SALİH TUNA SALİH TUNA

‘Sarayın uşağı’

Eskiden konuşturmamak için "söyletmen vurun" derlerdi.
Şimdi linç ediyorlar.
Diyelim ki hakkaniyetli biri, sırf bir hakkı teslim etmek adına, "Erdoğan olmasaydı FETÖ Türkiye'yi teslim almıştı" mı dedi...
Bittiğinin resmidir.
İster tescilli komünist, ister ömrünü Erdoğan karşıtlığıyla (düşmanlık değil) geçirmiş olsun, tarife değişmez.
Değil mi ki Erdoğan'ın hakkını teslim etti; Aydın Doğan'ın adamlarının, CHP'nin ve FETÖ'nün atış menziline girmiş demekti.
O kadar ki...
En sıkı Erdoğan ve AK Parti "muhaliflerinden" Yılmaz Özdil de vaktiyle bu "atışlardan" nasibini aldı.
Neden mi?
Sırf başka bir ülkenin lideri (Esat) benim ülkemin liderine (Erdoğan) çemkiremez dediği için.
Dediğine anında pişman etmişlerdi:
"Artık seni de milletvekili yaparlar..."
"İhale mi aldın..."
"Erdoğan yalakası..."
Ne ki, son zamanlarda vaziyet bambaşka bir hal aldı.
Artık "mahalle baskısına" maruz kalmanız için Erdoğan'ın hakkını teslim etmeniz gerekmiyor.
Hatta...
Ulaşımdan sağlığa kadar yaptığı tüm hizmetleri yok saysanız da mezkur baskıdan kurtulamazsınız.
Sayın Erdoğan'ı her daim kıyasıya eleştirseniz bile fayda etmez.
Ya?
Kurguya da hiçbir şekilde eleştiri getirmeyeceksiniz.
Bakınız...
İstanbul Barosu eski başkanı Ümit Kocasakal, "Atatürk düşmanlarıyla yürümem" demişti de mavi gökyüzünü ona dar etmişlerdi.
"Atatürk düşmanları" dediği...
Kılıçdaroğlu'nun malum "adalet" yürüyüşüne katılan PKK ve FETÖ'yle iltisaklı kişilerdi.
Bir de, Atatürk'e "kefere" diyen CHP milletvekili Mehmet Bekaroğlu...
Kocasakal'ın tavizsiz şekilde Atatürkçü olması, AK Parti'yi fasılasız eleştirmiş olması hiçbir şeyi değiştirmedi.
Günlerce linçe maruz kaldı.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e de aynı muameleyi reva gördüler.
AK Parti döneminde yıllarca içerde yatması, Erdoğan'a karşı en sert eleştirileri yapması linçten muaf tutulmasına yetmedi.
Değil mi ki, Kılıçdaroğlu FETÖ'yü sağına PKK'yı soluna almak için sosyolojiyi hazırlıyor, demeye getirdi, bitti.
Geçen gün adı lazım değil bir CHP milletvekili tarafından, "Sarayın uşağı" ilan edildi.
Münferit bir durum değil bu!
MHP'den ayrılıp Akşener'e katılmayanlara CHP'lilerin gündüz gözüyle şarladığı bir dönemden geçiyoruz.
Uzun lafın kısası, kim kurguya zeval verecek söz söylerse linçe tabi tutuluyor.
Kurgunun hedefi de tek: Erdoğan'ı indirmek.
Bu uğurda bayrak inmiş, ezan susmuş, vatan parçalanmış ne gam!
Erdoğan nefretiyle zehirledikleri sosyoloji nasılsa yaptıklarının ayırtına varacak durumda değil.
Yoksa...
Kılıçdaroğlu, "Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet" diskurunun simgesine gündüz gözüyle "terörist" diyebilir miydi?
BİZE ULAŞIN