ABD ve müttefikleri Afganistan'da saplandıkları bataktan Başkan Barack Obama'nın strateji değiştirmesiyle kurtulabildiler ve üstünlüğü yeniden ele geçirdiler.
Obama'nın yeni Afganistan stratejisinin üç ayağı var:
1- Sorunun çerçevesini iyi çizmek: Taliban ve El Kaide ile mücadeleyi yalnızca Afganistan'la sınırlamak ne doğru, ne gerçekçi, ne de sonuç verici olabilir. Çünkü hem El Kaide'nin, hem de Taliban'ın vur-kaç yaptıktan sonra çekildikleri üsleri sınırın öte yakasında, yani Pakistan'da. O halde Pakistan'ı da sorunun -ve de çözümünbir parçası olarak görmek gerekiyor. Böylece sorunun adı Af-Pak (Afganistan- Pakistan) olarak değiştirildi. Ve Pakistan da mücadelede aktif olarak yer almaya yöneltildi.
2- Sorunu çözmeye yetecek kadar güç görevlendirmek: Bu, Afganistan'daki güçleri önemli ölçüde takviye etmek anlamına geliyor. Edildi de: Obama savaş alanına 30 bin asker daha sürdü.
3- Madem düşman "Asimetrik savaş" veya "Gayrınizami harp" taktikleri izliyor; onlara yanıtı da anladıkları dilden vermek: Sonuç: Gerek insansız hava araçları (Predator), gerekse General Stanley McChrystal komutasındaki özel güçlerden ve CIA ajanlarından oluşan timlerle "Seçilmiş hedefler", yani Taliban liderleri zararsız duruma getiriliyor. Açıkçası, öldürülüyor. Ve bu taktik gerek Kongre, gerekse ABD yargısı tarafından aklandı: Taliban liderlerinin "Seçilmiş hedefler" olarak imhasının eski Başkan Gerald Ford tarafından getirilmiş olan "Yabancı liderlere suikast yasağı"nı ihlal etmediği, "Savaşın bir parçası" olduğu resmen onaylandı.
Başkan Obama'nın Afganistan'daki yeni stratejisini Türkiye'nin de bölücü terör örgütüyle mücadelesinde uygulayabileceğini düşünüyoruz. Açarsak;
PKK'nın güçlerinin büyük bölümü ve lider kadrosu sınırın öte yakasında bulunduğuna göre, o bölgeyi denetleyenlerin de çözümün bir parçası yapılmaları gerekiyor. Nasıl? Dün Ankara'da Başbakan Erdoğan'la görüşen Kuzey Irak'taki yönetimin eski başbakanı Neçirvan Barzani "Türkiye'nin güvenliğini kendi güvenliğimiz gibi önemsiyoruz. Toprağımızın kimseye karşı kullanılmasına izin vermeyeceğiz" diyor. Başkan Mesud Barzani'den yeğeninin bu taahhüdünün gereğini yerine getirmesi istenmeli. Mutlaka istenmeli.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in iki ay kadar önce Ankara'da yaptığı temaslarda Washington yönetiminin Türkiye'ye en kısa sürede 3 adet "Predator" göndermesi konusunda görüş birliğine varılmıştı. Gerisi gelmedi. Mutlaka bastırılmalı. İsrail'in "Heron"larına, ABD'nin "Predator" ları da eklenirse, üç askerimizi şehit eden son mayın patlamasında bir kez daha görüldüğü gibi, "Asimetrik savaş" ya da "Gayrınizami harp" stratejisi izleyen bölücü terör örgütüne anladığı dilden, anladığı ağırlıkta cevap çok daha hızlı ve etkin biçimde verilebilir.
Bize bu analizin esini Kandil'den geldi. PKK'nın lider kadrosundan Murat Karayılan şöyle bir açıklama yaptı: "Bize yönelik suikast planları yapılıyor. Diyorlar ki, 'Şu şu yönetim üyelerini tasfiye edersek, biter.' Yapmak istedikleri şeylerden biri terörist (!) eylem elbet. Suikast yapmak."
Anlaşılan Karayılan'ın içine ölüm korkusu düşmüş. Ortada henüz bir şey yokken. Ya bir de "Predator"lar gelse, Kandil üstünde şöyle bir uçsa...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN