Türkiye'nin AB üyeliğine destek için kurulan Martti Ahtisaari başkanlığındaki Bağımsız Türkiye Komisyonu dün Diyarbakır'da bir dizi temasta bulundu.
Finlandiya eski Cumhurbaşkanı olan Nobel Barış Ödülü sahibi Ahtisaari'ye hep kuşkuyla baktım. (Not: Zaten Nobel Barış Ödülü amacından epey saptı. Son yıllarda hiç de hak etmeyenlere veriliyor. Taliban'ı ve El Kaide'yi yaratan ABD eski Başkanı Jimmy Carter, Afganistan savaşını genişlettikçe genişleten ABD'nin şimdiki Başkanı Barack Obama gibi...)
Birleşmiş Milletler'in birçok krizde resmi arabulucu olarak görevlendirdiği Ahtisaari'ye güvenemememin nedeni, çantasından hep aynı reçeteyi veya çözümü çıkarması: Bölme!
1980'lerin sonunda o sıralar Güney Afrika'nın denetiminde olan Namibya'da patlak veren krizde görevlendirildi. Güney Afrika'ya karşı silahlı mücadele veren SWAPO örgütüyle masaya oturdu. Sonuç: Namibya, Güney Afrika'dan koparılıp bağımsız bir devlet yapıldı.
Yugoslavya'nın parçalanması sürecinde hayati bir rol oynadı. Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova krizlerinde. O dönemden bir anekdot aktaralım. Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic bir görüşme sırasında Ahtisaari'yi sordu: "Batı'nın taleplerini reddedersek ne olur?" Ahtisaari karşılıklı oturdukları masada ne var ne yoksa yere attı ve tane tane yanıtladı: "Belgrad bu masa gibi dümdüz olur. ABD'nin bombaları başkentinizde taş taş üstünde bırakmaz."
Ahtisaari daha sonra Endonezya hükümeti ile Açe bölgesindeki ayrılıkçı "Gerakan Aceh Merdeka" örgütü arasında barış görüşmelerini yürüttü ve sonuçlandırdı. Açe şimdi kendi kendini yönetiyor. Şeriat düzeniyle.
Kosova da bağımsızlığını onun arabuluculuğuna borçlu. 2005'te BM tarafından Kosova'nın nihai statüsünü belirleyecek görüşmelerin koordinasyonuyla görevlendirildi. 2007'de hazırladığı raporu şu öneriyle noktaladı: "Kosova'da barış ve istikrar ancak bölgenin bağımsızlığına kavuşmasıyla mümkün olabilir."
Bosna-Hersek'in, Kosova'nın, hatta Açe'nin kaderlerinin belirlenmesinde Ahtisaari'nin oynadığı rol hoşunuza gitmiş olabilir. Ama onun malum formülü "Bumerang" gibi dönüp bizi vurursa ne düşünürsünüz?
Ah unutmadan; Ahtisaari, Kuzey İrlanda sorununda da arabuluculuk görevi üstlendi. Ve IRA dün bir açıklama yaptı: "Kuzey İrlanda'daki bankaları hedefimize aldık. Çünkü İngiliz sömürgeciliğine hizmet ediyorlar..." İyi mi?
Kusura bakmayın; ben Ahtisaari'den kuşku duymaya devam edeceğim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.