ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Fransızlar'ın Türkiye halleri

Yazıyı kaleme almaya başlamadan önce bir kez daha baktık. Sayısı 492'ye ulaşmıştı. Başbakan Erdoğan'ın "Le Figaro"ya verdiği mülakata gelen okur yorumlarından söz ediyoruz. 492 okur yorumu. İnteraktif gazeteciliğin güzel bir örneği.
Okur yorumlarının tümü, mülakatın sadece bir bölümüyle ilgiliydi: Türkiye'nin olası AB üyeliği. Üşenmedik, hepsini okuduk. Vardığımız sonucu sona saklayıp, birkaç örnek aktaralım:
"Uyandığınızda bir de bakacaksınız ki, Fransa'daki Türk ve Kürt sayısı 10 milyonu bulmuş. Benim şirin kasabam 20 yıla varmadan Türkler'in eline geçecek. Ne kadar satılık ev varsa onlar alıyor. Hem de nakit ödeyerek."
"Bu kriz döneminde Türkler'in ev satın almaları iyi işaret. Hem sonra para Türkiye'ye gideceğine, Fransa'da kalmış oluyor."
"Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili tartışmaları dehşetle izliyorum. Türkiye, AB'ye giren ve girmeye hazırlanan Bulgaristan'dan, Romanya'dan ve diğer Doğu ülkelerinden daha gelişmiş değil mi?"
"Ben Türkiye'nin AB'ye girmesine karşıyım. Ama geri, fakir olduğu için değil; dini nedeniyle. Bu kadar büyük ve nüfuslu bir ülkenin Avrupa'nın iç dengelerini alt-üst edeceğini düşünüyorum."
"Türkler hiçbir alanda Avrupalılar'ın gerisinde değil. Ben Türkiye'nin AB üyeliğine coğrafi nedenlerle karşıyım. Evet, Kıbrıs da Asya kıtasında ama AB'nin yüzölçümünün % 0.002'sini oluşturuyor. Türkiye'nin ise yüzde 95'i Asya'da, yüzde 5'i Avrupa'da. Hem sonra Türkiye'nin üyeliği Avrupa'yı Irak'la, İran'la komşu duruma getirecek."
"Obama, Sarkozy ya da başka bir devlet başkanı Ağlama Duvarı'nda başlarında kipa ile dua ederken ses çıkarmıyorsunuz. Neden bir Müslüman'ın başındaki takke sizi bu kadar korkutuyor?"
"Türkiye, AB'ye girecek, çünkü Avrupalı siyasetçiler istiyor. Avrupa bir ülke değil, bir serbest ticaret bölgesi. Türkiye'nin de ona dahil olması normal. Hem sonra gelecekte Avrupa'nın 30 milyon genç çalışana ihtiyacı olacak. Nereden bulunacak? Elbette Türkiye'den."
"Tüm içtenliğimle söylüyorum; İstanbul'da metroya bindiğimde kendimi daha çok Avrupalı hissediyorum. Paris metrosu için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Türkiye'nin Avrupalılığı'ndan kuşku duyan İstanbul'a gidip metroya binsin."
"Boşuna çene yoruyorsunuz; Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı yok. Tam tersine giderek yaşlanan Avrupa'nın çok yakında Türkiye'ye ihtiyacı olacak. Bütçe açığımızı kapatması, emeklilerimizin yaşam düzeyini koruması için. Hem sonra sadece dini nedenlerle bir ülkenin AB'ye girmesini reddedemeyiz. O zaman yeni bir koşul ekleyelim: Hıristiyanlık resmi din olsun. Sahi Fransa'nın resmi dini ne? Ve de Türkiye'nin? Dünyanın laik ülkelerinin biricik örnekleri değil mi ikisi de?"
Böyle uzayıp gidiyor...
Gelelim 492 okur tepkisinden çıkardığımız sonuçlara:
1- Fransızlar'ın kafası karışık. 2- Türkiye'nin üyeliği konusunda halk iki kampa bölünmüş durumda. 3- Türkiye'yi ziyaret etmiş olanların çoğu görüş değiştiriyor. Özellikle de karayoluyla yolculuk edip, Romanya ve Bulgaristan'ı geçtikten sonra Türkiye'ye girenler...
Avrupa, özellikle de Fransız halkı odaklı daha sistemli bir çalışma yapılırsa, ileride Türkiye'nin AB üyeliğinin referanduma sunulmasından bile çekinmemizi gerektirmeyecek sonuçlar elde edebiliriz.
Başbakanlık bünyesinde Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü de zaten bunun için kuruldu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN