ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Akdeniz virüsü

Yunanistan'ın borç sorununun derinleşmesi ve çözümün gecikmesi, Euro bölgesinin diğer zayıf halkalarını da çatırdatmaya başladı.
Yunan krizine verilen yeni adla ifade edersek, "Akdeniz virüsü" hızla yayılıyor. Portekiz'e bulaştı bile. Sırada Euro bölgesinin iki iri ekonomisi İspanya ve İtalya bulunuyor.
Atina'daki gelişmelerde dikkat çekici bir ayrıntı var. AB Konseyi Başkanı Herman Van Rumpuy'ün seslendirdiği bir ayrıntı: "Yunanistan'ın borcunun yeniden yapılandırılması gündemde değil."
Bu cümle aslında cinin şişeden çıkmak üzere olduğu mesajını veriyor.
Çünkü daha bir ay öncesine kadar AB yetkilileri hep bir ağızdan, "Yunan krizine IMF müdahalesi söz konusu değil" diyorlardı. Böyle bir şeyi AB'nin, özellikle de Euro bölgesinin ve o bölgede finansal istikrarı sağlamakla görevli Avrupa Merkez Bankası'nın saygınlığının temellerinden dinamitlenmesi olarak görüyorlardı.
Ama oldu. IMF, Yunan krizinde bir numaralı aktör haline geldi.
O nedenle "Yunanistan'ın borcunun yeniden yapılandırılması söz konusu değil" açıklamasını biz bu formülün er-geç masaya geleceği şeklinde okuyoruz.
Zaten başka bir çözüm de yok. Neden? Cevap: Yunanistan'ın borçlanma faizleri öylesine baş döndürücü zirvelere çıktı ki, bu koşullarda piyasalara tahvil sürmek için deli olmak gerekir. Üstelik bu tahvillere alıcı çıkması olasılığı da bir hayli kuşkulu. Yatırımcılar portföylerindeki Yunan tahvillerinden yok pahasına kurtulmaya çalışıyorlar, onlara bile alıcı çıkmıyor.
Piyasalardan borçlanamayan Yunanistan vadesi gelen borç ana para taksitleri ve faizlerini nasıl ödeyecek? IMF ve AB'nin sağlayacağı kaynaklarla mı? O krediler borç ödemeye giderse, likidite sıkıntısını aşmak, bütçe açığını azaltmak ve yapısal reformları gerçekleştirmek için gerekli kaynağı nereden bulacak? Haydi onlara da bir şekilde çare buldu diyelim; peki 2011'de, 2012'de ne yapacak?
Tam bir kısır döngü. Bu çemberi kırmanın tek yolu var: Borçlarını yeniden yapılandırmak. Piyasa aktörleri ve iktisatçılar şöyle bir senaryo yazıyorlar:
Yunanistan alacaklılarıyla masaya oturacak. Ve onlara borçlarını aynı faiz oranıyla 5 yıl ötelediğini bildirecek. Yani borç ödemeyi 5 yıl askıya alacak. Bu 5 yıllık dönemde bir yandan yapısal reformlarını gerçekleştirecek, bir yandan da IMF ve AB yardımıyla likidite sorununu aşacağı için piyasalara başvurmak ihtiyacı duymayacak. Hatırlatalım; 2001 krizinde Arjantin de bu formülü uygulamak zorunda kaldı
Böyle bir planla Yunanistan'ın borç sorunu piyasaların, özellikle bankaların alacak sorununa dönüşecek. En başta da Yunanistan'dan aşağı yukarı 120 milyar dolar alacağı olan Fransız ve Alman bankalarının.
Epey kıyamet koparacak bankalar ama göreceksiniz, Yunanistan için başka çıkış yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN