ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

İki pamuk ipliği ve bir çıpa

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan yarın Bursa'daki milli maç için Türkiye'ye geleceğini resmen açıkladı. Gerçi bazı yorumcular ile bir kısım "Ermenistan uzmanları" bu konuda aylarca papatya falı açtılar ama Sarkisyan'ın gelmemesi diye bir olasılık veya seçenek kesinlikle söz konusu değildi. En az üç nedenden ötürü:
Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştirme sürecinin Erivan'daki mimarı Sarkisyan'dı. Bir başka deyişle, Ermenistan içinde Daşnak Partisi'nin başı çektiği siyasal kesimlerin ve halkın yarıdan fazlasının, Ermenistan dışında da diasporanın tüm baskılarına rağmen süreci başlatma iradesinin sahibi Sarkisyan oldu.
Sarkisyan'ın maça gelmemesi veya gelmek için önkoşul öne sürmesi, Dışişleri çevrelerinin de sürekli vurguladıkları gibi, sürecin dinamitlenmesine yol açardı.
Sarkisyan'ın gelmemesi için milyonda bir olasılık bile olsa, Zürih'te iki protokol asla imzalanmazdı. Zira Türkiye, o milyonda bir olasılığı bile göze almazdı.
Biz Sarkisyan'ın dün yaptığı Moskova ziyaretinin en az Bursa'ya gelişi kadar önemli olduğu görüşündeyiz. Çünkü Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi süreci iki pamuk ipliğine bağlı:
1- Erivan yönetiminin diasporanın her geçen gün daha da büyüyen baskılarına sonuna kadar direnebilmesi.
2- Daha da önemlisi, süreç çürümeden Yukarı Karabağ sorununun çözümlenmesi.

Karabağ'ın kilidi Moskova'da

Bu ikinci pamuk ipliğini güçlendirmenin yolu da Moskova'dan geçiyor. Açıkça belirtmekte fayda var:
Yukarı Karabağ sorunu Rusya geçit vermedikçe çözülemez.
Yukarı Karabağ sorununun çözümüne ilişkin ilerleme ancak Moskova'da sağlanabilir. Yani önümüzdeki günlerde Aliyev ile Sarkisyan'ın Moskova'da bir araya geleceklerine ilişkin bir açıklama yapılırsa, bilin ki Yukarı Karabağ tünelinin ucunda bir ışık belirdi.
Peki, Rusya, Yukarı Karabağ sorununun çözümünü ister mi ya da istiyor mu? Yanıt: Evet. Neden? Yanıt: Gürcistan yüzünden.
Bu ikinci yanıtı açalım. Rusya'nın Kafkaslar'daki önceliğini Ermenistan'ın fiili tecritten kurtarılması değil, Gürcistan'ın öneminin azaltılması oluşturuyor. Halen Tiflis'in elinde üç değerli koz var:
1- Ermenistan'ın dünyaya açılan tek kapısı Gürcistan.
2- Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı Gürcistan'dan geçiyor.
3- Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattı Gürcistan'dan geçiyor.
Ermenistan'ın tecriti devam ettikçe, bu kozlara veya kilitlere yenileri eklenecek. En başta da Nabucco projesi ile. Zira Kafkaslar'ın ve Orta Asya'nın doğal gazını Türkiye üstünden Avrupa'ya ulaştıracak bu boru hattının da Gürcistan'dan geçmesi öngörülüyor. En azından şimdilik.
Her ne kadar Rusya, Nabucco'yu -yine şimdilik- kendi Güney Akımı projesinin rakibi olarak görse ve çelmelemeye çalışsa da, Ermenistan'dan geçecek bir boru hattını, Gürcistan'dan geçecek olana bin defa tercih eder. Kimbilir, Nabucco hattı Gürcistan yerine Ermenistan'dan projeye katılmayı bile düşünebilir.
Nabucco hattının Azerbaycan'dan sonra Gürcistan yerine Ermenistan'a sapması ise ancak Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle mümkün olabilir.
İşte bu da Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin en sağlam, en güçlü çıpası olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN