ÜLKÜ TAMER

Kişiliğini koruyarak büyüyen kent

Çocukluğumda Antep Başkarakol'da başlayıp Şehreküstü'de biterdi. Zaman içinde büyümeye, gelişmeye tanık olmuştum gerçi; ama geçen hafta kenti daha zaman ayırarak gezmeye olanak bulunca, sık sık yolumu şaşırdım.
Antep'in nüfusu 70 bine çıkınca inanamamıştık. Şimdi bir buçuk milyon... Başkarakol kentin göbeğinde kalmış. Faytonla yarım saatte gittiğimiz minik yerleşim yerleri dev yapılarla geniş caddelere kavuşmuş.
İlk dikkatimi çeken, "yeşil" oldu. Eski bostanlar bile ağaçlandırılmış. Yemyeşil bir kent... Soluk almanın bile keyfi değişmiş.
Kalealtı'nın temizlenmesi, eski yapıların yenilenmesi, çocuklar için parkların açılması, sözümona "çağdaşlık"ın getirdiği çirkinliklerden hiçbir iz taşımıyor.

***
Bakırcılar Çarşısı'nda yaşlıca bir bakırcıyla çay içiyorduk. "Bak, beyim," dedi, "ben MHP'liyim. Üstelik Yönetim Kurulu'ndayım. Seçimlerde oyumu elbette MHP'ye vereceğim. Ama Belediye Başkanlığı için oyumu Asım Bey'e verdim."
Asım Bey'e... AKP'li Belediye Başkanı Asım Güzelbey'e.
Asım Başkan'ın babası Arif Güzel, çocukluğumda en iyi dostumdu. Hayır, yaşıt değildik onunla. Ben ilkokul öğrencisi, o koskoca adam... Maarif Kahvesi'nin yanında küçücük bir kitabevi vardı. Neredeyse bütün günümü orada geçirirdim. Arif Amca bir yere gideceği zaman dükkânı bana emanet ederdi. Okumayı seviyordum, ama kitap sevgisini, bir somut nesne olarak kitabı sevmeyi ondan öğrendim. Cilt yapmayı da...
Asım Güzelbey de sanata, kültüre yakınlığını babasından almış sanırım. Kente katkılarında ayrı bir özen, ayrı bir incelik var.

***
Mehmet Mutaf'ı aramamak olur mu!.. Çok kişinin yakın geçmişten ses sanatçısı Mutaf olarak tanıdığı sevgili doktor dostumu. Her akşam birlikte olduk. Baba olacaktı, onun heyecanını yaşıyordu. Nitekim Salı günü Ali Kaan'ına kavuştu.
Yazar Fevzi Günenç'le de bol bol görüşme olanağını bulduk. İlkgençlik dönemimizde bir edebiyat dergisi çıkarmıştı Fevzi. "Martı" adında. İlk sayıyı da benim şiirlerimden oluşan bir özel sayı yapmıştı. Belki bu yüzden, dergi hemen battı, ömrü tek sayılık oldu.
Necdet Karslıgil... Antep'teki kadim dostum. Dişçiliği bütün bütüne oğluna devretmiş artık. Kısaca da olsa, onunla karşı karşıya gelmek benim için çok özel bir keyif...
Sonra Antep'in 62 yıllık "Sabah" gazetesi... Yerel gazetelerin en eskisi... Aykut Tuzcu ile Nurgün Balcıoğlu... Yazık ki, kısa sürdü ziyaretim.
O arada kentin 120 yıllık efsane lokantası "Çağdaş"ta Burhan Çağdaş dostumu da görme olanağını buldum.
Daha ne isterim ki...

***
Kısa ziyaretim eski dostları görmenin yanı sıra yeni arkadaşlıklar kazandırdı bana.
Sanko'da Abdülkadir Konukoğlu'yla sohbetimiz sırasında Basın Danışmanı Cengiz Halil Çiçek'le tanıştım.
Çocukluğum Şehitler Anıtı'nın karşısındaki avlulu büyük taş evde geçmişti. O ev Sani Konukoğlu Vakıf Evi olarak kullanılıyor şimdi. Abdülkadir Bey büyük yakınlık gösterdi bana, "çocukluğumun evi"ni görmek isteyip istemeyeceğimi sordu. Cengiz'le atladık arabaya, doğru vakfa... Anılar birbirini izledi elbet... "Şurada oynardık, şurada yemek yerdik, şurada yatardık, şuradan düşmüş, iki hafta yorgan döşek yatmıştım..."
Bir saat içinde iki eski dost kesildik Cengiz'le. "Yeni açılmış bir yeri göstereyim sana," dedi.
Sanko Park'a girince şaşkınlıktan donakaldım. Böylesi bir alışveriş merkezi İstanbul'da az bulunur. Akla gelebilecek her "marka" var. Bir de buz pateni pisti kondurulmuş. Cengiz'e, "Benim çocukluğumun Antep nüfusu sığardı buraya," dedim.

***
Beni şaşırtan bir yer de Ferit Ginol Kültür ve Sanat Merkezi oldu. Ferit Bey (daha doğrusu Kel Ferit) müzik öğretmeniydi Antep'te. Çok kişiyi müzik tutkunu yapmayı başarabilmiş ender öğretmenlerden biriydi. Rauf Akıncı onun adını vermiş kuruluşuna. Çağdaş ve büyük bir yer açmış, yeni "müzisyenler" yetiştiriyor.
Sıra gecesinde tanıştığım Mustafa Karadağlı, Güneydoğu türkülerini bir daha keyifle dinlememi sağladı.
Gaziantep Üniversitesi'nde öğrencilerle bir söyleşi yapmamı sağlayan sinemacı-yazar Sadık Battal da eki bir dosttu sanki...
Ve Hüseyin Akkaya. Şimdi eğitimci. Ben onu tiyatro sanatçısı olarak görmüştüm yıllar önce. Hâlâ tiyatro tutkusuyla yaşıyor. Onu yakından tanımak, uzun süreyi birlikte geçirmek olanağını bulunca, kendisi sıcak bir dost olarak içimde yerini aldı.

***
Evet, "İnsan dediğin kuş misali," derdi ninem. "İki gün içinde İstanbul'a gidiyor." Şimdi aynı yolun bir buçuk saatte alındığını duysa kulaklarına inanamazdı.
Hele bugünkü Antep'i düşünde görse hayra yormaz, eline tesbihini alıp bildiği bütün duaları sıralardı.
BİZE ULAŞIN