WASHINGTON

"Türkiye'nin zaten bu işe pek niyeti yoktu. Şimdi protokolleri bütünüyle yok saymak için bahane yaratıyorlar. Oysa Ermenistan üzerine düşeni yapıyor." Evet, Ermenistan Anayasa Mahkemesi protokolleri onayladıktan sonra Ankara'dan gelen yorumlara Washington'dan gelen tepki işte böyle. Bilindiği gibi Ermeni Anayasa Mahkemesi "Zürih Protokolleri"ni 12 Ocak'ta onayladı. Daha doğrusu, söz konusu protokollerde Ermenistan anayasasına aykırı bir husus bulmadı. "Ermenistan Anayasa Mahkemesi eğer protokolleri anayasaya aykırı bulsaydı Türkiye'nin eli güçlenirdi ama şimdi top Türk tarafında" diyor yüksek düzeyde bir Amerikalı diplomat. "Oysa şimdi Ankara zorda kaldı ve topu taca atmak için elinden geleni yapıyor."
Ankara'daki havaya bakarsanız Ermenistan Anayasa Mahkemesi normalleşme sürecine ağır darbe indirmiş. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararı verirken protokollerin Ermenistan Anayasası ile çelişmediğini ve bu protokollerin Ermenistan'ın "soykırım" tezi ve davasından vazgeçtiği anlamına gelmediğini ortaya koymuş. Bu çok mu anormal? Neresi anormal? Ermenistan Türkiye ile normalleşme için protokollere destek verirken "soykırım" meselesini önkoşul olarak koymadı. Bu konuyu önkoşul olarak masaya getirmedi. O nedenle Erivan bütün dünyadaki Ermeni diasporası tarafından lanetlendi. Sarkisyan büyük risk aldı böyle bir önkoşul getirmeyerek. Peki, Erivan "soykırım" konusunu önkoşul yapmayınca biz ne sandık? Ermenistan "soykırım" iddiasından vaz mı geçti zannediyorduk? Biz bu kadar saf mıyız? Tabii ki vazgeçmediler. "Konuya tarih komisyonu bakacak" kararına vardılar. Unutmayın, Ermenistan için "soykırım" milli bir mesele. Böyle olmaya hep devam edecek. Onlar hep kendi tezlerini, Türkiye ise hep kendi tezini savunacak. Ama protokoller sayesinde iki ülke bu konuyu aralarında diplomatik normalleşme açılımı için önkoşul yapmamaya karar verdi. Yoksa Erivan kendi davasından vazgeçmiş değil. Anayasa mahkemesinin bütün yaptığı bunu ifade etmek.
Bir de tabii ki Ermenistan'ın Kars Anlaşması'nı tanımıyor oluşu tezi var Ankara'nın. Bu da inandırıcı değil. Zira protokoller bu konuda gayet açık. Protokolün 3 ve 5. maddelerine göre taraflar birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıyor ve mevcut sınırlara saygı göstermeyi taahhüt ediyor. Sonuç olarak Ermenistan üzerine düşeni yaparken, yeni önkoşulları masaya getiren Ankara. Protokollerde Dağlık Karabağ konusunda herhangi bir önkoşul yok. Oysa AK Parti hem Azerbaycan, hem de muhalefet nedeniyle bu meseleyi önkoşul haline getirdi ve protokolleri onaylamamak için bahane arıyor. Durum Washington'da açıkça bu yönde değerlendiriliyor. Sadece Washington değil AB ve Moskova da bu konuda mutabık. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçen hafta gazetecilerin soruları üzerine, "Karabağ ile iki ülke arasında normalleşme konusunu yapay bir şekilde ilişkilendirmek doğru değildir" dedi. Özetle, Türkiye giderek yalnız kalıyor. Erivan protokollerin ruhuna uygun adımlar atarken, Ankara yan çiziyor.
Bu gidişle Ankara ile Washington arasında ciddi bir kriz kaçınılmaz gibi gözüküyor. Nedeni gayet basit. ABD Kongresi'nde Ermeni lobisi harekete geçmek için gün sayıyor. Türkiye'nin protokoller konusunda olumlu adım atmaması işlerine geliyor. Ermeni lobisine göre bu yıl çok ciddi bir fırsat, çünkü İsrail lobisi Türkiye'ye ateş püskürüyor. Sağlık reformu dahil, Obama'nın Kongre ile pek çok konuda pazarlık yapması gerekiyor ve Demokratlar büyük ihtimalle Kasım 2010 ara seçimlerinde ciddi bir yenilgiye uğrayacak. Cumhuriyetçiler Kongre'de sayılarını artırmadan Ermeni lobisi ele geçen bu ciddi fırsatı kullanmak ve soykırım yasa tasarısını kabul ettirmek istiyor. Obama ise Ankara'dan protokoller konusunda istediği yardımı bulamayınca çok zor durumda kalacak. Daha şimdiden Washington ile bir Ermeni soykırımı ve 24 Nisan krizine hazırlansak iyi olur...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN