ÖMER TAŞPINAR ÖMER TAŞPINAR

Davutoğlu sonrası Washington

WASHINGTON

İlginç bir şekilde ikidir Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Washington ziyaretleri hesapta olmayan olaylar nedeniyle beklenildiğinden çok farklı gündemler tarafından belirleniyor. Bu sefer WikiLeaks belgelerinin internete düştüğü gün başladı ziyaret. Bundan önceki ziyaret Mavi Marmara trajedisinin yaşandığı gün gerçekleşmişti. Ortak nokta? Her iki kriz esnasında da Amerikan yönetimi zor durumda kaldı. Üstünlük Türkiye'ye geçti. Türkiye her iki krizde de haklı bir kızgınlık içindeydi. Endişeleri dile getirmek ve WikiLeaks örneğinde gördüğümüz üzere "Amerika'nın mahcubiyetini ve özürlerini" ifade etmesi görüşmelere damgayı vurdu.
WikiLeaks nedeniyle Obama yönetiminin Davutoğlu'na Türkiye konusunda herhangi bir eleştiri yapacak hali yoktu. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donillon ile "hasar tespiti" ve "kriz yönetimi" ağırlıklı görüşmeler oldu denebilir. WikiLeaks olmamış olsaydı, görüşmeler çok daha sorunlu olacaktı anlamına gelmiyor bu. Zira Lizbon'daki NATO zirvesinin iyi geçmiş olması ve "NATO Stratejik Konsepti" konusunda bir kriz yaşanmamış olması Obama yönetimini çok memnun etti. Bu nedenle Washington'da Türkiye konusunda bir iki ay öncesine oranla çok daha olumlu bir hava vardı zaten.
Peki WikiLeaks gölgesinde yaşanan Davutoğlu ziyareti nasıl bir izlenim bıraktı Washington'da ? Davutoğlu hakkında Washington'da üç farklı yorum yapılıyor. Akademik çevrelerde ve düşünce kuruluşlarında Davutoğlu'nun prestiji oldukça yüksek. Uluslararası ilişkiler konferanslarında Türk dış politikası, Davutoğlu'nun "stratejik derinlik" ve "komşularla sıfır sorun" vizyonu çerçevesinde olumlu bir şekilde ele alınıyor. Obama yönetiminin gözündeyse durum daha çetrefil. Davutoğlu'nun İran politikası, hiperaktif diplomasi anlayışı ve görüşmelerdeki pedagojik stili eleştiriliyor. Üçüncü yorumun odak noktası Amerikan Kongresi. Burası başka bir gezegen gibi. Kongre üyelerinin çoğu ve tabii ki Musevi lobisi Davutoğlu'na ateş püskürüyor. Türkiye'ye çok negatif bakıyolar. Türkiye'de bir eksen kayması yaşandığını ve İslamcı bir dış politika izlendiğini düşünüyorlar. Dünyaya siyah-beyaz, "ya bizimlesin ya da bize karşı" diye bakan Kongre için bu durum şaşırtıcı değil. İran ve İsrail meselesi nedeniyle iyi gitmeyen Ankara-Washington ilişkilerinin faturası bu kesimlerce Erdoğan ve Davutoğlu ikilisine kesiliyor.
Bu manzaraya bakarak Davutoğlu ziyareti için en zor geçen bölümün Kongre olduğunu söylemek mümkün. Sert tartışmalar yaşanmış ve oldukça gergin bir ortam oluşmuş. Unutmayalım ki, Kongre hem Amerikan kamuoyunun ne düşündüğünü yansıtması açısından, hem de Ermeni Soykırımı oylamasından tutun Türkiye'ye silah satışlarına kadar birçok konuda karar verici durumda oluşu nedeniyle çok önemli. Bu nedenle Davutoğlu'nun durumu birinci gözden algılamış olması önemli.
Ziyaretin diğer önemli bir kısmı Bakan'ın yaptığı konuşmalardı. Davutoğlu kanımca hem Brookings'de hem de Georgetown üniversitesinde analitik ve akademik kalitesi her zaman olduğu gibi son derece yüksek konuşmalar yaptı. Türkiye'nin iç ve dış politika dönüşümlerini birbirleriyle ilintili olarak anlattı. Öte yandan kendisini dinleyen kitle için belki fazla teorik ve tarihsel konuşmalardı bunlar. Türk dış politikasının somut konulardaki tutumunu merak edenler aradıkları cevabı bulamıyor olabilirlerdi. Bu nedenle Brookings'de oturumu yöneten kişi olarak kendisine Washington'da sıradan insanların İran, İsrail ve Ermenistan konularını merak ettiklerini hatırlattım. Bakan bunlara cevaben Türkiye'nin neden İran konusunda diplomasi dışında bir çözüm görmediğini, yaptırımlara Ankara'nın neden hayır dediğini, Türkiye açısından İsrail ile sorunun ne anlama geldiğini ve Ermenistan konusunda protokollerin halen Masada olduğunu açık bir dille anlattı. Sonuç olarak WikiLeaks gölgesinde önemli bir ziyaret daha böylece gerçekleşmiş oldu. Umarız Kongre'de bazı önyargılar bu sayede anlaşılmış oldu.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.