ÜLKÜ TAMER

'Kucağınızda bir fil otururken...'

Nesnel eleştiri, benim aklımın almadığı bir şey. İki kere ikinin dört ettiği bile tartışılırken, hele bir sanat yapıtı üstüne "nesnel" eleştiri nasıl yapılır... Olsa olsa, öznel düşünceler bilimsel görünüşlü kılıflarda sunulur.
Bu yüzden, "eleştirmen yanılgısı" denen şey de bana yabancı. Bir eleştirmen, dilediği yapıt üstüne dilediği yargıyı verir. Doğal bir şey bu. Katılırsınız, katılmazsınız, orası size kalmış.
Bu hafta köşemize bazı yabancı sinema eleştirmenlerini konuk edelim: onların değerleri çoğunlukça kabul edilmiş filmler üstüne "ilk gösterim sonrası" yargılarını aktaralım. Günün birinde "eleştiride nesnelliköznellik" tartışmasına bulaşırsanız "renkli kanıtlar" olarak kullanabilirsiniz.
***

Vincent Canby, "Venedik'te Ölüm" (Morte a Venezia) için: "Visconti, öyküyü yaşama geçireceği yerde, onu mumyalamış."
Jonathan Rosenbaum, "Avcı" (The Deer Hunter) için: "Üç saat boyunca, kucağınızda sanki kemiksiz bir fil otururken, düşünmeye çalışıyorsunuz."
Louise Corbin, "400 Darbe" (Les Quatre Cents Coups) için: "Truffaut'nun yönetimi amatörce."
Dwight Macdonald, "Sapık" (Psycho) için: "En iyisi evde oturmak.
Çünkü üçüncü sınıf bir Hitchcock bu."
John Marks, "Asri Zamanlar" (Modern Times) için: "Zamanın on yıl gerisinde kalmış!"
Robert E. Sherwood, "General" (The General) için: "Biri Buster'a savaşta ölen insanlara gülünemeyeceğini söylemeliydi."
Francis Hackett, "Bir Ulusun Doğuşu" (Birth of a Nation) için: "Manevi bir suikast.
Sansürü ve onu yaşatan beyaz ırkı aşağılıyor."
Robert Hatch, "Amarcord" için: "Federico Fellini, sinemanın en sıkıcı yönetmeni olduğunu 'Amarcord'la kanıtlıyor... Mahallede olup bitenleri kıs kıs gülerek anlatan dedikoducu kocakarılara benziyor."
***

Bu yargılara başkalarını ekleyelim şimdi. Yine sinema eleştirmenlerinden... Ama konumuz bu kere filmler değil, oyuncular.
Pare Lorenz (Gary Cooper için): "Sinema oyunculuğuyla uzaktan yakından ilgisi yok. Oyuncu filan değil."
John McCarten (James Dean için): "Ya kanguru gibi zıplıyor, ya manyak gibi gülüyor. O kadar."
Howard Thompson (Robert de Niro için): "Yeteneğin belirtisi bile yok onda."
Adelaide Comerford (Dustin Hoffman için): "Aşk Mevsimi (The Graduate) eğlenceli bir komedi; yazık ki, başrolünde hiç de ilginç olmayan, yeteneksiz bir oyuncu var."
Time dergisi (Casablanca'da Humphrey Bogart için): "Buster Keaton da Paul Gauguin'i oynasa, ancak böyle oynardı."
Rex Reed (Marlon Brando için): "Ağzı ıslak tuvalet kağıdıyla doluymuş gibi konuşuyor."
Busley Crowther (Jean-Paul Belmondo için): "Zamanın başlangıcından beri gördüğümüz en suratsız, daha doğrusu kauçuk suratlı, sigara tiryakisi."
John Simon (Oscar'la ödüllendirilen Art Carney için): "Öylesine donuk ve budalaca oynuyor ki, Oscar'ı haketti."
***

Kemal Özer, Demirtaş Ceyhun, Aykut Oray derken Nezihe Meriç'i de yolcu ettik. Yukarıdaki alıntıları derlerken kimi sanatçıların son sözlerini de merak edip araştırdım. Derlememi onlarla bitireyim:
Hart Crane (ABD'li şair, 1912, intihar etmek için gemi güvertesinden denize atlarken): "Hepiniz hoşça kalın!"
Gabriele D'Annunzio (İtalyan yazar, 1938): "Sıkıldım, sıkıldım!"
Sir William S. Gilbert (İngiliz libretto yazarı, 1911, havuza düşen bir kızı kurtarmaya çalışırken kalp krizi geçirerek ölmüştü): "Çek ellerini omuzumdan, debelenme!"
O'Henry (ABD'li öykücü, 1910): "Yakın ışıkları. Eve karanlıkta gitmek istemiyorum."
Alfred E. Housman (İngiliz şair, 1936, doktorunun anlattığı bir fıkrayı dinledikten sonra): "Çok güzel, yarın onu yukarıdakilere anlatırım."
James Joyce (İrlandalı yazar, 1941): "Kimse anlamıyor mu?"
Katherine Mansfield (İngiliz yazar, 1923): "Sanırım... öleceğim. Yağmuru seviyorum.
Yağmurun yüzüme değmesine bayılıyorum."
William Saroyan (ABD'li yazar, 1981): "Herkes ölür, ama bana bir ayrıcalık tanınır sanıyordum. Ne olacak şimdi?"
George Bernard Shaw (İngiliz yazar, 1950, hemşireye): "Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun, ama işim bitti. Öleceğim."
James Thurber (ABD'li çizer-yazar, 1961): "Allah korusun... Allah kahretsin..."
Thomas Wolfe (ABD'li yazar, 1938, ölmüş karısına seslenerek): "Tamam, Mabel, geliyorum."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN