Bir dünya haritası ve bir pergel alın. Pergelin ucunu Ankara'nın üstüne getirdikten sonra 15, 30 ve 45 derecelik daireler çizin. Merkezinde Türkiye'nin olacağı üç daire.
15 derecelik daireye Balkanlar'ın büyük bölümü, Ortadoğu'da Suriye'den Mısır'ın Akdeniz bölgesine kadar uzanan bölüm ve Kafkaslar'ın yarısı giriyor. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü, bu dairedeki ülkelerin tümünün toplamından fazla.
30 derecelik daire de batıda Baltıklar'dan İtalya'ya kadar Avrupa'nın yarısını, Rusya'nın Avrupa'daki bölümünü, tüm Kafkaslar'ı, İran'ı, Kazakistan'ı, Ortadoğu'nun tamamını, Afrika'da da Mısır ile Libya'yı kapsıyor. Türkiye bu geniş coğrafyada Rusya ve İtalya ile birlikte en büyük üç ekonomiden biri.
45 derecelik daire ise doğuda Çin Seddi'ne, batıda Manş Denizi'ne, kuzeyde İskandinavya'ya, güneyde de Büyük Sahra'ya dayanıyor. Türkiye bu dairedeki ülkeler arasında da en büyük 5 ekonomiden biri. (Diğerleri Rusya, İtalya, Fransa ve Almanya.) O kadar büyük bir ekonomi ki, batıda Almanya'ya kadar sayabileceğiniz tüm ülkelerin, doğuda Rusya dışındaki tüm ülkelerin, güneyde istisnasız tüm ülkelerin ekonomilerinin toplamını geçiyor.
Bir başka nokta: Türkiye 15 derecelik dairedeki ülkelerin tümünü, 30 derecelik dairede İran, Rusya ve İtalya dışındaki ülkelerin hepsini y
önetti. Osmanlı döneminde. Yani o ülkelerin hepsinde ayak izleri var. Ortak tarih nedeniyle belleklerinde, bıraktığı yasalar nedeniyle günlük yaşamlarında, kurduğu düzen nedeniyle de özlemlerinde var. Ankara'nın dış politikadaki yeni vizyonunu doğru ve isabetle değerlendirebilmek için işte bu verilerden yola çıkmak gerekiyor.

Derinlikler ve güçler

Biliyorsunuz, yeni vizyon üç ayağa dayanıyor: Stratejik, tarihi ve kültürel derinlik. Bu üç derinliğe "Yumuşak" ve "Sert" güçlerinizi, yani "Ekonomi" ile "Ordu"yu eklediğinizde, Türkiye'nin gerçek gücünü anlıyorsunuz.
Son dönemde "Dış politikada eksen kayması" iddiaları üstünden yapılan yorumlar da zaten Batı'nın Türkiye'nin bugüne kadar gözardı ettiği gücünü keşfetmesinden kaynaklanıyor. Bu yorumlar ayrıca Türkiye'nin "Büyükler kulübü"nün kapısını çalmasından duyulan kaygıyla da besleniyor.
CIA'nın eski üst düzey yöneticisi ve "Türkiye uzmanı" Graham Fuller'in dün BBC Türkçe Servisi aracılığıyla verdiği mesajlar, Batı'daki havayı yansıtması açısından önemli. Özetle şöyle diyor:
"Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Türkiye'nin saldırıya uğrama korkusu epey azaldı. Bunun sonucu Kafkaslar'ı, İran'ı, Orta Asya'yı, Orta Doğu'yu ve Arap dünyasını kapsayan ve yıllardır kendisinden uzak tuttuğu bölgeyi daha normal bir bakış açısıyla görmeye başladı."
"Soğuk Savaş döneminde Batı da Türkiye'nin bu bölgelerle ilişki kurmasını istemedi. Türkiye'nin sadık bir NATO müttefiki olarak kalmasını istedi. Türkiye'nin doğusu ve güneyindeki çıkarlarını gözardı etti. Ama şimdi Batı, Türkiye'nin dış politika ufkunun genişlediği gerçeğini kabul etmek zorunda kaldı."
"Türkiye bölgesinde artık Amerikan çıkarlarını temsil eden bir ülke olarak görülmüyor. Türkiye'nin tüm bölgede çıkarları var. Bunları tarihi, jeopolitiği ve çıkarlarda karşılıklılığı gözönünde bulundurarak akıllıca gerçekleştirmeye çalışıyor."
Dünya haritasında çizdiğiniz 15, 30 ve 45 derecelik dairelere bir kez daha gözatın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN