ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Yolsuzluk ve egemenlik

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, AB zirvesine katıldığı Brüksel'deki iki gününü herhalde hayatının en utanç verici anları olarak hatırlayacak.
Çünkü iki gün boyunca politikacıların, bürokratların ve kamu görevlilerinin yolsuzluk, rüşvet ve adam kayırmaları yüzünden batan bir ülkenin lideri muamelesi gördü.
Saklamadı da zaten: "Yolsuzlukları, skandalları ve vergi kaçakçılığını önleyemediğimiz için ekonomimiz batağa sürüklendi, ülkemiz de yoğun bakıma girdi..."
Gerçekten de yolsuzluk ve rüşvet Yunanistan'ın adeta "Milli sporu" haline geldi. Öylesine yaygın bir habis ur ki bu, Kilise bile birçok kirli işe bulaştı.
Uluslararası Şeffaflık örgütünün son verilerine göre, komşuda geçen yıl kamuda dönen rüşvetin tutarı 750 milyon avroyu aştı. Bu, bir yıl öncesine göre 110 milyon avroluk artış anlamına geliyor. Rüşvet çarkı en hızlı sağlık kurumlarında, vergi dairelerinde, belediyelerde dönüyor. Örneğin bir hastanede ameliyat olabilmek için el altından zarf içinde en az bin avro vermek gerekiyor. Atina Belediyesi'nden bir inşaat ruhsatı almak için ödenmesi gereken rüşvet 2 bin avrodan başlıyor, 30 bin avroya kadar çıkıyor.
Ama her şeyin bir bedeli var. İşte Yunanistan'ın önüne konulan fatura: Gayrisafi milli hasılanın yüzde 130'una ulaşan 300 milyar avro kamu borcu, yine gayrisafi milli hasılanın yüzde 12.7'sine ulaşan bütçe açığı... Düşünebiliyor musunuz; kamu borcunun yalnızca faizinin finansmanı için 13 milyar avroya ihtiyaç var. Gayrisafi milli hasılanın yüzde 5.3'ü!
AB ve Avrupa Merkez Bankası, "Başının çaresine bak" diyorlar Yunanistan'a ama bir yandan da IMF'den yardım isteyecek diye ödleri kopuyor. Neden? Cevap: Yunanistan avro bölgesinde. IMF'nin Yunanistan'a müdahalesi demek, avro bölgesine sızması, dolayısıyla avro ile ilgili kararlar da alması demek. IMF seçeneğini önlemek için AB'nin bir başka yola başvurması da söz konusu: Yunanistan'ı AB Komisyonu'nun denetimine sokmak! Yani Yunan ekonomisinin ve mali politikalarının yönetimi ya IMF ya da AB bürokratlarına geçecek. O yüzden Papandreu, "Demokrasiye döndüğümüz 1974'ten bu yana ilk kez ulusal egemenliğimiz tehdit altında" diyor.

Putin neden öfkelendi?

Rastlantı. Papandreu'nun yolsuzluk ve rüşvet yüzünden ülkesinin düştüğü acıklı durumdan yakınırken, benzer bir açıklama da Moskova'dan geldi. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin'den: "136 kişinin hayatına mal olan gece kulübündeki yangın trajedisi, bürokrasimizin ahlaki çöküşünü yansıtıyor."
Putin'in bu sözlerini, "Cihan Haber Ajansı"nın Moskova çıkışlı haberiyle açalım: Facianın meydana geldiği Perm'deki gece kulübü başta 50 kişilik kapasiteye sahipti. Daha sonra kaçak olarak yangın tertibatları ve çıkışlar ek duvarlarla kapatıldı. Yangın güvenlik denetçileri 8 yıldır faaliyet gösteren ve kapasitesinin birkaç katı müşteri alan kulübe sadece iki kez uğradı. İkisinde toplam 100 dolar kadar ceza kesti. Göstermelik olarak. Sonra hep göz yumuldu. Kulüp sahibinin ödediği rüşvetler sayesinde.
Şimdi Putin "Rüşvet, yolsuzluk diz boyu" diye yakınıyor.
Haklı. Gerçekten diz boyu. İşte rakamlar: Ruslar yılda ortalama 318 milyar dolar rüşvet ödüyor. Gayrisafi milli hasılanın üçte biri! Yerli ve yabancı şirketlerin yüzde 71'i rüşvetsiz iş yaptıramadıklarını itiraf ediyorlar. Rüşvet ve yolsuzluk işletmelerde maliyeti yüzde 40 artırıyor.
Ve işte sadece Moskova'da yaşayanları kapsayan son araştırma: Halkın yüzde 28'i sağlık çalışanlarına, yüzde 20'si trafik memurlarına, yüzde 14'ü diğer kamu görevlilerine rüşvet verdiğini kabul ediyor. İlk 3'ün ardından kreşler, ilkokullar, üniversiteler geliyor... Yani her yer rüşvet yuvası...
Yunanistan'ın aksine rüşvet ve yolsuzluk Rusya'nın egemenliğini şimdilik tehdit etmiyor ama hukukun üstünlüğüne dayalı gerçek bir demokrasinin gelişmesini de engelliyor...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.