ÜLKÜ TAMER ÜLKÜ TAMER

Pofuduk Pofuş geri geldi

İnsanın üç kedisi olursa yılda üç yazının konusu da ister istemez kedi oluyor. Geçenlerde Pofuduk'umuzun ölümünü yazmıştım. Bu yılın son "kedi kontenjanı" yine Pofuduk'la ilgili. Hınzır bir yavru olarak geri gelen Pofuduk'la...
Anne-babalar çocuklarını ayıramazlar, sevgilerini eşit paylaştırırlar derler ya, inanmayın. Hangi anne-babayı gördümse, çocuklarından birinin "ayrı bir yeri" olduğunu sezdim. Biz de kedilerimizi ayıramıyoruz güya. Evet, hepsini seviyoruz. Ama Pofuduk'un yeri bir başkaydı.
Acımızı anlayan dostlarımız bize yeni bir Pofuduk bulmak için kolları sıvadılar hemen. Kısa sürede Emine Yalçın' dan geldi haber: "Bir Pofuduk buldum. Ama minicik. Avuç içi kadar."
Sokakta bulunmuş yavru. Bulan, veterinere götürmüş. İlk bakımını, parazit aşılarını yaptırmış. "Bir talibi çıkmazsa, çaresiz ben alırım," demiş.
Veterinerde görücüye çıkmayı bekliyormuş şimdi.
Arkasından e-postayla fotoğrafları... Şampanya rengi, karnı beyaz, cin bakışlı bir pofuş. Evet, biraz büyüsün, Pofuduk Pofuş olur.

***

Artık bizde. Tuvalet terbiyesini hemen aldı. Sıkıştı mı, doğru kuma. Adını da öğrendi. Ortalarda yok mu, hemen "Pofuduk" diye sesleniyoruz, saklandığı yerden koşa koşa çıkıp geliyor.
Gelmekle kalsa iyi, yoruluncaya kadar oynuyor, parmaklarımızı ısırmaya çalışıyor. Biraz fazla mı hareketli... acıktı demek.
Mamaya burun kıvırıyor. Gönlümüz olsun diye bir diş atıyor, o kadar. Ama pilava, tavuğa, ev yemeklerine bayılıyor. Arada bir kucağıma çıkıp bıyıklarımı yalıyor. Üç vakte kalmaz, eski Pofuduk gibi Neslihan'a kafa atmaya, daha doğrusu "dom yapmaya" başlar.
Yine üç kedili olduk.
Teşekkürler, Emine Yalçın.
***
Üç kedi sözün gelişi... Bir de "üvey"ler var. Sokaktakiler. Neslihan hepsine ad bile taktı: Sürmeli, Duman, Cobi... Adlarını biliyorlar; seslenince hemen koşturuyorlar. Akşamları yol gözlüyorlar.
Hele Cobi... Eski Bico'muzun hık demiş burnundan düşmüş. Bakışı bile aynı.
Veteriner dostumuz Ali Erkan'ın kesin ultimatomu olmasa ("Üç kediden fazlası yasak!") ev kırk haramilerin mağarasına dönecek.
Hiç biri kıyılacak gibi değil. Sınıf geçen çocuklara armağan diye alınan kediler, köpekler, bıkılınca fırlatılıp atılıyor. Tatil yörelerinin artık ne yazık ki alışılmış yaz sonu manzarası... Ankara kedileri, Van kedileri, çinçillalar, Alman kurtları, Sibirya kurtları, labradorlar, terrierler, Dalmaçyalılar... Bir yandan kuru ekmek aranıyorlar, bir yandan da bıçkın, kaşarlanmış sokak kedilerinin, köpeklerinin hışmına uğramamaya çalışıyorlar.
Öylesine çaresizler ki...
Doğrusu bu çaresizlik onlara yakışmıyor.
***

Bugün kedilerden söz açtık madem, Giller takvimlerinden ve ajandalarından da söz edelim. Yıllardır tiryakisiyiz bu yayınların. Duvarlarımızda, masalarımızda onlar var.
2010'dan önce takvimleri, ajandaları geldi.
Bu yıl yenilikler yapmış Giller. Duvar takvimlerinde eskiden her ayın yaprağında bir kedi ya da köpek fotoğrafı yer alırdı. Şimdi her güne bir kedi ya da köpek fotoğrafı yerleştirilmiş. Takvimler zengin mi zengin birer albüme dönüştürülmüş. Her ayın yıldızının kısa öyküsü de verilmiş.
Masa takvimleri, ajandalar, ayrıca öğrenci ajandaları (Ağustos 2009-Temmuz 2010) kediseverler, köpekseverler için birer hazine.
Bir de 365 günü ayrı ayrı içeren, yine her sayfası fotoğraflı, kitapçık biçiminde masa takvimleri var.
Kediniz, köpeğiniz varsa ya da uzaktan da olsa kedi ya da köpekseverseniz, elinizi çabuk tutun derim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.