Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖMER TAŞPINAR

Popülist dış politikanın sakıncaları

WASHINGTON

Komşularla "sıfır sorun" politikasında bugün geldiğimiz yere baktığımızda, karşımıza trajik bir çelişki çıkıyor. Türkiye'nin en zor sorunları olan Kıbrıs ve Ermeni meselesinde problemler bir türlü bitmiyor. Sadece bitmemekle kalsa iyi. Bu sorunlar artık daha da büyüyor ve sadece çevremizde değil genel anlamda "Batı" ile ilişkilerde yapısal ve kronik çatlaklar yaratıyor. Kıbrıs meselesi AB'ye üyelik görüşmelerine, Ermeni meselesiyse ABD ile ilişkilere ipotek koymuş durumda. Eğer pek yakında mucizevi bir gelişme olmazsa Kıbrıs'ta "çözüm aleyhtarı" kamplar hem Türk hem de Rum tarafında seçim zaferleri kazanacak. Böylece Kıbrıs'ın zaten 3 yıldır Türkiye-AB ilişkilerini tıkayan boyutu kronikleşmiş olacak.
Ermeni meselesinde ise zaman geçtikçe durum daha vahim hale geliyor. ABD ile ilişkilerde gelinen durum ortada. "Model ortaklık" ve "altın dönem" derken birden süresi belirsiz bir şekilde Büyükelçimizi çekmek zorunda kaldık. Ermeni meselesi nedeniyle ABD ile kriz yetmiyormuş gibi, şimdi bir de aynı sorunun Avrupa boyutu işleri daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor; AB içindeki en güçlü destekçimiz İsveç ile aramız bozuluyor. Son olarak da, Başbakan Erdoğan'ın İsveç'e yapmayı planladığı ziyaretin iptal edilmesi yetmiyormuş gibi, şimdi nisan ortasında Washington'daki Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılımın da iptali söz konusu. Peki, bu işin sonu nereye gidecek? Neden dozu bu kadar yüksek tepkiler veriliyor?
Eğer Türkiye bu gidişatta devam ederse Batı ile ilişkilerinde "sanal" değil "gerçek" ve ürkütücü bir "eksen kayması" yaşayacak. Bu eksen kayması "sanal" olmayacak diyorum çünkü söz konusu kayma Kemalist-laik kesimin o çok korktuğu "İslamcılık" nedeniyle olmayacak. "İslamcı eksen kayması" söylemi kanımca içerdeki kutuplaşmanın siyasi puan kazanmak amacıyla dış politikaya kozmetik ve gerçeklerden uzak bir şekilde yansıtılmasından ibaretti. Bugün geldiğimiz noktada ise artık durum çok farklı. Kıbrıs ve de özellikle Ermeni meselesi nedeniyle yoğun olarak yaşadığımız krizler, Türkiye'de "İslamcılık"tan çok daha güçlü bir toplumsal zemini olan "ulusalcı ve milliyetçi" taban üzerinden yükselen bir "eksen kayması" anlamına geliyor.

AK Parti için ciddi riskler

Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştıran, izole eden, sinirlendiren bu krizler iktidar partisi tarafından soğukkanlı bir şekilde yönetilmediği takdirde ülkenin önüne çok daha ciddi krizler çıkabilir. AK Parti birden hiç farkına varmadan üzerinde yelken açmaya çalıştığı ulusalcı ve milliyetçi dalganın altında kalabilir.
Seçim ortamına doğru gidilen bugünlerde, dış politikada MHP ve CHP'ye oy kaptırmama yarışı bu nedenle AK Parti açısından ciddi riskler taşıyor. Daha açık ifade etmek gerekirse, Ermeni meselesinde yaşanan sorunlar nedeniyle, sadece Büyükelçi çekmekle yetinmeyip, krizi tırmandırmak ve resmi ziyaretleri iptal etmek pek de normal davranışlar değil. Bunlar ancak popülist bir dış politika yönünde siyasi tercihle açıklanabilir adımlar. Kendine güvenen bir iktidar normal şartlarda bu kadar popülizme ihtiyaç duymaz ve dış politikada bu kadar ciddi hatalar yapmaz. Keza Ermeni açılımını Karabağ meselesine endekslemek de aynı şekilde açıklanabilir. Eminim bu popülizm suçlamasından hoşlanmayan iktidar çevreleri bize 2004'te Kıbrıs'ta Annan Planı'na verilen desteğin ve 2008'de başlayan Ermeni açılımının ne kadar ciddi bir "popülizm karşıtlığı" ve siyasi cesaret gerektirdiğini hatırlatacaklardır. Haklılar. Ama bugün geldiğimiz noktada geçmişte gösterilen bu cesaret ve siyasi vizyona bir kez daha ihtiyaç var. Ankara, tıpkı o dönem yaptığı gibi, bugün de hep "bir adım önde" olma stratejisine geri dönmeli. Tekrar edelim. Eğer AK Parti Ermeni meselesinde gösterdiği tepkinin dozunu doğru bir şekilde ayarlama becerisini gösteremezse sadece bahsettiğimiz bu ulusalcı ve milliyetçi dalganın altında kalmaz. Aynı zamanda eksen kayması senaryoları gerçek olur ve Türkiye demokrasiye en çok ihtiyacı olduğu şu günlerde dış politikada gereksiz yere Batı'dan uzak tehlikeli bir koridora girer.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA