ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Diplomasi dehlizlerinde

Ermeni medyasından anlaşıldığı kadarıyla, Erivan'da şu sıralar zil çalıp oynanıyor. Nedeni: Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi ve Yukarı Karabağ sorununun çözümü süreçlerinin birbirleriyle ilişkilendirilmemesi tavsiyesi...
Putin'in o açıklamayı yapmasına biz neden olduk. Erdoğan'ın Moskova ziyaretinin sonunda iki ülke başbakanının ortak basın toplantısında, Türk ve Rus gazetecilere birer soru yöneltme hakkı tanındı. Geziyi izleyen meslektaşlarımız, Türk basını adına bizi sözcü seçti. "Sayın Putin'e burada temsil edilen 8 Türk gazetesi adına şu soruyu yöneltmek istiyorum" diye söze başladık. Sorumuz şuydu:
"Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin belli bir takvim çerçevesinde normalleştirilmesini öngören iki protokol, iki ülke parlamentosunda onay için bekliyor. Türkiye'de TBMM'deki onayın temposunun Yukarı Karabağ sorunundaki gelişmelere bağlı olduğuna ilişkin geniş bir konsensüs var. İki konu bir şekilde birbirine endekslenmiş durumda. TBMM'deki süreci hızlandırmak amacıyla Rusya, Minsk Grubu'nun üç eşbaşkanından biri sıfatıyla, Karabağ sorununun BM kararları uyarınca Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün korunması temelinde çözümü için yeni girişimlere öncülük etmeyi düşünüyor mu?"
Putin hafifçe gülümsedi ve şu yanıtı verdi: "Ben birbirinden karmaşık olan bu iki sorunun bir pakette değerlendirilmesini doğru bulmuyorum. Birbirine bağlanırsa, ikisinin de çözümünün gecikmesinden başka bir sonucu olmaz."
Putin'in bu yanıtı Ermeniler'i mest etti. Hele ertesi gün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ermeni mevkidaşı Edvard Nalbandyan'la Erivan'da yaptığı görüşmeden sonra ortak basın toplantısında "Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin TBMM'de onayının Yukarı Karabağ sorununun çözümüne bağlanması doğru değil" diyen Putin'in sözlerini neredeyse birebir tekrarlayınca, ağızları kulaklarına vardı.

Moskova'da kimler vardı?
İyi ama Erdoğan'ın Moskova'dan ayrılmasından sonra Putin'in Lavrov'u Erivan'a göndermesi sadece rastlantı mı?
Dahası Erdoğan'ın Moskova'da bulunduğu günlerde Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns ve üst düzey iki Azeri temsilcinin de Rusya başkentinde olmaları da tesadüf müydü? (Not: Rus basınına göre, Azeri temsilcilerden biri Dışişleri Bakan Yardımcısı Araz Azimov'du.) Ya Belgrad'da bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Lavrov'la Erivan dönüşü uzun bir telefon görüşmesi yapması?
Hayır, hiçbiri rastlantı değil. Erdoğan'ın ve Londra'dan atlayıp gelen Davutoğlu'nun Moskova'da bulundukları günlerde Karabağ sorunuyla ilgili olarak Türkiye-Rusya-ABD-Azerbaycan- Ermenistan arasında bir bölümü doğrudan, bir bölümü dolaylı temaslar yürütüldü.
Zaten Rus basınına sızdırılanlar da bu tahminleri açıkça doğruluyor. Fısıldanan bilgilere göre, Rusya, hem Ermeni protokollerinin TBMM'de onay sürecini hızlandırmak, hem de iyi bir doğalgaz anlaşması imzaladığı Azerbaycan'ın gönlünü almak için Ermenistan'a Karabağ sorununun çözümünde yol haritası olan "Yenilenmiş Madrid Prensipleri"nin hayata geçirilmesi amacıyla baskılarını artırdı.
"Madrid Prensipleri" ilk aşamada Ermeniler'in işgal ettikleri 7 Azeri reyonunun (ilçe) 5'inden çekilmesini, bunu diğer 2 reyonun boşaltılmasının izlemesini öngörüyor. Daha sonraki aşamada Ermenistan ile Karabağ arasında koridor açılması, tüm göçmenlerin evlerine dönmeleri, Karabağ'a barış gücü yerleştirilmesi var. Son etapta ise Karabağ Ermenileri'ne kendilerini yönetme hakkı tanınacak ve Karabağ'ın hukuki statüsünü belirlemek için referanduma gidilecek.
Rusya işte ilk adımı atmaları, yani 7 reyonu boşaltma işlemlerine hazırlanmaları için Ermenistan'a bastırıyor.
Başbakan Erdoğan da, Moskova'dan dönerken yolda biz gazetecilere "Karabağ'da işgal kalksın, Ermenistan'la ilişkilerimiz daha kolay düzelir. Ermenistan iyi niyetliyse reyonlardan çekilsin" diyerek, protokollerin onay süreciyle ilgili Türkiye'nin taleplerini bir kez daha açıkça ortaya koydu.
Özetleyelim: Ya Ermenistan iyi niyetinin göstergesi olarak 7 reyondan iki aşamada (5+2) çekilecek ya da iki protokol -Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan'ın da dün doğruladığı gibi- Meclis buzdolabında beklemeye devam edecek. Bu kadar basit...
BİZE ULAŞIN