Kuzey Kıbrıs gazetelerinden "Yeni Düzen", geçen hafta sonunda bir "Devletler" listesi yayınladı. Şöyle:
KKTC, Sapmi, Zanzibar, Grönland, Oksitanya, Monako, Tibet, Rapa Nui, Romania, Güney Molukka, Kribati, Güney Kamerun, Çeçenya, Yap...
Listedeki bu "Devletler"in bir ortak yönleri var: Tanınmamış olmaları. Hatta bazılarının fiziken bile var olmaması. Örneğin, Romania. Sakın karıştırmayın; Romania, bildiğimiz Romanya değil, Romanlar'ın ütopya devleti.
Peki, "Yeni Düzen" gazetesi neden böyle bir liste yayınladı? Cevap: Dünyanın dışladığı, dolayısıyla hiçbir örgütte yer bulamayan bu "Devletler" bir araya gelip, futbol federasyonları birliği oluşturdular.
Adı: NF. Açılmışı: Non-FIFA.
Ve kendi aralarında "Dünya şampiyonaları" düzenliyorlar. Halen devam eden son şampiyonanın, daha doğrusu turnuvanın erkekler klasmanında KKTC, 1355 puanla zirvede yer alıyor.
Kadınlar sıralamasında ise Grönland'ın ardından ikinci. "Yeni Düzen" yazarlarından Sami Özuslu bu haberden yola çıkarak kaleme aldığı yazısında Türkiye'ye ince ince sitem etti. Bir bölümünü aktaralım:
"Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkilerin düzeyini tartışıyoruz ya... Bir de Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti'ninkileri... Ne öyle, ne böyle... Ne tam tanıma var, ne tanımama...
Bir bakıyorsunuz Türkiye, tanıdığı KKTC'de antrenman niyetine dahi takım gönderemiyor! Ama aynı Türkiye, tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti'nin takımlarıyla her sahada ve her branşta resmi maçlar yapabiliyor!
Uluslararası ilişkiler literatüründe bunun tam bir adı var mı? 'Tanınma' kavramı izah edemiyor ilişkinin cinsini... Galiba 'Tanışma' desek daha yerine oturacak.
Evet, herkes birbiriyle 'tanışıyor'... Türkiye, KKTC'yle 'Bir yerlerden' tanışık... Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'yle de 'Bir yerlerden' tanışıklığı var. KKTC'yle Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de bir yerlerden 'Gözü ısırıyor' birbirini..."
Özuslu, yazısında sözünü ettiğimiz "No-FIFA turnuvası"nı da "Tanışmışlar ligi" diye niteliyor haklı olarak.
Adalı meslektaşımız üzülmesin. "No-FIFA" üyeleri arasında iki yıl öncesine kadar Kosova da vardı. Şimdi "No"suz FIFA'nın üyesi.
KKTC için de zaman sonsuza kadar dondurulamaz, saat ancak bir vakite kadar durdurulabilir.
İşte 2010 da Derviş Eroğlu ve Dimitris Hristofyas'ın ayda bir, iki ayda bir buluşmalarıyla gelip geçti. Ortada ciddi bir sonuç var mı?
2011'in ilk yarısının sonuna kadar bu sorun ya çözülecek, ya çözülecek.
Zaten Rum yönetimi yetkilileri de, önümüzdeki ay Cenevre'de yapılacak üçlü görüşmenin (BM, KKTC ve Rum kesimi) müzakere sürecinde dönüm noktası olacağını üstüne basa basa vurgulayıp duruyorlar.
O görüşmede ya "İki kesimli, iki toplumlu, iki parça devletli" bir gevşek federasyonda uzlaşılır ve ona göre barış ve birleşme anlaşması hazırlanır ya da herkes kendi yoluna gider.
İkinci olasılık daha akla, mantığa ve gerçeklere yakın görünüyor.
Öyle ya; konuk olarak güneye giden Türkler'i bile linç etmeye kalkan Rumlar, ev sahibi olarak gideceklere neler yapmaz?
İnancımız o ki, KKTC bu yıl son kez "No-FIFA" turnuvasına katılıyor...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.