ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Avrupa'nın sınırları

Türkiye'nin üyeliğinin gündeme gelmesinden bu yana AB'de "Avrupa'nın sınırları" tartışılıyor. Avrupa'nın nerede başlayıp nerede bittiği sorusuna bugüne kadar hiç kimse inandırıcı ve genel kabul görecek bir yanıt veremedi ama Yunanistan krizi "Avrupa'nın sınırları"nı ayan-beyan gözler önüne serdi.
Birinci sınır: Avrupa iyi günde var, kötü günde yok.
Yunanistan neredeyse iflasın eşiğine geldi. Ama Almanya'nın başı çektiği bir grup ülkenin umurunda bile değil. "Makyajlı bütçelerle, hileli istatistiklerle yıllarca bizi uyuttu, şimdi cezasını çeksin" havasındalar. Yunanistan'ın iflasının AB için utanç, Euro Bölgesi için de trajedi olacağı gerçeğine bile omuz silkiyorlar.
İkinci sınır: Avrupa'da laf var, icraat yok.
AB liderler zirvesinde Yunanistan'a yardım kararı alınmasının üstünden iki haftadan fazla zaman geçti. Ortada hiçbir şey yok. Son olarak AB ülkeleri maliye bakanlıklarının temsilcileri önceki gece geç saatlere kadar süren bir toplantı yaptılar. Sonuç: Sıfır! Çünkü nasıl bir mekanizma oluşturulacağı konusunda bile anlaşmaya varılamıyor. Bir gün uzlaşma sağlanırsa, o da ancak AB devlet ve hükümet başkanlarının onayından sonra yürürlüğe girebilecek. Bakalım Yunanistan o zamana kadar dayanabilecek mi?
Üçüncü sınır: Avrupa'da dayanışma yok, bencillik çok.
Yunanistan'a yardımda uzlaşılamamasının bir nedeni de Fransa ile Almanya arasındaki "Faiz" çekişmesi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Atina'ya yapılacak yardıma IMF kredisi faizinin uygulanmasını istiyor, Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, "Piyasa faizi"nde diretiyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet ise bambaşka bir havadan çalıyor: "Yunanistan'a yapılacak yardımın faizi, sağlanacak kredinin finansman maliyetinin üstünde olmalı."
Dördüncü sınır: Avrupa'da yüzeyde barış, kardeşlik, bütünleşme tabloları çiziliyor, derinde ise eski, kin ve düşmanlıklar olduğu gibi duruyor.
Malum, Atina'da krizin patlak verdiği günlerde Alman "Bild" gazetesi, "Yunanistan adalarını satsın, biz de alalım" önerisini ortaya atmıştı. Yunanlılar hâlâ teklifle çalkalanıyor. Geçenlerde bir Yunan TV kanalı, halkın Almanlar'la ilgili duygularını konu alan uzun bir röportaj yayımladı. 1941-1944 döneminin görüntüleri eşliğinde. Yunanistan o yıllarda Nazi ordusunun işgali altındaydı. TV kanalı muhabirinin mikrofon uzattıklarının hemen tümü Almanlar'a verip veriştirdiler tabii. Birbirinden "Anlamlı" sıfatlarla süsleyerek: "İşgalciler", "Nazi çocukları", "Benciller", "Silahla alamadığını parayla ele geçirmeye çalışanlar" gibi.
Buyurun bir örnek daha. Almanlar'a bir bombardıman da sözde "Kader ortağı" Fransa'dan geldi: Ekonomi Bakanı Christine Lagarde, AB ülkelerinin cari açığının sorumlusu olarak Almanya'yı gösterdi: "Almanya'nın dış ticaret fazlasını bizim cari açıklarımız oluşturuyor!" Yani? "Almanya bizim sırtımızdan zenginleşiyor" demeye getiriyor.
Avrupa'nın sınırları işte bunlar... Ve bu sınırlar içindeki Avrupa, komşumuz için neredeyse şeytan üçgenine dönüştü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN