine kapılmamalısınız.
Diyalektiği unutmayın. Ne diyor Efesli Heraklite: "Hiç kimse aynı ırmakta iki kez yıkanamaz..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN