ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

İzmir üstüne (2)

Basının Bab-ı Ali'yi mesken tuttuğu, gazetelerin de siyah-beyaz çıktıkları dönemde sayfaların küçücük bir yerine şu sözcüklerle başlayan bir özür konurdu: "Mündeceratımızın sıkışıklığı sebebiyle..."
Bizimki de o hesap oldu. Önceki gün "Ah İzmir vah İzmir" yazımızı "İzmir muhabbeti bitmez. Devamı yarın" diye noktalamıştık. Ancak dün tam sayfa ilanlar (Tanrı eksikliğini göstermesin) nedeniyle yazıyı koyacak köşe kalmayınca, ikinci yazıyı bir gün ertelemek zorunda kaldık. Buyurun.
Büyükdere Caddesi No. 143 adresinde TMSF binası yükselir. Arka cephesi Türkiye'nin en ünlü mezarlığı Zincirlikuyu'ya bakar. Binanın altında da başka bir mezarlık bulunur: Birleşik Fon Bankası.
Bu, Fon'a devredilen bankaların bir bölümünün mezarlığıdır. O mezarlıkta 8 banka yatar. İçlerinden biri, çoğunluğu İzmir'de yaşayan Egeliler'indir: EGS Bank.
Birleşik Fon Bankası mezarlığına daha çok banka gömülecekti. O daha çok banka içinde de daha çok İzmir bankası olacaktı. Örneğin, Egebank. Örneğin, Yaşarbank. TMSF iş yükünü biraz olsun hafifletmek için, Egebank ve Yaşarbank'ın yanına üç batık banka daha koydu, hepsini Sümerbank'ta birleştirip Oyak Grubu'na sattı. Böylece adı dönüştürüldü Oyakbank'a. Sonra Oyakbank, Hollandalılar'a satıldı. Adı bir kez daha değişip ING Bank oldu.
Sahi, Egebank nasıl önce İzmirliler'in elinden çıktı, daha sonra battı, daha daha sonra da başka bir bankanın bünyesinde eritildi?
Acaba Melih ve Ergün Özakat kardeşler bu trajedinin öyküsünü anlatırlar mı? 75-80 yıllık bankada (1928'de kurulmuştu) bitmek bilmeyen kardeş kavgasına çözüm arayan Burhan Karaçam, Halit Soydan gibi eski genel müdürleri bir gün o dönemlerde neler çektiklerini kâğıda dökerler mi?
Ya 17 Eylül 1924'te Akhisar Tütüncüler Bankası olarak kurulan, daha sonra adını Türkiye Tütüncüler Bankası'na çeviren, Yaşar Holding satın alınca, Sakıp Sabancı'nın "Ağam bankan varsa, kendi adını vereceksin" önerisine uyan Selçuk Yaşar tarafından Yaşarbank'a dönüştürülen 80 yıllık kurum nasıl çökertildi? Biri çıkıp anlatmayacak mı? Örneğin Yaşarbank'ın son demlerinde başına gelen, oradan paraşütle Merkez Bankası'na atlayan Gazi Erçel kara kaplı defterini bir gün açmayacak mı?
Şimdi Selçuk Yaşar "Ne Metaş kaldı, ne bankalar" diye sızlanıyor. (Not: Metaş'ın sonu dizi olur. Onu da İzmirli meslektaşlarımız yapsınlar bir zahmet.)
Neymiş? Ne Metaş kalmış, ne de bankalar. Cümle yanlış kurulu. Doğrusu: "Ne Metaş bırakıldı, ne de bankalar." Sahipleri tarafından.
Ama faturayı hâlâ merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a kesmeye devam ediyorlar. Onun Başbakanlığının üstünden 23, Çankaya'ya çıkıp orada vefat etmesinin üstünden 17 yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlâ "İzmir, Özal yüzünden geri kaldı" deyip duruyorlar.
Çimentaş'ı da mı Özal sattırdı? Tuborg da mı Özal zamanında el değiştirdi? Özal döneminde Kipa mı vardı? Bankalarınız Özal döneminde mi battı? Haydi daha fazla örnek vererek, hemşehrilerimizin yaralarını deşmeyelim.
Herkes günahkâr, 40 yıldır İzmir'in kaderine hükmeden bir avuç malum kişi sütten çıkmış ak kaşık; öyle mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.