ÜLKÜ TAMER

Nurtopu gibi bir marşımız oldu

Bir yılbaşını daha gördük, kutladık. 2009'u devirirken, herkes gibi ben de eski yılbaşı gecelerini hatırladım elbette. Yine neredeyse herkes gibi "Ne çok şey değişmiş" diye düşündüm.
Televizyon kanallarının birinde Mehmet Ali Erbil'in bir yarışma programı vardı. "Yılbaşında ne yapılır?" diye soruluyordu. Doğru yanıtlardan biri "Çam ağacı süslenir", öteki de "Tombala oynanır"dı.
Manzara bundan daha iyi çizilemez belki. "Çam ağacı süslenir"... Şunun şurasında kaç yıldır çam ağacı yer alıyor evlerde... Çocukluğumda, ilkgençliğimde yılbaşında "çam ağacı adeti"ni yabancı dergilerde görürdük ancak.
Ya tombala... Tamam, tombala oynardık. Ama bugün tombala mı kaldı? Elbette vardır. Ama yüzde kaçlara inmiştir.
"Tombala"dan "çam ağacı"na geçtik... Bunu "ilerledik" ya da "geriledik" anlamlarında söylemiyorum.
Ama "değiştik".

***

Eh, nostaljinin tam sırası... Televizyon öncesi dönemde radyo başında toplanılır, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Münir Nurettin, Safiye Ayla dinlenerek kuruyemiş ve meyve yenir, Dünya Kupası Finali oynayacakmış gibi bir heyecan içinde tombalaya geçilirdi. Gece 12'den sonra da doğru yatağa...
Televizyon, gecenin ömrünü biraz daha uzattı. Tek kanal... Şarkılar... Ve yılbaşı şerefine dansöz. Bir de o geceye mahsus TRT'nin affına uğramış bir "arabesk" şarkıcı.
Evet, şimdi düşünürsek, son derece tekdüze, renksiz sayılabilecek bir gece.
Ama "ruhu" vardı o gecenin. Şimdiki gibi uçucu şamatalardan oluşmuş bir yapaylığın ürünü değildi.
Kendiliğinden oluşmuş bir coşkunun ürünüydü.
Dizginler bir "yılbaşı endüstrisi" yaratmaya çalışanların değil, o geceyi gerçekten alçakgönüllü bir keyif şölenine çevirmek isteyen ailelerin, dost çevrelerinin elindeydi.

***

Bu yılbaşının bize en büyük katkısı bir şarkı oldu bence... Daha doğrusu, kullanılışı açısından, bir marş: "Jingle bells".
Hangi televizyon kanalını açsam "Jingle bells"... Hangi alışveriş merkezine gitsem "Jingle bells"...
Ünlü Amerikan Noel şarkısı bizde yılbaşı marşı oldu çıktı: "Jingle bells, jingle bells, jingle all the way... Oh, what fun it is to ride..."
Noel Baba'nın kızağındaki çanlarla gökyüzünden süzülüşünü anlatan şarkıyı öylesine benimsedik, öylesine benimsedik ki... Yılbaşı gecesi, Mustafa Sarıgül'ün Şişli Belediyesi otobüsü bile sokakları "Jingle bells"le kasıp kavurarak turlar attı.
Baktım, bizim kedi Pofuduk dışında herkes memnun. Pofuduk, ödü patlayarak koltukların altına sığındı... Sokakta ise millet "Jingle bells" diye bağırarak el çırpıyor.
Ahmet Efendi ertesi sabah kapıyı çaldı. "Ağabey," dedi, "sende 'çıngıl bel'in kaseti var mı?"
Yaşasın! Nurtopu gibi bir marşımız oldu.

***

Değişim dedim ama, belki de değişim değildir bu, aklımın pek ermediği bir "Doğu-Batı sentezi" örneğidir. Hani yıllar önce uzun bir masa kurularak Leonardo da Vinci'nin "Son Yemek" tablosu canlandırılmış, önünde de Müslim Baba'ya arabesk söyletmişlerdi. Onun gibi bir şey...
Oldu olacak, tam gazlayalım. Gelecek Ramazan Bayramı için de "When the saints come marching in"i düşünelim. Sabahleyin bayram namazından sonra Louis Armstrong'un sesiyle ne keyifli olur...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN