ÖMER TAŞPINAR

Türkiye kabuklarını kırıyor

WASHINGTON

Türkiye'ye giriş yapan 34 PKK militanı ve onları karşılayan binlerce insan. Bundan 1 yıl önce hayâl bile edilemeyecek bir manzara. İlk tepki öfke dolu bir şaşkınlık: Bu kadarı da fazla! Nereden cesaret buluyorlar? Bölücülük aldı başını gidiyor! Nasıl olur da binlerce insan bu PKK'lı teröristleri karşılamaya bir bayram havasında gelir?
Peki soralım o zaman: bu manzaranın alternatifi nedir? Lafı hiç uzatmaya gerek yok. Bu manzaranın alternatifi savaştır. Kan ve gözyaşıdır. Bu manzaranın alternatifi kardeşin kardeşi öldürmesidir. Bu barışın alternatifi 40 bin ölüdür. Hangisini tercih edersiniz?
Neden korkuyoruz? Unutmayalım ki bu manzara bir bölünme değil, tam aksine bir kucaklaşma ve birleşme manzarasıdır. Bu militanların dağdan inmesi Türkiye'nin bir başarıdır. Devlet yıllardır "Dağdan inin" demiyor muydu? Asker yıllardır "Biz bu sorunu sadece askeri yöntemle çözemeyiz" demiyor muydu? Şimdi ortada bir demokratikleşme süreci var ve militanlar bu sürece destek olmak için dağdan iniyorlar işte. "İnmeyin, orada kalın, savaşmaya devam edin" mi diyelim? Bunu mu istiyoruz?
Eğer sorun onları karşılamaya gelen binlerce insandaysa, biz zaten Kürt meselesini hiç anlamamışız demektir. PKK'nın toplumsal tabanı yok mu zannediyorduk? Sorun hiçbir zaman sadece ve sadece PKK olmadı. Sorun Kürt sorunudur. PKK da o sorunun bir sonucudur. Türkiye'de yüz binlerce PKK sempatizanı var. DTP'ye oy verenler PKK'dan nefret mi ediyor sanıyorduk? DTP neden bölgede seçim kazanıyor?

Değişim sancısız olmaz

Bölünme korkusundan vazgeçelim artık. Demokratikleşen bir Türkiye'yi bölmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği açılımlara bir bakın. Ermenistan'la barışan, Suriye ile kucaklaşan, Kıbrıs'ta çözüm arayan, AB'ye tam üye olmak için uğraşan, hem Rusya hem de Amerika ile ortak ekonomik ve siyasi çıkarlar peşinde koşan, küresel öneme sahip enerji projelerine imza atan, dünyanın en kalkınmış ülkeleriyle G-20'de aynı masada oturan bir Türkiye var artık. Dağdan inen PKK manzarasını bu büyük resim çerçevesinde değerlendirin. Evet, Türkiye artık kabuklarını kırıyor. Bölgesel bir güç olmak dışında küresel platformda ses getiren açılımlara imza atıyor.
Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, değişimden korkanlar var tabii ki. Onlara da empati göstermek gerekiyor. Türkiye bu büyük değişimi geçmişinde İslami kimlik olan bir siyasi lider ve parti öncülüğünde gerçekleştiriyor. Muhalefet yıllardır basiretsiz. Tabii ki öfkelenmek serbest. Korkmak serbest. Değişim sancısız olmaz. Ama artık zaman farklı şeyler söyleme zamanı. Muhalefetin ortaya somut bir proje koyması gerekiyor. CHP ve MHP krizleri sömürmeyi çok iyi biliyorlar. Ama alternatif olarak ortaya bir tane bile siyasi proje koyamıyorlar. İşleri güçleri korku ve öfke edebiyatı. Bakın Baykal ne demiş "Bu iş çökmüştür, bu süreç bitmiştir. Hükümetin PKK ile böyle bir anlaşmayı taşıyamayacağı ortaya çıkmıştır." Belli ki pek memnun. Peki ne öneriyor Baykal? Yeni bir şey var mı söylediklerinde? Tabii ki yok. Bahçeli ise malum. PKK dağdan inerken MHP lideri kendisi dağa çıkmaktan bahsediyor. Aslında fena bir fikir değil. Bahçeli'nin belki de en yapıcı projesi bu olabilir.
Türkiye artık geriye dönüşü çok zor olan bir barış dönemecinde. Provokasyonlara, komplo teorilerine, korku tüccarlarına zemin vermeyelim. Hem içerde, hem dışarıda, Atatürk'ün de hayalini kurduğu "barış projesine" Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar yaklaştık. Zaman siyasi cesaret ve vizyon zamanı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN